aşk; mantıksızlıklar silsilesidir ve bunun duygusal haklılaştırılışıdır
mum ışığının aldatması sonucu
senin kokunu buluyorum duvardaki gölgelerden
senin harflerinle bir şeyler yazmak
ya da büyük insanlardan bahsetmek
tüm aşkımızı bir kenara bırakmadan
seni acıtmak güzeldi
seni çok biçimli olarak düşünüyorum
bıkmadan
bir kâğıda acılarını yazmak ne kadar zor
sürekli akarken içime ellerini hissediyorum
ellerimde oyalanıyorlar
sevdin mi bu oyalanmayı
bencillikte üstüme yoktur bilirsin
öfkeni anlayamıyorum bu yüzden
yeni bir duygu gibi seninle uğraşmak
sana sinirlenememek
içimde dolaşmayı kes
her yerime dokunmayı
ödün vermemeliyim aklımdan derken
senin oluyorum sanki yavaş yavaş
bir kelebeğin peşinden koşmam ben
kanatlarına dokunamayacaksam
aşkın tüm travmasını yaşadık mı
hayatın içine oltalarımızı atarak
birbirimizin hayatlarını yakaladık
ruhlarımızı yem olarak verdik balıklara
izinsiz girdiğim odalar ve izinsiz açtığım kapılardasın
ellerime yön veren
üzgün bir kızın söyledikleriydi
aynasız güzelliğim benim
sadece bana bak
birbirimizi öldürmeyi bırakalım artık
ki seni yaşayarak ölümü seçtim ben
suyun üstünde kalarak becerdik bunları
ruhların buluşmasının ardından
yoldaki iki güzel yüzü görebildin mi
kol kola gezen iki farklılıktı sanki
bizi bile unutan hiçe sayan o iki vücut
hâlbuki ne kadarda beklemişlerdi birbirlerini
bir babanın söylediklerini tercih ettin
ateşli bir sevgilinin dilindekilere
geceleri seni kâğıtlara yazan bir adamım
yazarak bekleyen
cümlelerle yoları yaratan
küçük kızın yatağa girmeden önceki dilekleriydi bunlar
dünyaya gelmesinin laneti olarak bizi buldu
bir sürü acılı insan gördük oysaki
hiçbiri senin gibi değildi
bu yüzden
seni korumama izin ver
Can Murat DEMİR







