DENEME // Damarlı Mermer 171 görüntülenme

Damarlı Mermer

İnsanın ne olması gerektiği konusunu düşünmek? Deli edici olsa gerek ki daha çok olmaması gerekenleri yaşadığımız bu evrende insan denilen şey sadece içi kof bir takım kavramlarla doldurulmuş durumda.İnsan nedir? İnsan neyle beslenmelidir? İnsan tam olarak neye muhtaçtır ya da açtır? İnsanı bir fenomen haline getiren dini inançlar ve tabular yıkılmalı mı? İnsanın düşünen bir hayvan olduğunu söyleyen antik çağ anlayışı artık eskilerde kaldı ve önemini yitirdi! Çünkü günümüz insanı yani modern insan; sadece basitlik deryasında kaybolan bir asalak gibi yaşıyor. Canavarlığını yitirdi, tamamen teslim olmuş durumda. Tanrıya karşı hesap vereceği günü bekleyen bir ateşli mürit olup çıktı. Saçmaladı, düşünemedi, kurgunun ortasında olduğunu idrak edemedi. Edilgin bir ruhla hareket edip kendisine verilenle yetindi. Eski açgözlülüğünü ve kinini unuttu. Yok etmeye meyilli bir bedenle ormanları yakan insan şimdilerde sarhoşlukla dua ediyor. Evren ona göre küçülüyor ve bu küçülmenin nedeni kıyamet… Sadece tanrının kıyameti ve tanrının sözleri için yaşlanan bir sürüdür insan-insanlık. Bu yüzden insanlık güruhu sadece kendini içten içe yemeyi çok iyi bilir. Değersizliğini hayallerinden alır. Unuttuğu tarihini başucuna yazan bir savaşçı değildir artık. İnsan günümüzde tepkisiz bir köledir, talihsizlik olarak kendi kendisinin uşağıdır. Aşağılığın verdiği korkuyla cesaretini yitirmiştir. Ezilmeyi bir lütuf sayan bedeni, eskisine nazaran köhnemiş bir aydınlıktır artık. Ne yazık ki kendisini ve zekiliğini unutmuş bir şeydir, boşlukta yer kaplayan bir şey… Bir taş, bir ağaç, bir küçük kız çocuğu gibidir, saf ve uyurgezer bir halde kendisini aramaktadır. Yatağından (mabetinden) uzaklaştıkça ağlamaktadır ve kendi gölgesinden korkmaktadır.

İnsanlık denilen şey hayaletlerle savaşan bir hayalden ibarettir. İnsanlık bunlarla uğraşır: kendi yarattığı karanlıkta debelenen bir cin gibidir. Kendi kendini hapseden bir saçmalıktır insanlık denilen… Özgür inkâr yeteneğini unutmuş bir yığındır ve düşünce boyutunda bir yer kaplamayan şeydir insanlık… Tamahkârlığını sadece kendi içini oymakta kullanan bir içi geçmişlik halidir insanlık. Hayatın neresini tutarsa kurutan bir çöldür ve bu haliyle işimize yaramayacağı kesindir. Bir pislik içinde hazine arıyoruz sanki… Çok zor olsa da bu çetin yolculuğu kabullenmek büyük bir fedakârlık olsa gerek. Ki bu metinin yapacağı şey bu sancılı fedakârlıkla özlenen insanı aramaktır; olmamış insanı ulumaktır yeryüzüne.

Damarlı Mermer Neyi İfade Etmelidir?
Damarlı Mermer=Yeni İnsan, Olmamış Olan, ya da Özlenen Şey olarak bu metinde müjdelenen ve ululanandır. Yok edilmeye maruz kalan ve alaşağı edilen eskimiş bir özlemdir, bu metinle ayağa kalkmaya teşvik edilen şeyin ta kendisidir. Bu metin, olmasına imkân verilmeyen bir kötülüktür insanlık için.

Gelelim damarlı mermer fenomenine…
Evet, üzerinde birçok damar vardır bir mermer kesitinin. Ve bu damarlar birbirine geçmiş girift bir haldedir. Kırmızı, mavi, siyah, gri renkte birçok rengi barındırır bu damarlar. Ama asıl önemli olan bu renklerle birlikte bu damarların kendisini bize ne kadar takip etme izni verdiğidir. Yani mermer bize neyi ne kadar anlatmaktadır? Bizim onu anlamamıza ne kadar izin verir? Onu özüne kadar ne kadar takip edebiliriz? Bu soruların cevabı şudur: Mermer bize hiçbir zaman sırlarını tam anlamıyla vermez, vermeyecek de. Sadece bu metinde olanlar gibi tahminde ya da öngörü de bulunmamıza izin verecektir. Amacım sadece özlenen değerlerin bu beklenen şeye yüklenmesidir, bu bağlamda bu metin bir varsayımdır ve kehanettir diyebiliriz.

Beklenen şey “Mermerdir”, Damarlarını Gizlemeyen Bir Mermer… “O” vasat insana bir alternatif ve onu yok eden bir sertliktir… Bu duygu, uyuşukluğa karşı bir enerji patlamasıdır. Ve dillenerek hep şunu söyler:”Aptallık Hakkım Yok!” Ahmaklığın Mezar Kazıcısıyım. Ve devam ederek: ”Zeki ve tehditkâr olmalıyım, kendimdeki gücü hissetmeliyim ve sonuna kadar giderek kurtarmalıyım yitirilmiş olanı. Bu bir erkeğin sertleşmesidir.
Diplerde saklanan şeytani güdüler… İnsanlığı dumura uğratacak olan güdüler ordusu… Bir güçlü şey… Araçların değil amaçların konuşulduğu dünyaya dönüşün simgesidir bu sertlik… Amacı, hayatı bir araç haline getirip hüküm süren ortalama değerlerin yok olmasını sağlamaktır. “Damarlı Mermer” bu olmalıdır. “Yaratıcı esaret ve sertliğin buluşması olarak”

“Gücünü acımasızlığından alan ve sürpriz yıkıcılığı barındıran şeydir damarlı mermer”

Evet. Damarlı mermer tam olarak budur! İlk etapta yozlaşmasını okuyabildiğimiz insanlık ve diğer tarafta akıl almaz güzellikte olan, beklenen ruh… İlk bakışta asla çözemezsiniz onu. O gizli bir düşmanlıktır!
Acıyla yoğrulmuş bir hayatın müjdecisi olarak yaşanan hayata azılı bir kindardır o. Hayatın ikiyüzlülüğüne ve sahteliğine bir pislik muamelesi yapan bu şey tam olarak tüm insanlığa şahit oldu.  Hayatın içindeki seçilmişliğe yeni bir öldürüş biçimi getirdi. Ölümden yeniden doğma ve bunun azizliğini bağırdı. Acıya tapmasının altında yatan şey tam olarak buydu. Temsil ettiği şey kesinlikle bilinen aydınlıktan uzaktı ve ne zamandır hapisti. İlk sorusu şu olmalıydı; “Felaketini kendi yazan bir insan gördünüz mü?”

Son
Ortaya çıkacak olan enerjiye bakılacak olursa ki bu bariz bir yıkımdır; bu düşmanlık ve kaba içgüdülerin kesinlikle yandaşlığı olacaktır. Tahammülsüz ve durdurulamaz bir zorunluluk… Büyük bir iştah ve heyecan! Kaosun 7 tanrısını aratmayacak kadar hınç dolu… Kötülük parafilisinin dillenmesi… Doymayan bir katil… Bir cerrah…

Mermer dilleniyor!

İlk görünüşte sakin ve huzurlu gibi görünen dünyasal bir şarkı o. Kendi kendisinin şahidi olan ve anatomisini tanrıdan kurtarmış yeni tasarım.

Sert Ve Damarlı Mermer öngörüsünü Schopenhauer’dan aldım ve onu sıkılgan ve yaratıcılıktan kurtararak bir canavara dönüştürdüm. O artık bir sonun başlangıcı ve çok güçlü. Ne sanatçı ne de sıkılgan bir bilge… Yepyeni bir doğumun habercisi… İnatçılığıyla saf bir metal…

Can Murat DEMİR



2 Yorum yapılmış " Damarlı Mermer "

  1. Can (ım) diyor ki:

    kaç kere okudugumu bilmediğim ve daha da kaç kere okuyucagım….

Yorum Yapın

Felsefe Hayat © 2012 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz içeriği kopyalamak yasaktır. Köşe yazarları kendi fikirlerinden sorumludur.