Eline kâğıdı kalemi boşuna alma! Eğer onlar isterse yazabilirsin. Ama boşuna bekleme, çok nazlıdırlar ve birazcıkta asi. Kendileri isterse gelirler ve istedikleri zamanda giderler. Ama geldiklerinde sakın kaçırma onları sımsıkı tut. Çünkü bazen aylarca beklenir bu misafirler bazen saatlerce. Çünkü bu onların insafındadır. Yazanlar iyi bilir kimlerden yâda nelerden bahsettiğimi, kısaca biz ilham perisi deriz onlara. Yâ da ilham ve tayfası… Çok inatçı, bazen cimri, bazen cömert ve bir o kadarda çekingen olan ilham perileridir bahsettiğim.
Söylenildiği gibi boşuna bekler yazar ilhamını. Çünkü o kendince gelmelidir ve bu en doğalıdır; tabii ki aynı zamanda en lezzetlisi de. Ama yazarda kendince sabırsızdır, hak vermeliyiz ki kâğıdın kalemin başına geçince yazmak ister. Ama bahsedilen ilham perileri sürekli şakalar yaparak bu süreci böler, aksatır, yavaşlatır. Ne hazindir ki yazarın istediği bu değildir. Ama gelin görün ki bu sancılı süreç kesinlikle tüm yazarların sorunudur; yani ilham perilerinin izin verdiği ölçüde yazmak ve üretmek.
Aristokrat bir ritüeldir, ya da ayrıcalıktır perileri bekleyiş aşaması. Ne dersiniz belki de onlarda farkındadır bu kadar biricik olduklarının, vazgeçilemez olduklarının. Bunu en iyi yazara acı çektirerek sergilerler ve ispat ederler. Bu yazara karşı girişilen en kurnazca suikast girişimidir sanki.
Bu hınzırlıkları yaparken özgürdürler. Ama tüm bu oyunlar, kandırmacalar her ne olursa olsun yazar için vazgeçilemez bir seramonidir. Çok özel bir ilişkidir bu yönüyle. Çünkü bu aynı zamanda birbirine garip şekilde bağlanan farklı dünyalardan iki yaratığın serüvenidir, etkileşimidir. Bunun adı yazma serüvenidir. Sanki yazar bu hikâyede muhtaç olduğu perilere rağmen bir külkedisini canlandırır. Bir bekleyiştir bu serüven, ümitlerle bezenmiş uzun veya kısa bir bekleyiş.
Can Murat Demir







