Anadolu Selçuklu döneminden kalan en görkemli yapı kabul edilen Divriği Ulucamii ve Şifahanesi, UNESCO Dünya Mirası listesindeki eserlerden biri… 1229′da, Mengücekoğulları’ndan Ahmed Şah ve eşi Turan Melek tarafından yaptırıldı. Hürremşah Usta tarafından mimari konsepti, heykel nitelikli bezemesi ve yontularıyla tarihi bir anıt olarak ortaya çıkarıldı. Evliya Çelebi’nin, “Övmek için söz yetişmez” dediği Divriği Ulucamii Külliyesi, Prof. Doğan Kuban’ın çabalarıyla yeniden gündemde. Sanat tarihi alanında çalışan yerli ve yabancı hemen herkesin yakından tanıdığı Prof. Dr. Kuban’ın 1965′te tanıştığı Divriği’nin Türk ve dünya kültür mirasındaki hak ettiği yeri alması için sürdürdüğü çabalar geçen yıl yeni bir aşamaya ulaştı.
Kültür Bakanlığı ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) destek ve işbirliğinde, mimar ve fotoğrafçı Cemal Emden’in karelerinden oluşan Cennet’in Kapıları: Divriği Ulu Camii ve Şifahanesi’nde Hürremşah’ın Heykeltıraşlık Sanatı başlıklı sergi İstanbul dahil, dünyanın pek çok kentini gezdi; bu yılın sonuna dek ise UNESCO’nun Paris’teki merkezinde kalacak. Geçtiğimiz günlerde ise bu çalışma, YEM Yayınları tarafından ‘prestij kitap’ olarak basıldı. Kitapta, sergi fotoğraflarıyla birlikte Prof. Dr. Kuban’ın yazıları yer alıyor.
‘KLİŞELERDEN UZAK’
İstanbul’ da dün düzenlenlenen basın toplantısında Prof. Dr. Kuban, Divriği Külliyesi’ni Selimiye’yle birlikte Anadolu Türk mimarisinin en mucizevi eseri olarak niteledi.
Doğan Kuban, “Divriği klişelerden uzak bir yapı. Kanaatimce Selimiye’den bile önemli. Ustası Hürremşah bilinen şablonların tamamen dışına çıkabilmesi sebebiyle en az Sinan kadar büyük bir sanatçıdır. Kullanılan bezeme ve oyma teknikleri sayesinde külliye dünyada heykel kavramı içerisinde değerlendirilebilecek bir önceliğe sahip. Divriği, Batı medeniyetinin mimari ve heykel tanımlamalarının dışında kalan bir ilktir” diye konuştu.
www.sabah.com.tr







