FİLM // The Crow 70 görüntülenme

The Crow


Her zaman yağmur yağmaz

Onlar yakında evlenecekti hatta davetiyeleri bile hazırdı. Ama olmadı, şehir yakılıp yıkılırken şeytan her yerdeydi. Çünkü ölüm ve kötülük tüm dehşetiyle sokaklarda kol geziyordu. Bu şeytanın günüydü.

Aşk ölümsüzdür. Hatta kızgın bir erkeği bile mezarından kaldırabilir. The Crow, birbirine deli gibi aşık bir çiftin ölümle olan imtihanını konu ediniyor. Bu anlamda aşk ve ölüm temasını çok iyi işlemiş bir film.

Bir kuzgun mezar taşına konar ve Romeo canlanır… İşte hikaye böyle başlar. Artık ne ölüdür ne de canlı… Bu adamın aklında sadece sevgilisinin öcü vardır ve sevgilisine tecavüz eden btünü pislikleri öldürme isteği. Başrolünü Brandon Lee’ nin aldığı The Crow, serinin ilk filmi ve kesinlikle en güzeli. Sürekli karanlık içindeki şehir, fantastik kahramanlar bir uyum içinde yanstılımış. Baş karakterimiz Eric Draven’ ın siyah beyaz makyajı ise gerçekten görülmeye değer. Eric, cehennemden çıkan bir aşk meleği gibi çatılarda gitarıyla sololar atar ve kadınına tecavüz eden serserileri teker teker avlar.

The Crow, aşkın ve sadakatin, kötülük karşısında neler yapabileceğini ispatlayan bir film.

Gerek hikayesiyle gerekse Brandon Lee’ nin çekimler esnasında ölmesi filmi daha da cazip kılmış hatta kült sınıfına taşımıştır. Aşkın tanrılaştırıldığı ( Dracula‘ dan sonra) en güzel filmlerden biri ve harika müziklere sahip görsel bir şölen.

Can Murat Demir



Yorum Yapın

Felsefe Hayat © 2012 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz içeriği kopyalamak yasaktır. Köşe yazarları kendi fikirlerinden sorumludur.