Albert de Salvo (Boston Canisi)

Ben mi? Ben kadınlara zarar vermem, ben kadınları severim

Kısa hastalıklı hayatı boyunca Salvo’ya birçok lakap takılmıştır. 20’li yaşlarının sonlarında ona “ölçü alan adam” denilirdi. Bir mankenlik ajansı için model arıyormuş gibi kapı kapı gezen, bir cinsel tacizciydi. Kapıyı açan kadınlardan birisi, ona kanıp ta içeri alacak olursa bir mezura çıkarıp kadının ölçülerini almaya başlar. Böylece kadının orasını burasını elleme fırsatı yakalardı.

Kısa bir hapis süresinden sonra, birkaç yıl içinde, cinsel tacizden tecavüze terfi edip 1960’ların başlarında 2 yıllık bir sürede New England’ da yüzlerce kadına saldırdı. Bu süre içinde “Yeşil Adam” diye anıldı. Çünkü suç işlerken yeşil işçi kıyafetleri giymeyi tercih ediyordu.

Ancak onun 3. lakabı ona sonsuz kötü ününü kazandırdı. 1962 ‘de De Salvo, “Boston Canisi” olarak tanındı. 18 aylık bir dehşet hükümranlığı boyunca 13 kadını vahşice öldüren tatlı dilli bir sadistti.

Diğer bazı şeylerin yanında De Salvo’nun şeytani bir libidosu vardı. Günde en az 6 defa seks yapmak istiyordu. Kadınlara tecavüz edip onları boğmanın yanında, cesetleri de tahrip etmekten hoşlanıyor, cinsel organlarına şişeler, süpürge sopaları sokuyordu.

A’ dan Z’ ye Seri Katiller Ansiklopedisi

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Uzun Bir Yas Tutuyorum

Uzun bir acıya yas tutan geleceğimle bir çukura bakıyor yıllardır gözlerim. Enkazlarımızı gömüyor her gece dünya. Sabahları gözü ağlamaktan şişmiş, düşleri morarmış bir çocuk...

Durmak: Ruh İçin Bir Söylenti ya da Serzeniş

Tüm eylemlerimizin boşunalığı üzerine önsöz Durmak. Tavandaki geometrik şekillere bir tanrı mucizesiymiş gibi bakmak, onlara hayran kalmak. Büyülenmek. O anki ruh halini sanki hiç değişmeyecekmiş...

Şiir Üzerine

Bizde olsun, Batı' da olsun, şiir üstüne ama ozanlarca yazıları okurken kendi kendime, "Ozanlar şiir üstüne niçin yazarlar?" diye sorarım. Sözgelişi bir ozan, "Somutlayın!"...

Ölmemekten Ölmek

göz kapaklarımın üzerinde ayakta duruyor ve saçları saçlarımın içinde biçimi ellerimin biçiminde gözlerinin rengi gözlerimin renginde gölgemde yitip gidiyor tıpkı bir taş gibi gökyüzünde. gözleri var her zaman açık ve bir...

Bir Oğuz Atay Senfonisi ya da Ondan Geriye Kalanlara Dua

BİRİNCİ KİTAP (Acıya giriş) Bu kitap giriştir. Giriş, bir hayatın başlangıcını, keşmekeşindeki ilk acı basamağını temsil eder. Bu şu demektir; her insan özünde Hitler denilen...

Gerçeğin Algılanması

Karanlığı kendi güçsüz ışığıyla aydınlatmak isteyen sokak lambaları, yağan yağmurda bir kibrit çöpüne benziyordu. Kimsesiz sokakta yağmurun sükutu bozmasından başka sükutu bozmak isteyenlerin kaybolması şaşırtıcı...

Ben; Şaman

Ölümden bahsediyoruz, şaka değil, birinin intiharı burada söz konusu olan. Zamanının tamamını sahibi olduğu barda geçirmekte olan Arda, tatil için Türkiye’ye gelmiş olan müşterilerinden bir...

İtiraflar

Aurelius Augustin,375’te Kuzey Afrika’da, Numidya’da doğar. Babası pagan, annesi Hıristiyandır. Kuzey Afrika’da Hıristiyanlığın öncülüğünü yapanların çoğu gibi, o da hitabet eğitimi almış, daha otuz...

Müzik

Biz "Yaprak" ı çıkarırken, birlikte kaleme aldığımız bildiride, "halı verir, kilim alırız- şarkı verir, türkü alırız..." diyorduk, ama kilimin resmini yapan ressamla, türkünün müziğini...