Ana SayfaSeri katilAlbert Fish (Öcü Adam)

Albert Fish (Öcü Adam)

Elektrikli sandalyede ölmek ne de büyük bir zevk olacak! Bu tadacağım en büyük zevk olacak. Şimdiye dek tatmadığım tek zevk!

Fish’ e Amerika’nın öcüsü adı verilmiştir ve bununda iyi bir nedeni vardır. Sevimli bir ihtiyar görünümü altına gizlenmiş, bu korkunç yamyam, tüm ebeveynlerin karabasanıydı. Çocukları hoşlarına gidecek bir vaatle kandırarak ortadan kaldıran bir iblis.

Halkın ilgisini Fish’ e dönmesine neden olan suç, 1928′ de Grace Budd adında 12 yaşındaki sevimli bir kız çocuğunun kaçırılıp öldürülmesiydi. Ebeveynleriyle arkadaşlık kurmasının ardından Fish, şeytanca bir yalan uydurdu yeğeninin doğum günü partisinin olduğunu söyledi ve Grace’ in gitmek isteyip istemediğini sordu. Bir büyük baba gibi görünen bu ihtiyar adamın bir canavar olduğunu bilmelerine hiçbir imkan olmayan bay ve bayan Budd daveti kabul ettiler.

Fish, küçük kızın Newyork’un kuzey banliyölerinden birinde yakınlarında hiçbir bina olmayan terkedilmiş bir eve götürdü. Burada onu boğdu, vücudunu parçalara ayırdı. Ve parçaların bir bölümünü kaldığı pansiyona getirdi. Burada kızın etini havuç, soğan ve jambon dilimleriyle tam bir yamyam yahnisi şeklinde pişirdi. Bundan sonraki 9 günü odasından çıkmadan bu iğrenç yemeği yeyip devamlı mastürbasyon yaparak geçirdi.

Bu adam bütün ömrünü, acı vererek, hem kendisine hem de başkalarına geçirmişti. Diğer birçok seri katil gibi Fish de bir din manyağıydı. Ve günahlarının cezası olarak kendisine çok tuhaf işkenceler yapmıştı. Deri kayışlarla ve her yerinden çiviler fırlamış sopalarla kendisini dövmek, kendi dışkısını yemek, kasıklarına dikiş iğneleri sokmak gibi. Yaraladığı ve öldürdüğü çocuklar, onun kaçık zihninde tanrıya verilen kurbanlardı. (Acayip zevklerinin arasında idrar yoluna gül sapı sokmak ta vardı.) Hapishane de çekilen leğen bölgesi röntgeninde mesanesinin etrafındaki alana sokulmuş 29 iğne bulunmuştu.

A’ dan Z’ ye Seri Katiller Ansiklopedisi

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Aydın Üstüne On Sav

1. Aydın sakladığı, saklamaya çabaladığıyla kendini gösterir. Kısaca söylenirse, aydın sakladığıdır. Nedir saklamak? Neden saklar insan? Neyi saklar? Çağımız saklayan insanların çoğaldığı bir çağ. Çağlar...

Üç Frenk Havası

1. Capriccio Alum Gülünç bir ölümle öldü deniyor Max Stirner için çünkü mahvına sebep nihayet bir sinektir ama Fanya Kaplan nasıl öldü diye sorarsak sanırım işimiz fazlasıyla ciddileşir. Bize ne...

Türküler

Öylesine geniş ki yüreğim bir deniz gibi, Güler yüzün bir güneş ışığınca Tatlı ve derin yalnızlığında, Dalganın dalgaya sessiz karıştığı yerde. Gece mi bastırdı? gün mü yoksa? bilmiyorum. Güler...

Ben Biraz Saçmalasam mı Acaba?

Soluna bakmadan yürüyemez ki insan; yürümeye kalksam, ben şimdi yürümeye kalkışsam sahipsiz sokakların soğukluğunda ya da var olmaya mı çalışsam acaba? Var olamasam mesela;...

Bekleyen

Sen, kaçan ürkek ceylânsın dağda, Ben, peşine düşmüş bir canavarım! İstersen dünyayı çağır imdada; Sen varsın dünyada, bir de ben varım! Seni korkutacak geçtiğin yollar, Arkandan gelecek hep ayak...

Üzülme Bubulinam, Tanrı Var!

Kaburga mirastır der Peygamber Elma yasak! Tanrı kuralcı! Şeytan kadın! Aden görünmez olur ufukta, Anneciğim bak bu su, bu toprak, bu insan Öyle korkma hemen, öyle teslim olma...

Evet, Hiç Öldürür, Şakası Yok!

Öncelikle Merhabalar hocam; umarım iyisinizdir: Bu sizinle ikinci röportajımız olacak, bundan önceki röportajda Max Stirner’ın Biricik ve Mülkiyeti hakkında konuşmuştuk; bu kez son kitabınız "Hiç: Sınır...

Yalnız Bir Katil Öyküsü

Son cinayetimin üzerinden beş yıl geçti. İşler eskisi gibi yürümüyor artık. Beş yıl önce ifadesi alınan yüz kadar kimseden sadece birisiydim. Bunca zaman geçmesine...

Parçalanmadan Yaşamak

parçalanmadan yaşamalı insan küçük atomlara ayrılmadan mesela korkmadan ölmeden dua etmeden örneğin kül olmadan gri toprakta parçalanmadan yaşamalı insan karanlıktan korkmadan insanlara değmeden usulca yağmur gibi kaçak parçalanmadan yaşamalı insan içindekileri döke saça zehir zemberek çığlık...

Boşluklardan

Boşluklar doldu rüyalarıma birer birer kaybettiğim her hayalimden sonra. Beni korkutan boşluklar. Kendimi kaybettiğim labirentler… Dolandıkça ve koştukça içinde düşüp kırdım dizlerimi korkumun boşluklarında. Rüyalarımı...

“Fikirler İçin Ölmek”: Ölümsüz Bir Felsefenin Anahtarı

Felsefe Yapma Nedir sorusunun binlerce yıldır yankılandığı ölüm-yaşam çizgisinde, filozofların bu soruya verdikleri cevaplar, onların, düşünce sistemlerinin ne derecede hayatlarına tatbik edebildikleriyle alakalı olarak...

Gecenin Soluğunda Asrın Geleneği: Sadakatsizlik

hayatın anlam kazandığı yerlerdeyim. fahişelerin dar sokaklarında, bağımlıların kol gezdiği kaldırımlarda travestilerin ıslık çaldığı koyu lacivert gecenin içinde, tinercilerin solgun suratlarında, loş, küf kokan barlarda... hiç sıradan insanların arasında değildim,...

Edebiyatı Yeraltına Çekmek

Her insan içindeki filozofa yenik düşeceği zamanı kendi belirlediğinde gerçek vicdana ulaşmış olur. Dolaysıyla vicdanın zamansal ve sezgisellik içerdiğini görürüz. Anlatmaya çalıştıklarım sezginin açtığı...

Trans ve Tarihçesi

G. Lapasade’nin çok zor bir çalışma olan bu denemesi fizik ve fizik üstü arasında mevcut olan ilişkinin pek küçük bir kesitinden söz etmektedir. Kitapta...

Entelektüel Şiir

Ahmet Oktay, “entelektüel uçlarını sürekli abartan bir şiir, sonunda yapmacıklığa /züppeliğe dönüşebilir kolaylıkla” diyor (Gece Defteri, YKY, 1998) ve ben bu saptamaya bütün kalbimle...