sevmek-ask-adam

Ağzı kan kokuyordu. Ve senelerdir sevgilisini bu yüzden öpmemişti. Bazen bu eksiklik canını sıkmıyor değildi. Bazense özgürlüğü veriyordu. Sanki içten gelen bir şeydi öpmemek, öpememek… Özgür olmak ve öpememek…

Tüm istediği buydu sanki. Islak bir öpücük tam bir fiyaskoydu bu adam için. Tam bir hezeyan… O kupkuru dudaklarınla yaşamayı seçmiş bir münzeviydi. Şu sefil hayatında en son istediği şeydi “AŞK”.

Ne zaman bunu düşünse ağzındaki tat metalimsi bir hal alıyor,sanki dilini bir yük treni eziyor gibiydi. Bu onun tek çaresizliğiydi. Ona göre aşk, sadece yalnızlığın, bir trenin ve metalimsi bir kaçışın öyküsüydü.

Ne yapsa olmuyordu; aklı fikri günlüğüne düştüğü şu nottaydı: “Aşk şeytanı yener!” Günlüğüne şu adı takmıştı: “Hiçliğin Palyaçosu”. Bu ad ona çirkinliğini hatırlatıyordu, çirkinliğini ve acizliğini… Özellikle gülerken çok çirkin olduğunu biliyordu. Ama yine de bir annenin sevebileceği bir yüze sahipti,bu düşünce bile onu güldürüyordu bazen. Bir lağım faresinin son yemeği gibi saklanıyordu ve tedirgindi insanlardan. Ve tüm sokaklar ona aitti, tüm yalnızlıklar ve tüm kızlar ve tüm hayat…

Bu adam bendim kısaca hayatı zehir eden biri: “Hiçliğin kini, müridi, kifayetsiz olan yoz bir çığlık…

Can Murat Demir

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.