Öfkemi ben mi kontrol ediyorum yoksa o mu beni? Kafamdan akıl almaz şeyler geçerken sürekli kendimle mi çelişiyorum, yoksa oldukça tutarlı bir teoriye mi sahibim? Bundan bile emin olmadığıma göre? Yok, hayır, sanırım ben sadece yaşantılarımla oradan oraya sürükleniyor ve gitgide inançsızlaşıyorum. İnançsızlık…

Güzel olan her şeye karşı yavaşça ve sinsice oluşan bir inançsızlık… Aşka, sevgiye, umuda ve daha nice güzel şeye dair… Belki de gerçekten, insanlar sadece kendisine hizmet etmektedir. Sadece çıkarlar ve yıkılmaz ego!

Aşk mesela. Sevdiğin insanı mı seviyorsun, yoksa onun yarattığı duyguları mı? Arzu edileni mi seviyorsun, arzu etmeyi mi? O gittiğinde onun gitmesine mi üzülüyorsun, yoksa içinde oluşuveren yenilgi duygusuna mı? Söylesene hangisi? Cevabını bilmiyorum. Cevabı zihnimin arkasında saklanan bir yerlerde ama çıkartamıyorum. Tek bildiğim şey inancımı yitirmemeyi umuyorum. Ya o haklıysa? Ya gerçekten ümit işkenceyi uzatmaktan başka bir şey değilse?

Ve sonuç mu? Sonucu bilmiyorum. Ondan sebep, sadece üç nokta…

Ceren Abaza

3 YORUMLAR

  1. öfke kontrol edilebilir olsaydı adı öfke olmazdı.
    inançsızlık, temel insani güven ihtiyacının karşılanaması sonucu oluşmuş gibi duruyor.
    dünya bakılabilecek pek çok seçeneği olan pencerelerle dolu. karamsar çerçevden bakınca elbette gerçekte bundan etkilenmiş şekilde görünecektir. ama içten içe manzaranın özündeki iyiliği görmüşsündür, en azından bir zamanlar.şu anki yoğunluk gelip geçici.ileride bu yoğunluğu istesende hatırlayamayacaksın.
    duyguyla soyutlukla konuşana, mantıkla cevap vermek etkisiz olabilir. dünyaya mantık penceresinden de bakmayı ihmal etmemek lazım. tek nokta.

    • söylediğiniz anahtar kelimelerden şunu çıkartıyorum, “şu an neysen ileride kesinlikle o olmayacaksın!”

      ben de diyorum ki içselleştirilmiş bazı değerler vardır ve bu değerler insanın hem ön yargılarından, tecrübelerinden daha da ileri gidersek, onun karakterinden beslenir, bu durumda yapacak bir şey yoktur, yaratma gayreti bu sayede başlar, “karamsar hayvanlar” tabirinin altında bunlar yatar, kişi hayatını kendi yaratmadığı için karamsardır, ahlak ya da insan formu onun fiziğine ya da ruhuna aykırıdır ve bu yüzden hep melankoliyi seçer. kendince haklı olarak…

      yaşasın yaratıcı karamsarlık yaşasın onun asil türevleri olan sanat eserleri!!!

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.