”Ben biliyorum, sen unutulacaksın. Dilimden düşeceksin ve elini kolunu yara edeceksin şüphesiz. Geçsin diye öpmeyeceğim bu sefer. ”Bir şey oldu mu?” diye sormayacağım bile. Aklıma geleceksin, temiz gecelikler vermeyeceğim sana. Oturacak yer bile bulamayacaksın. Radyo çalmayacak. Kahvaltıda çay olmayacak. Aklımdan çıkacaksın, çok üşüyeceksin ve hırkanı almak için döndüğünde kapıyı açık bulamayacaksın. Anahtarın kırılacak en basitinden.

Çorapların içeride kalacak. İçimde konaklamak varken, sen içimden geçeceksin ve farkında bile olmayacaksın bir kazaya kurban gittiğinin. Çarptığın duvarın dibine tüküreceğim. Mezarının yerini merak bile etmeyeceğim. Ağzımdan kaçacaksın bir rakı sofrasında, ”ağzına sağlık” diyecekler -kinayeli kelimelerle- ağzıma eder gibi. Ama hep seni kınayacaklar, beni değil. Sana ”bırakmış”, bana ”bırakılmış” diyecekler; gurur duyacağım sevmişliğimle. Sen çok utanacaksın: biliyorum. Ve ben biliyorum, sen unutulacaksın.”

Selim Tuncay

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.