Bir hayli dargın sayfalar, meçhul bir nedenle dürülür tenine değince kalemim. Bir hayli üzgün, bu mahzun bakışlı sayfalar. Ama elden ne gelir, olmayınca insanın içinde dert, karalayamıyor koca beyazlığı. Olsa da dert, dökemiyor, yazamıyor kimi zaman. Küçük büyük fark etmiyor; düşünce insanın içine en pıhtısından bir sıkıntı, aklın gecesinde dolunaylar yaratıyor.

Küskün oluyor düşünceler, yalnız, kuytularda dolanıyor beden, kayboluyor toplum denen o karanlık çukurda. Aklının karanlığında dolanıyor dolanıyor, bulamıyor yolunu. Düşünce derdin içine insan; doğrulamıyor günün sabahına. Gamlı feryatlarda arıyor gerçeği; kırılmış bakışlarda, titreyen ellerde bulmaya çalışıyor kendini. Soluk alabildiğine her gün anlamlar arıyor, sayfaları karalayacak, sözcükleri boğacak, aklını dinginlikle dolduracak bir küçük anlam… Ama neylersin, tanrı kilitlemiş gibi dilini, mühürlemiş gibi ellerini öyle susar, şimşekler çarparken içinde.Görsen belki dağları yıkarsın bu ne hüzün diye, görsen feryatlar koparırsın bin can namına. Fakat gizlemiştir tanrı insanın kendisini kendinden; öyle ki kendi bile ulaşmasın yalnızlığın bu erbabına diye. Öyle ki prangalar vurmuştur içindeki isyan özlemiyle tutuşan varlığa. Neylersin, ulaşamazsın. Yalnız yaşarsın her zaman. Yalnız ölürsün tenha bir vakitte. Dertlerinle… Özlemlerinle… Sevgilerinle…

Ali Çelik

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.