‘MS 408’ adı verilen kitabın özelliği, yeryüzünde henüz hiç kimsenin anlayamadığı veya çözemedeği bir dilde yazılmış tek kitap olması…

okunamayan-kitap

Taraf Gazetesi yazarı Sezin Öney 18 Ağustos’taz yazdığı köşesinde Yale Üniversitesi Beinecke Ender Kitaplar ve Belgeler Kütühanesi’nde bulunan ve ‘MS 408’ adı verilen kitabın hikâyesini yazdı.

İşte Sezin Öney’in ‘Bilinmeyen Dil’ başlıklı yazısı…

Uzaklarda bir yerde, bir kütüphanenin ıssız koridorlarında, gizemli bir kitap yıllardır derin bir uykuda… Sonsuz bir geceyi yaşıyor bu kitap. Yazarı yok, başlığı da… Bu garip kitabın evi, ABD’nin Yale Üniversitesi’nin Beinecke Ender Kitaplar ve Belgeler Kütüphanesi.

Kütüphanenin kendisi de, eski çağın bir eşi daha olmayan basılı eserlerine, yani insanın yaratma tutkusuna adanmış bir tapınak gibi. Dikdörtgen, petekten bir kutu gibi duran binanın, eserlerin gün ışığından etkilenerek bozulmaması için, pencereleri yok.

Ancak, Vermont eyaletinden gelen, ışık geçiren özel Danby mermerleri, binanın içersini yumuşacık, güneşin süzüle süzüle geldiği bir loşlukla dolduruyor. Bal hareler içinde yürümek gibi bu kütüphanenin içinde dolaşmak…

Kütüphanecilerin MS 408 adını taktığı esrarengiz kitap, Batı-Doğu ikilemini körükleyen temel değişimlerden olan Baskı Devrimi’nin ilk eserlerinden, 15. yüzyılın ortalarından kalma Gutenberg’in bastığı İncil gibi ‘arkadaşları’ arasında, gözlerden bir ömür geçiriyor.

MS 408’in özelliği, bilinmeyen bir dilde yazılmış olması. Kitapta, semboller, çizimlerin de eşliğinde ve şifreli, tuhaf, henüz hiç kimsenin anlayamadığı bir dilde satırlar akıyor, akıyor. Bazı kelimeler, hatta cümleler, sanki çok tanıdık. Ancak gene de, kimse bu dili bilmiyor, kimse çözemiyor. Dilin anlamı, sanki rüzgârın sürüklediği bir tül gibi, tam eli uzatıp tutacakken uzaklaşıyor.

1950’lerde, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından tam da, Soğuk Savaş döneminin başında, şifre çözme bilimi kriptoloji zirvesindeyken, MS 408’in çözülmesi için çok da çaba gösterildi. Hiçbir sonuç alınamadı.

MS 408, ortaya ilk kez 16. yüzyılda çıktı. Bugünkü Çek Cumhuriyeti topraklarındaki Bohemya’nın Kralı 2. Rudolf, kitabın ilk sahibiydi. Ondan sonra, elden ele dolaşan kitap, simyacılardan Cizvit papazlarına birçok kişi tarafından incelendi. Prag’dan Roma’ya, yüzyıllarca seyahat etti durdu. Sonunda da, Polonya kökenli bir kitapçı tarafından Yale’e bağışlandı.

Yeşilin her tonundaki çizimleriyle bu kitap, bir gün kendisini sonunda anlayacak kişiyi sessiz sedasız bekliyor.

HABERTÜRK

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.