Büyük Randevu

ergun-arikdal-madde-ruh-kainat-dergisi
Ergün Arıkdal

Ben kimim, neyim, nereden nereye gidiyorum, son amacım nedir, varlığım, özüm nasıldır?

Dünya’mız ve üzerindeki canlılar “mukadder son’a” doğru, “zaman enerjisinin” istenen yoğunluğa ulaşmasına kadar, kendi güçleriyle ilerlemektedir. Bu ilerleyişi, bu olaysal gelişmeyi izlemekten başka yapabileceğimiz gerçekten bir şey yoktur. Dünya toplumu olarak hızla içinden geçmekte olduğumuz “şok tünelleri” aracılığı ile belli bir zaman enerjisi yoğunluğuna sahip merkezî şok çemberine doğru, randevusuna sadık bir dost gibi ilerlemekteyiz.

Dünya’mız bizlere uygun her türden ve seviyeden tekâmül imkânlarına sahip karmaşık bir yapıya sahiptir. En ilkel içgüdüsel hareketten en şuurlu harekete kadar çok değişik faaliyetlerin sonucu merkezî noktaya doğru bir gidim vardır ve her hareket ya da hareket grubu kendi gelişim hızına sahiptir. Merkezî nokta’nın aktif alanına ulaşma hızındaki bu farklılık, “zamanı gelince” ifadesiyle kendini belli etmektedir.

Tekâmül hızları ve güçleri farklı farklı olduğu için “zamanın gelişi” belirsizdir. Belirsizlik, buna rağmen “merkez’de olanın” bilgisi dahilindedir; merkezde olan hiç hareket etmeyen harekettir. Bütün hareket onun çevresindedir ve hareketin sebebi de kendisidir. “Büyük Sükûnet”, zamanların zamanını belirleyen olarak, her varlık ve eşyanın değişim çemberine doğru cezbedilmesini kendi sükûneti içinde eksiksiz bir şekilde sağlar.

Her şeyde kıyam esastır. İçteki ve dıştaki kıyamlar, etki mekanizmaları farklı olduğundan, birbirleriyle esasta ayniyet göstermezler. İnsanın bilgi -anlayış – şuurlanma süreci ile Dünya Gezegeninin kirlenme – yozlaşma – katastrof süreci aynı şey değildir. İnsanlığın kıyamı bir “içsel hareket”, Dünya’nın kıyamı bir “dışsal hareket’tir. İçrek olanı dışrak olarak anlamaya çalışmanın sonucu, insanlık toplumu kendi uyanışının zorunluluğunu anlamadan, Dünya’nın kıyamı derdine düşecek kadar şaşkın durumdadır.

Büyük Randevu’ya ulaşmak için telâşlı, şaşkın, hırçın, umutsuz, kör, sağır ve dilsiz; kimsenin kimseyi anlamadığı, anlamak istemediği bir yolculuk için, bizler -insanlar- içgüdüsel duygulu kimliğini bilmeyen yolcular hâlinde merkeze en yakın çembere doğru ıstırap içinde ilerliyoruz.

Şok tünellerimizin sonunda varacağımız “anlayış semalarının” sahipleri yeryüzünün gerçek Sahipleri’dirler. Şimdi, burada olup duranların “müteal sebeplerini” ancak “anlayış şuuruna” kavuştuktan sonra bilmek mümkündür.

Kıyamı kendinde gerçekleştiremeyecek kadar güçsüzlük içinde olan insanlığın ıstırap ve kederi, maddesel anlayış ve düşünüşün imkânları ile ortadan kalkmamıştır. Gördüğü ile göremediği arasındaki köprüden geçmedikçe, geçiş yollarını aramadıkça, geçişini hızlandırmadıkça, Büyük Randevu’ya ulaşması gecikecek ve “şoklar” devresinin sınavları giderek zorlaşacaktır.

Günlük ekmek kavgası, her seviyede, “yaşamın bedeli” olarak değil, benliğin tatmini olarak sürüp gittiği sürece; “Ben kimim, neyim, nereden nereye gidiyorum, son amacım nedir, varlığım, özüm nasıldır?” dememekte büyük bir körlük ve kibir içinde kaldıkça, belâ bizim peşimizi bırakmaz. Zira belâlar, doğru anlayıp doğru yapmak için “düzenlenmiş ıstıraplar” dır. Düzenlenmiş ıstıraplar sayesinde Büyük Randevu’ya tam zamanında ulaşacağımızdan kuşkunuz olmasın.

Selâm ve Sevgiler

Ergün Arıkdal

Kaynak; Ruh ve Madde Dergisi, Nisan – 1997, Önsöz Yazısı

Türkiye’de metapsişik alanda birçok konuda “ilk”lere imza atmış, Türkiye Metapsişik Tetkikler ve İlmi Araştırmalar Derneği’nin en uzun süre başkanı olmuş metapsişik araştırmacı, yazar, manyetizör, operatör (hipnotizör) ve medyum.

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikTaş Zemin
Sonraki İçerikTeozofi Nedir?

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Hayyam Rubaileri -XIII-

241. Benim yasam artık şarap, çalgı, eğlenti; Dinim dinsizlik, bıraktım her ibadeti; Nişanlım dünyaya: Ne çeyiz istersin, dedim: Çeyizim, senin gamsız yüreğindir, dedi. 242. Benden Muhammet Mustafa' ya saygı ve...

Perdeler

perdeler saatleri gizlediğinden etraf çoktan kararmıştı bir şarkı seçtim birinç bedenime ve ritmler girdi kokun gibi ciğerime acemice dans ettik birlikte tenin beni erittiğinde üç beş saniyede gündüz geceyi düpedüz devirdiğinde perdeleri...

Üzülme Bubulinam, Tanrı Var!

Kaburga mirastır der Peygamber Elma yasak! Tanrı kuralcı! Şeytan kadın! Aden görünmez olur ufukta, Anneciğim bak bu su, bu toprak, bu insan Öyle korkma hemen, öyle teslim olma...

Filozoflar Nasıl Kuyu Kazar?

Alışılmış bir hikâye değil bu. Philipp Blom aydınlanma yüzyılında yaşananların eksik anlatıldığını savunuyor. Paris’in göbeğinde bir salondayız, meşhur filozoflar birbirinin kuyusunu kazıyor. Eski usul kitaplarda,...

Orhan Ağabey

Canlanıyor içimde Orhan, Cahit’in altın saatini aldı bir taksici Bizi severler mi? Cahit’den bile çalanlar. Canlanıyor içimde Orhan, Garibin başı dolu Melih’i Aldı geldi bir 35’lik Ben onunla da içtim şiiri. Canlanıyor...

İnsanlık Kürsüsü Vicdan Bölümünde Tez Yazmak Kolay İş Değildir!

Düşünmek, geliştirmek, şekle sokmak, yeniden adlandırmak, canlandırmak, türlü sıfatlarla nitelemek, yüceltmek, ruh vermek, kendinden bir şeyler katmak, takdir etmek, onurlandırmak… Yani O’nu yepyeni bir...

Saçların

saçların bir uzun yoldur tenime dokundukça esmerleşir acıyan yerlerime ama yine de isterim kokusunu uçuşmasını rüzgarla savaşmasını saçların erkekliğimin sığ sularında yüzen yelkensiz bir gemidir nefesim olmadan hiçbir yere gidemeyen saçların kaosun ortasında beni saran amansız bir tanrıdır saçların saçların...

Materyalizm ve İhtilal

Jean-Paul Sartre da siyasi sola yakındı. Yine de materyalist efsaneyi, yani Komünizmin dayandığı metafiziği beğenmemektedir ve onu kendi “ihtilal felsefesiyle” değiştirmek istemektedir. Sartre, kendi...

Kim İnanır…

kim inanır annesi ve sevgilisi tarafından istismar edildiğine ve şiddet görerek ayrıldığına henüz otuz sekiz günlükken dünyadan onun da bir çoçukluğu olacaktı kahkahaları ya da sokakta ve ya okulda tanışıp oyun...