Ana Sayfa // DENEME
Porselen Kalp
Kalp her şeyi kaldırmaz, bazı şeyleri ruhunun altına süpürür. İşte sana eşsiz bir hastalık: Aşk. Tek çaresi: Porselen Kalp, bu durumda çok işe yarar. Onu alıp kullanabilir, duygusuz ve gaddar bir bedene kavuşabilirsin. Çünkü “Porselen kalp” te sinir sistemi yoktur, bütün elektriklenmeler, duygulanımlar metal üzerinde gerçekleşir. Bu yüzden acı diner, kaygı...
Sonsuzluğun Metafiziği: Doğa
Doğa, en estetik kurtuluşun anahtarı, sanatın aynası, insan varoluşunun dingin bir yansımasıdır.
Doğa, her şeye rağmen vardır. Size rağmen, sizden harici olarak hep var olacaktır. Oradadır çünkü olan bitene kayıtsızdır. O sizin ne hissettiğinizi ya da insanlığın aptal kaygılarını dikkate almaz. Doğa, en kutsal saflığın habercisidir, içinde bulunduğunuz anlarda bu...
Paranoyanın Haklılaştırılması
Paranoya, Yunanca’da aklını kaçırmayla (παράνοια) eşdeğer, şüphenin bilinçaltında sürekli canlı tutulduğu ve tazelendiği hastalığın adı. Ama bana göre paranoya, tecrübelerin ayakta tuttuğu sağlam bir psikolojik durumu ifade ediyor. Sağlamdır, çünkü yolunuza tecrübeler ışık tutar. Her insan tehlikedir, her karanlık belirsizdir, her çığlık ölümü çağırır
Eylem: Kurtuluşun Sistematiği
Eylemin Ruhu: Yok etmenin gidişatı kaosa gebe; bunu artık çok iyi biliyoruz. Her eylemin kanla bitmesi ve kanın arttıkça kutsallığını yitirmesi bu yüzden olsa gerek. Soğukluk ve kan birleştiğinde hep böyle olur, en doğal ölümler ardı ardına gelir. Bu vak’anın diğer adı “Kurtuluşun Saflığı“dır.
Peki bahsedilen olayın tarihte yaşanan örnekleri var mı?...
Acının Ruhunu Vaftiz Etmesi
Acının ruhunu vaftiz etmesi için bir rehber ya da kurtuluş yolu…
Öz’e ulaşmak, ruhu parçalamaktan geçer. Bu yüzden kaosa tapan müritler yaratmalısın! Yoksa sıradanlığın tuzlu sularında yok olur gidersin. Bu durumda sığ ve bir o kadar da zehirli sularda yüzmeyi göze almalısın. Eğer öz’e ulaşmak istiyorsan benliğinin
Sanat ve Sanat Eseri
Hakikat, hakiki olanın varoluşudur. M. Heidegger
Sanat, yeni bir doğa, yeni bir nesne ve yeni bir insan yaratma gayretinin diğer adıdır. Bu tanımlama sanatın işlevsel yönünü ifade ederken aslında onun bir diğer kaygısını da ön plana çıkarır: Monotonluğu yıkmak… Sanat, farklı renkler, farklı nesneler tasarlarken sıradanlığı yok etmeyi amaçlar. Bunu bir amaç olarak...
Ruhsuzlar Ordusu
Ruhsuzlar Ordusu yürüyor… İçlerinde hafif ölüm korkusu ve fazlaca boşvermişlik… Etraflarını saran sahte aydınlığa rağmen yürüyorlar yokluğun uzandığı ormanlara. Onlar ki bu dünyanın vazgeçtiği tek ordudur, onlar ki bu hayatın reddettiği tek güruhtur.
Ruhsuzlar Ordusu yürüyor… Duasız, hayalsiz bir gökyüzünün esaretinde umarsız tanrının şahitliğinde...
Şeytan Okşar, Tanrı Acıtır!
Lucifer: Uyanışın Temsilcisi
Lucifer… Pür kötülüğün temsilcisidir. Cennetten kovulan meleklerin en asili. Tanrının hizmetinde çalışmaktansa cehennemin efendisi olmayı tercih eden nadir meleklerden biri… Ateşin yakmasını, günahın yoldan çıkarmasını öğütleyen, içgüdülerimizi ejderha kanıyla besleyen Lucifer… O bir insan, o bir üstün insan…
Aşk Dişidir!
çığlıklar sarkıyor gökyüzünün karanlık kubbesinde
her acı mevsiminde bulutlar ağlıyor
aşk can çekişiyor
yeryüzü kana doyuyor
şefkatli tanrının cümlelerinde
yüreği ve elinde kaderiyle bir adam
sadece seni seni arıyor…
Hayat bulur seni. Hem de hiç farkına varmadan… Ayaklarını yerden keser, nefes alıp verişini anlamlı hale getirir
Filozof Şair
Ruha şekil veren sanatçı: Filozof Şair…
Doğanın biricik bekçisi: Filozof Şair…
Kıyametin peygamberi: Filozof Şair…
Yaşanan ve görünen hayatın sığ müziğini duymazdan gelen üstün bir form… Yüksek değerleri iradesinde barındıran bir savaşçı… Karşınızda; Filozof Şair
Doğduğu ya da öldüğü bilinemeyen, zamansız bir acının temsilcisi…
Depresif...
Benim Yolum
Şeytanın çatallı dilinin altında ıslanan gerçekler bana tanrıyı gösterebilir mi?
Soruyorum sürünün çobanına, bu kadar fedakarlığa değer mi?
Tanrının papatya falından çıkan hayat beni eline geçirdi. Ne emrettiyse aynen yaptım. Şimdilerde sefil bir sürüngenim. Bu süre zarfında her zevki tadarak, tesadüfün bütün nimetlerinden yararlandım. Sonra, içgüdülerimi yeniden...
Etiketler: benlik, değerler felsefesi, DENEME, felsefe, hayat nedir, hayat ve tanrı, insan benliği, şeytan felsefesi, şeytan ve benlik
Sessiz Ruhlar
Dar kapıdan girin. Çünkü mahva götüren kapı geniş, yol da kolaydır. Ondan girenler pek
çoktur. Oysa, yaşama götüren kapı dar, yol da çilelidir. Onu bulanlar azdır.
(Luka 13:24)
Sessiz ruhlar…
Etiketler: değer yargıları, hiçlik, insanlık nedir, kadim değerler, ruh yazıları, ruhun kurtuluşu, soylu ruhlar, tanrı olmak
Melan-Şizofreni
Sen Bensin!
Bazen düşünürsün… Uzaklara dalmak tek kurtuluşundur, ruhunu dinlendirmek ve kâbuslara son vermek istersin. Çünkü o anda sen sen değilsindir ve her şey üstüne üstüne gelir. Yabancılık damarlarında dolaşırken sen sadece farkındalığı hissedersin. Sen aslında tanrının kuzusu, hayatın doğurduğu en uslu çocuksundur.
Sen bensin!
Çünkü şu sıralar beni unuttun, her yanımı...
Etiketler: DENEME, sen bensin
Tanrı ve Dahası
Ayrıntının Vazgeçilmez Olasılığı
Bilmemek en güzeli. Acıyı dindirmek için yola çıktığında, benliğin kayıtsız bir tanrının uğrak yeri olur. Sen artık başkası olursun. Bu yüzden en iyisi biricik olanın içinde erimektir. Senin olan tek şeyin içinde hapsolmaktır. İşte şimdi sen sensin. Ve ne zaman boşluğa düşsen, sadece hayattır ilacın.
Acının Verdiği
Berbat bir filmin baş aktörü gibiydim. Filmin adı: Hayat… Başrolü almama rağmen, çok sıkıcıydı, sıradandı. Bu saçmalığı üstlenirken beni izleyen gözleri farkediyordum. Her an tetikteydiler. İşim zordu. Hem oynayıp, hem de yorumluyordum. Zaman aleyhime işliyordu. O sırada tanrıyı gördüm; locasından oyunu izleyen tanrıyı… Her zamanki gibi çok rahattı ve...
Etiketler: acı çekmek, acı ve insan, acının anlamı, acının metafiziği, Acının Verdiği, tanrı ve insan acı
Arayışlar ve Hayat
Yıkık dökük bir binanın son katında sevişen iki ruh gördüm; elbiseleri yeniydi ve hala nefes alıyorlardı. Tenleri ay ışığında parlıyordu. Kimsesiz ya da düşman gibiydiler. Fantastik bir aşkın son yolcuları… Onlar hep bizimleydi, hayatın arzu kanatlı ruhları…
Arayıpta bulamayanların anısına…
Bazen seni anlayan bulunur, bazense senin gibi düşünen…...
Varlık ya da Olmak!
Yok olmak varlığın ilk şartıdır. Küllerinden doğan bir hayat gibi kutsaldır. Uzak ve yalnızdır. Sıradanlığın çilesiz koridorlarında bir cellat gibi dolaşır. İşte size ölümün ne kadar yaşam koktuğunun en kanlı kanıtı.
Etiketler: acı, acı çekmek, aforizma, DENEME, felsefe, insan, Varlık Ya Da Olmak, weekness, zayıflık