Ana Sayfa // FİLM
Zenne: Dancer
“Eğer bu bir peri masalıysa, ‘Bir zamanlar pek de olası olmayan üçlü bir arkadaş grubu varmış.’ diye başlamalıydı.”
Zenne, G.Doğu’da şehit olmuş bir binbaşının oğlu; akli dengesini askerde kaybetmiş bir abinin kardeşi olan zenne Can’ın, Urfalı muhafazakar bir ailenin oğlu Ahmet’in ve Alman fotografçı Daniel’in İstanbul’da kesişen hikayelerini anlatıyor
Karadedeler Olayı
1989 yılında Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesine bağlı Davutlu köyünde geçen cin basma olaylarını konu edinen karadedeler olayını izleme fırsatım oldu, film gerçekten de leş, açıkçası dumura uğradım diyebilirim, yönetmen guya amatör kayıtlardan yola çıkarak izleyiciyi etkilemek istemiş fakat karakterlerin talihsiz oyunculuklarından dolayı hayal kırıklığı yaratmıştır
The 39 Steps
Bay Hafıza’nın (Wylie Watson) gösterisini izleyen Richard Hannay (Robert Donat), salondaki kargaşadan kaçarken, çıkış kapısına Annabella (Lucie Mannheim) adlı genç kız ile ulaşır. Dairesinde kalmayı isteyen bu genç kız, sabah bıçaklanarak öldürülünce, Hannay, kendini casusluk faaliyetlerinin içinde bulur. Kız ölmeden önce garip bir şey söylemiştir
Etiketler: Alfred Hitchcock, Alfred Hitchcock filmleri, Frank Cellier, Godfrey Tearle, Helen Haye, Ivor Barnard, John Buchan, John Laurie, Lucie Mannheim, Madeleine Carroll, Melih Kutlu, melih kutlu yazıları, Peggy Simpson, Robert Donat, The 39 Steps, The Thirty-nine Steps, Wilfrid Brambell, Wylie Watson
Vidocq
Paris 1830… 19.yy Fransa’sının dar ve vebalı sokaklarında bir adam geziniyor… Haşmetli Vidocq, simyacı katilin peşindedir. Barut madenlerinde köşeye sıkıştırdığı katili yakalamak üzeredir.
Simyacı, imparatorluk için önemli 2 kişiyi öldürmüştür, öldürürken gizemli yolları seçen katil sonunda yakayı ele vermiştir
Häxan
Häxan, Benjamin Christensen‘ın ellerinden çıkan 1922 yapımı bir şaheser… Danimarka – İsveç ortak yapımı olan film, cadılık uygulamaları ile engizisyon mahkemeleri arasındaki mücadeleyi belgesel film tarzında işlemiş.
Film 7 part halinde hareketli resimlerle ilerliyor. Seyirciye tarafsız şekilde yaklaşarak bilgi vermeyi amaçlayan yönetmen
Pi
“Matematik doğanın dilidir”
Maximillian Cohen sayılara takıntılı bir Wall Street müdavimidir. İşi gereği sürekli sayılarla içe içedir. Etrafındaki her şeyi sayılara ve şekillere bağlayan Maximillian Cohen gün geçtikçe akli dengesini yitirir. Bu yetmezmiş gibi bulduğu sayı dizileri ve kodlar yüzünden Yahudiler (Kabalistler) tarafından sürekli izlenmektedir....
Etiketler: Aronofsky filmleri, Darren Aronofsky, kabala filmleri, pi, pi filmi, pi sayısı filmi, yahudi mistisizmi
Noviembre
“Parayı kabul etmek, sanatı satmak demektir” -Alfredo
Filmin, Noviembre‘nin özü bu sanırım. Alfredo (Óscar Jaenada) karakteriyle özdeşleşen film gerçek bir öyküye dayanıyor.
Sokaklarda bedava gösteri yaparak hayatlarını sürdüren bir grup genç oyuncunun mücadelesini anlatan Noviembre, sanatın amacının ne olması gerektiği üzerine düşündüren bir film....
12 Angry Men
12 Angry Men… Şehrin fakir mahallesinde yaşayan bir genç, onu idama (elektrikli sandalye) mahkûm etmek isteyen on bir kişi ve içgüdüsel hareketlerle, mantıksal kurgulamalarla bu on bir kişiyi mahkûmiyet kararından vazgeçirmeye çalışan bir adam…
12 Kızgın Adam, babasını öldürmekle suçlanan bir gencin, mahkeme jürisi tarafından oybirliği ile alınacak bir karara göre...
Mulholland Dr.
Bir Lynch klasiği daha…
Mulholland Dr… Naomi Watts, Laura Elena Harring gibi oyuncuların başrolü paylaştığı filmde yine Lynch’ in parmak izleri her yerde…
Uzun metrajlı çekilen filmde sıradışı karakterler, hayaller ve şizofreni ön planda tutulmuş ve olaylar örgüsü harika tasarlanmış… Sondan başa doğru akan film, deliliğin, kabusların ustaca...
Helter Skelter
Helter Skelter 2004 yılına ait bir Amerikan TV projesi. Film, suç ve dram özelliğiyle Charles Manson ve ailesinin cinayetlerini ve dönemin 68 olaylarının Amerikan toplumundaki yansımalarını konu ediniyor. Helter Skelter’ in orjinali 1976 yılında çevrilmiş fakat bu versiyonu da kayda değer bence. Amerikan suç tarihinde özel bir yer tutan Manson ve kızlarının cinayetleri...
Vargtimmen
Kurdun Saati çoğu insanın öldüğü saattir.
Bir Bergman filmi daha… Böyle giderse bu yönetmenin bütün filmlerini izlemiş olacağım. Usta yönetmen bu kez Frisian adasında kaybolan Johan Borg’ un kayboluş öyküsünü kameraya yansıtmış.
Bergman’ ın şaheserlerinden biri daha… Aşkı peşinden koşan, hastalıklı, yetenekli bir ressamın öyküsü. Çok çok...
Viskningar och rop
Viskningar och rop, 3 kız kardeşin bir kır evinde buluşmalarını konu ediniyor. İngilizceye Cries & Whispers olarak çevrilmiş olan film Bergman imzasını taşıyor. Hemen hemen bütün filmlerini izlediğim yönetmen bu filmde de kadın erkek ilişkilerini, aşkı, hayatı ve ona dair olan iç hesaplaşmaları efemine tarzda ele almış diyebilirim. Bergman sinemasının bu yönü hoşuma...
Kosmos
The Passion of the Christ
The Passion of the Christ Türkçe’siyle Tutku: İsa’nın Çilesi… Dini filmlerden hoşlanmayan biri olarak şu yaşıma kadar izlediğim en sarsıcı ve nefret dolu yapımlardan biri. Mel Gibson gerçekten harika yönetmiş ve kendisinin Katolik olmasından yola çıkarak, bu filmde Yahudi karşıtlığını göklere çıkardığını söyleyebilirim
Kaybedenler Kulübü
Ölümün olduğu yerde daha ciddi ne olabilir! -Kaan
Kaybedenler Kulübü şu ana kadar izlediğim Türk filmleri arasında umut vaat eden yapımlardan biri. Doğruyu söylemek gerekirse ilk başta epeyce önyargılı bakmıştım bu filme, çünkü 90′ larda büyük bir ivme kazanan Türk Sineması 2000′ lere gelindiğinde berbat durumdaydı
In the Mouth of Madness
“Korkunun anatomisinin nasıl ortaya çıkarılacağı hiç bilinmedi.” (Sutter Cane)
Kötülük bu kez bir kiliseden yayılıyor…
Toplu histeriye inanır mısınız?
Bir korku romanının herkesi etkisi altına alıp deliliğe sürükleyebileceğine ne kadar ihtimal verirsiniz?
Etiketler: Fantasy, Horror, horror films, In the Mouth of Madness, John Carpenter, Mystery, Sutter Cane, Thriller
Identity
merdivenlerden çıkarken orada olmayan bir adam gördüm
bugün de orada değildi
keşke…keşke gitseydi dedim.
(Bu şiire bayıldım gerçekten… Hastalıklı olduğu kadar çok da saf bir duyguyla yazılmış bence…)
Böylesine derin bir şiirle başlayan IDENTITY 2003 yapımı güzel bir psikolojik gerilim. Başrollerini John Cusack, Ray Liotta ve Amanda Peet paylaşmış.
The Order
The Cell
Clownhouse