Ana Sayfa // FOTO

Ucube ve Hayatın Güzelliği

Ucube ve Hayatın Güzelliği
Ucube… Hayatın en güzel anında gelip yanınıza oturur. İçten içe çirkin bir ucube… Ses tonu midenizi bulandırır. Nefesi leş gibi kokar. Hastalığını bulaştırmak ister size… En iyisi uzak durmaktır bu çirkin yaratıktan… Çünkü bir ucubenin aklından her şey geçebilir. O bu hayatta yaşayan en büyük güzellik düşmanıdır. Estetik olan her şeye karşı... 

Sis ve Hayat

Sis ve Hayat
Sis ve hayat neden hep aynı şeyleri hatırlatır? Neden bilinmezlik deyince aklıma hep bu ikili gelir? Çünkü sis ve hayat birbirinden doğan iki çocuk gibidir. Her ikisi de karanlıktan beslenir. Ağaçların her biri insandır, ve orman sanki hiç hareket etmiyormuş gibi durur karşınızda. Oysa ki doğa ne kadar da ölümcüldür!  

Ölü, Kedi, Gerçekler

Ölü, Kedi, Gerçekler
Ölü bir kediye rastladım yolumun üstünde. Kenara atılmış ve gözleri hala açık. Bir ara yaşıyor sansam da öldüğüne emin olduğumda gözlerinin içine baktım ve orada hala yaşama isteğinin var olduğunu gördüm. Bir kedi nasıl ölür diye düşündüm…  

Mezarlık ve Ülkesizlik

Mezarlık ve Ülkesizlik
Zarif bir cümlenin ardından gelen yorgunluk gibi her yanımı saran  bu sessiz dua, beni artık korkutmaya başlarken, adını sanını duymadığım, bilmediğim bir düşüncenin topraklarına girdim. İnsanlar bilmediğim bir lisanla konuşuyorlardı. Etrafımda birçoğu  toplanırken, bazılarının fısıldaşdıklarını duydum.  

Kavga, Kargaşa, Kaos

Kavga, Kargaşa, Kaos
Kendine acıyarak ağlamak. Kulağındaki melodilerin eşliğinde hayatın en sinsi tecavüzünde… Mağduru oynamak! Geçmişin sillesiyle, benliğini takip etmek, paramparça olmak… Felsefe yapmak, şiir yazmak, kanatlanıp uçamamak… Hepsi aynı gibi değil mi?  
Etiketler: , ,

Ne Biçim Yer Lan Burası!

Ne Biçim Yer Lan Burası!
Herkesin sürekli takıldığı bazı mekanlar vardır. Oraya gidersiniz ama neden gittiğinizi de tam olarak bilemezsiniz. Bu garip bir duygudur. Ayaklarınız sizi sürekli oraya götürürken siz sadece küfredersiniz: Ne biçim yer lan burası! İşte size bir adamın bir mekanla olan küfür diyaloğu…  

Eski Evler

Eski Evler
Eski evler bir bir yıkılıyorken yeryüzünden biz ise sadece betonlara taparız, tanrı sanarak… Evet bir bir yok oluyor tarih, bir bir yitiriyoruz insan hikayelerini. Her ev bir insan demek, her ev bir acı demek, her ev bu yüzden bir hikaye demek… Eski evler yıkılıyor, gözümüzün önünden kayan bir kör kuyu daha yalanla ve ikiyüzlülükle dolduruluyor.  

Köprü ve Adam

Köprü ve Adam
Köprü ve suyun bir adamdaki yansıması nasıldır sizce? Bir köprünün ayaklarına sarılan yosunlar kadar hüzünlü müdür? Ya da suların inadından bıkan sütunlar gibi midir? Yalnızlık ne kadar samimiyse bu cümleler de o kadar içtendir… Bu resim ne kadar gerçekse adam da o kadar yalnızdır…  

Tekne ve Kırık Dökük Anılar

Tekne ve Kırık Dökük Anılar
Deniz kıyısında rastladım ona, daha doğrusu onlara. Kırık dökük bir teknenin etrafında kavga ediyorlardı. Ama deklanşöre bastığımda sadece bana odaklanıp, kavgayı unuttular.  

Heykel ve Sahil

Heykel ve Sahil
Heykeller… Bir adamın sevgilisine son kez baktığı yer gibidir. Öylece durur ve sadece izlerler hiçliğin nehirlerini ve denizlerini. Onlar ki hiç düşünmez, en son ne zaman ayrıldığınızı ve en son ne zaman öpüştüğünüzü…  

Köprü ve Biz

Köprü ve Biz
Köprü…İlk öpüşmedir ve bir sevgilinin yalvarmasıdır, dizlerinin üstüne çöküp yüzüğü takmasıdır. Köprü öylece durur ve sadece şahitlik eder aşıkların fısıldamalarına, hıçkırıklarına ve sessizliğine…  

Köprü ve Kızıllık

Köprü ve Kızıllık
Kızıllık ve doğa bize neyi anlatır ki? Yalnızlık başka… Köprü ne akla ne de hayata uzanır? O bir görüntüdür sadece izlememiz ve uzaklara dalmamız için bir siluet…  

Çocukluk Bir Sanattır

Çocukluk Bir Sanattır
Çocukluk ve bir yere ait olma duygusudur bizi yaşatan. Çoğu kez bunu unutarak yaşarız. Aslında bir ümit etme halidir olgunluk ve yaşlanmak. Çocukluksa… Tam bir nefes alma biçimidir.  

Karanlığın Doğası

Karanlığın Doğası
Karanlık… Doğanın en güzel ve en saf bölümü… İnsandan uzaklaşmanın ve kendini dinlemenin en güzel vaktidir. Sakinliğin melodisi ve dinginliğin uğultusu kulaklarınıza inceden bir nabzın gürültüsü gibi sızar.  

Kadınsı Bir Korku

Kadınsı Bir Korku
Evet! Belki de bir kadının gölgesin de doğdu her şey. Tüm yalnızlığımızı çevreleyen bir anaç tanrıdır gördüğün şey. Korkusuz bir annenin yarattıkları… Gökyüzüne sığar mı sanıyorsun çocukları? Sanki korkmuş bir küçük bebektir, beslenen irademiz. Korkularımızı bir eteğin altında geçer zannederiz.  

Yitik Tanrı

Yitik Tanrı
Yitik hayaller ve bir mezardır her şeyin açıklaması… Hayat denilen şey bir yalandır çoğu kez. Düşün ve taşın sonuç hep aynıdır; “Hiç…” Bazen düşünmek bile yetmez. Sadece fotoğraf vardır ve siz ve ölüm…  

Hayat Kötü Bir Rüyadır

Hayat Kötü Bir Rüyadır
Ağaçlar ve gökyüzü… Kısa bir özeti gibidir hayatın. Çünkü ağaç dalları hiçbir zaman gökyüzüne dokunamaz ve acizdir bu durumda tüm ağaçlar ve orman. İnsan da böyle değil midir?  

Ölüm Bir Sevgilidir

Ölüm Bir Sevgilidir
Bir ölümün anatomisi nasıldır sizce? Ben sadece bir taş ve toprak görüyorum nedense. Bir ölümdür sadece bu kadar öz ve saf olan. Bir ölümdür ki o bizi biricik yapan. Eski bir mezar sadece gördüğün, gömülmüş umutlar, yapılacaklar hatta rüyalar…  

Alacakaranlık

Alacakaranlık
Karanlığın ve yeni gelen bir misafirin gölgesinde tanrıyı aramaktan bıkanlar… İşte tam size göredir alacakaranlık, tam size göredir tasarlanan sanatsal intihar… İster orayı ister burayı arzulayın, kesinlikle topu topu bir hayal kalır sadece elinizde.  

Tellere Takılan Hayaller

Tellere Takılan Hayaller
Tellere takılan bir uçurtmanın hayallerle ilgisi olabilir mi? Avutan hayaller ne zaman bir engelle karşılaşsa hep hayat kötülenir. Peki insan? Suçsuz mudur?  
Felsefe Hayat © 2011 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz içeriği kopyalamak yasaktır. Köşe yazarları kendi fikirlerinden sorumludur.