Ana Sayfa // ŞİİR

Tanrıçaya Aşık Ben

Tanrıçaya Aşık Ben
soğuk havayı içime çekiyorum gri bulutların nemli yoldaşlığında adımı unutuyorum soğumaya yüz tutmuş mezartaşlarında seni arıyorum her defasında akıllanmayarak sayıklayarak yine aklıma geliyorsun aşkın bitmeyen kızıllığında küllerimi savurma hemen ne olur sana tapan erkeğinin paslanmış okyanusuna  

Kollarına Koşmak

Kollarına Koşmak
kollarına koşmak güzeldi çünkü her yolculuk sana çıkardı her acı da kollarına koşmak güzeldi esmer ve toprak kokan tenine değmek bulutlara uzanmak gibiydi sanki kollarına koşmak güzeldi gri gökyüzünde sessizce uyumanı izlemek cennetin kapısından bakmak gibiydi gözlerinin siyahında gezinmek  

İçimdeki Karanlık

İçimdeki Karanlık
içimdeki karanlık ruhunu ele geçirdiğinde çığlık at ki doğanın sessiz vahşeti kök salsın kalbine bütün topraklarını ele geçirsin cinayet sadece çığlık at katliamın cennetinde içimdeki karanlık ruhunu ele geçirdiğinde ıssız patikayı takip et ulu kurtların melodilerinde kanın suladığı tarlaların yaslı türküsünü ezberle dinle ki tekrar dönebileyim aşkının... 

Bütün Gece Ruhunu Emdim

Bütün Gece Ruhunu Emdim
Varlık, hiçliğin içine atılmış bir köprüdür, Bu yüzden var olmadan önce iyi düşün ve her an karanlığa saplanabileceğin korkusuyla yaşa… bütün gece ruhunu emdim. sana sormadan seninle aklımı teninle zehirledim dudaklarının sonsuz ateşinde bütün gece ruhunu emdim ateşin ve kızıllığın rehberliğinde saçlarının kokusunu ezberledim yatağımızın eşsiz cennetinde  

Bazen Sevemezsin

Bazen Sevemezsin
bazen anlatamazsın sadece gidersin tıpkı onun yaptığı gibi susarsın ve çığlık atarsın bazen seversin tıpkı benim gibi uzakları hayal edip sevişmek istersin ölüm gibidir bazen bilmek istersin ama duyamazsın sevgilinin yakarışlarını çünkü bitmiştir sende  

Ölüler Konuşurken

Ölüler Konuşurken
ölüler konuşurken seninle her gece aklında sadece yaşamak vardır duasız sarfedilen her kanlı kelime aslında sadece ruhunu acıtır ölüler konuşurken seninle her gece bilmezsin hangi lisanda konuştuklarını ama dinlersin yinede ıssız gecenin kimsesiz çocuklarını ölüler konuşurken seninle her gece bir gizemi ortaya çıkarırcasına inadına sokulur şeytan tenine sandığın şey... 

Yoksun Biliyorum! II

Yoksun Biliyorum! II
Ölümsüzlüğü değil, ben sadece seni istedim. Şimdilerde ölümü dileniyor ruhum ve her yanımdan sarkan yalnızlık buzulları, üşütüyor kimsesiz bedenimi… İşte sana bir erkeğin yalnızlık ritüeli… Karanlığın ardı sıra yürürken sen nerelerdesin? Söyle sabah yıldızım, yine hangi geceden kaçarken unuttun beni, hangi gökyüzünde kaybettin gündüze hasret yüreğimi…... 

Hayaletlerim

Hayaletlerim
-aşk, panzehiri yine kendisi olan duygu zehirlenmesinin kısa adıdır… hayaletlerim hep şarkı söyler aşkın sonsuz ırmaklarında acı ruhumu deler hayaletlerim hep yalan söyler saçlarının kokusunda şeytan içine hapseder hayaletlerim geceyi hep dudaklarımdan emer adını hecelediğimde tanrı kendinden geçer  

Kara Riyakarlığın Çırpınışı

Kara Riyakarlığın Çırpınışı
büyücüye tapınma yeşua’yı bir kadın kabul etmek dokunmak yaratmak ve tanrının gölgesinden kurtulmak hepsi neden sende vücut buldu kül rengi bulutlardan kaçtığın günden beri ne kadar da çaresizsin işte sana dua işte sana deliliğin kanıtı sen küçük bir çocuksun tanrının emzirmek zorunda kaldığı söyle bana eski ayetlerden geriye ne kaldı göklerin melekleri ve... 

Yoksun Biliyorum!

Yoksun Biliyorum!
acımı dindirebilir misin her nefeste içime çektiğim duman gibi söyle karışabilir misin ruhuma dolaşabilir misin damarlarımda bu şeyi yaşamak uzak artık biliyorum bunu bilmek bile içimi bir ejderha gibi yakıyorken sen neredesin aşk gerçekten en zor sınavmış anlıyorum müzik bile para etmiyor artık ne içki ne de yağmursuz geceler duyamıyorum sesinin aşk kokan ahengini bu şeyi... 

Aşkın “S” Hali

Aşkın
sigara dumanında seni darmadağın eden hatun sözleri hep çağırır bedeni cennettir kokusu melekleri ağlatır o hep senindir deli edici kıvrımlarıyla şeytanı aldatır susuzluğun hiç bitmez dudaklarından akan şelaleyle şehvet çiçeklerini büyütür sefil bedeninde sigara dumanında seni darmadağın eden hatun yorar seni kahpe gecelerin arsız isteklerinde bedeni cennettir kokusu... 

Ölü Bebekler Diyarı

Ölü Bebekler Diyarı
Sanatın içine karanlığı, şiirin içine acıyı katmayı emretti tanrı. Ve böyle durumlarda çığlık atmamayı… Bu yüzden canlılara değil ölülere aşık oldum hep… Ölü bebekler diyarına ayak bastığım günden beri hep bunu düşündüm… Yazmayı ve yaratmayı… Çünkü yeteneksizlerin topraklarında aşık olmak kadar zordu… İşte bu yüzden ölü... 

İşkence

İşkence
kuzgunlar ağıt yakıyor gölgesiz ağaçların koynunda doğmamış kötülük dile geliyor tadılmamış acının kucağında kara hükümdar emrediyor bilinmeyen kadim lisanda insanları acımazsızca zehirliyor şeytanın uslanmaz riyakarlığında  

Şeytan Şiirleri

Şeytan Şiirleri
şeytanın emrine giriyorum iyiliğin içine meleklerin kanını akıtarak gölgesiz hayaletlerden kaçıyorum karanlığın geldiğini görüyorum her insanın kokusunu alarak kimsesiz topraklara ayak basıyorum  

Gözyaşlarımın Prensesi

Gözyaşlarımın Prensesi
o gün gözyaşlarım kristalleşti ve avuçlarına düştü hesaplamadığım bir anda karıştı tenine gözyaşlarımın prensesi bir adamın çırpınışı gibi son sözleri sonra yine ağladım sessizce korkma benimsin ayrılsak bile dedi gözyaşlarımın prensesi  

Sezgilerim Parçalanıyor

Sezgilerim Parçalanıyor
sezgilerim parçalanıyor kimsesiz çığlıkların ortasında küçük bir kadın beni arıyor kanla ördüğüm boşlukta gözlerim dağlanıyor damarlarımda aşkın kokusu duvarlarıma çarpıyor sensizliğin keskin uğultusu  

Cam Şehir

Cam Şehir
cam şehir bu hayatın doğurduğu çılgınlığın zamansız gelen acının çığlıkların ve acının mabedi kendini kibirle besleyen hayvanların ülkesi konuşkan ve bir o kadar da canlı olan içgüdülerin mezarı  

Seni Senle Aldatmak

Seni Senle Aldatmak
seni senle aldatmak sokakların dilinde ayrılığa sokulmak uzakları hissetmek kolaya kaçmak sevişmek koklamak seni seninle aldatmak hayatın içine tükürmek üzgünüm yine beceremedim diye hayıflanmak  

Ediyorum

Ediyorum
ayyaşların elleri altındaki her bakire şarap şişesinin seyrine dalarken aklım sokakların esrarlı orospularına takılıyor her birinin tadını merak ediyorum acı sınırını aşan çığlıklarını duymak saçlarından paspas yapmak istiyorum  

Kurtuluş

Kurtuluş
“Tilkilerin inleri var, gökyüzünde uçan kuşların da yuvaları… Ama insanoğlunun başını yaslayacak bir yeri yoktur.” (Luka 9:57-60) sıradanlığın verimli hasadı büyük bir yalanı ağırlıyor ruhun ince gören ereksiyonunda doğanın tanrısını beceriyor bilmemeyi öğütlüyor sonra korkup aşkın içine saklanıyor  
Felsefe Hayat © 2011 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz içeriği kopyalamak yasaktır. Köşe yazarları kendi fikirlerinden sorumludur.