Ana Sayfa // KONUK YAZAR

Thelema veya Güç İstenci

Thelema veya Güç İstenci
Neden bütün gerçekliği ortadan kaldırmak isteyen “zihin provakatörlüğü” yapmalıyız? Bu sorunun cevabini konu arasına serpiştirecek ve cevaba beraberce ilerleyeceğiz. Thelema (θέλημα) kelimesi Eski Yunanca ‘da ilk öğretilen fiillerden biri olan Thelo (θέλω) (Tr: istiyorum) fiilinin isimleşmiş hallerinden biridir. Bir isim-fiil yapısı ile karşı karşıyayız.... 

Farklı Ten, Farklı Nota, Farklı İhanet

Farklı Ten, Farklı Nota, Farklı İhanet
Yıldızlarda güneş birikmişti. Tanrısal gözlemlerimden biri de bu idi. Son zamanlarda gözlemlerimden çoğunu tanrısal açıdan gerçekleştiriyordum. Yüce tanrısal güç. Yaşadıklarımdan sonra öğrendiğim gözlemleme gücü. Sadece gözlemleme de işe yaramıyordu. Onu kullanmayı bilmek harika bir şeydi. Ve eğer o gücü kullanamasaydım şu anda bir hiçtim. Siyah ojeli tırnaklarımdan... 

Bir Şizofrenin Ağzından

Bir Şizofrenin Ağzından
Geçmiş zamanlarımın cani yaşanmışlıklarından kurtulmak istercesine attığım her adım fani hayatın uzun yolunda daha da dibe çekiyordu beni. Hiç çocuk olamamış bir genç gibi, yaşamamış ve daima yaşlı bir seri katil olmaktan alıkoyamıyordum kendimi. Aynaya baktığımda sivilceli bir ergen yüzü, gözlerimi kapattığımda bembeyaz sakalı, düşünceli ve koltuğunda oturmuş... 

Gel Bana Tanrı Ol!

Gel Bana Tanrı Ol!
Milyonlarca kelimenin içinden ‘seni’ seçmek o kadar anlamlı ki.. Oysa henüz aşkı kaldıracak kuvvetim yoktu. Onca kelime içinden ‘sensizliği’ yaşatma bana… İlk olmasına rağmen aşkın, eminim varlığından.. Hem senin, hemde aşkın varlığından. Olur da bir gün ayrılırsak sevgilim, gökyüzünden izleyeceğim seni…  

Aşk Yoksa Adamlık Yok!

Aşk Yoksa Adamlık Yok!
bazen, aşık olmadığım zamanlarda adamlığımdan bile şüpheleniyorum. içimden konuşuyorum kendimle, “aşk yoksa adamlık neye yarar ki?” adam olabilmenin tadını en çok aşk’la çıkarabildiğimi farkettim. aşk zaten yoksa, vajinasına girdiğiniz her kadın sıradan bir kadın, ve siz de o sıradan kadını herhangi bir yerde herhangi bir an beceren öylesine bir erkekten... 

Onlar ve Olmak

Onlar ve Olmak
Sessizliğimi bozan, kulaklarıma kadar yaklaşıp seslenen ifşacıların bağırışları içindeydim. Her biri birleşerek dağılan, dağıldıkça toplanan birbirini taklit ederek ilerleyen farklı renkler ve türlerde olan milyarlarca “benlik” taşıyıcısı. Onlardı. Ses tonları birbirine hiçbir benzemeyen milyarlarca farklı türrde ve nesnel olarak “an” be “an”... 

Gerçekliğin Yankıları

Gerçekliğin Yankıları
Sessizliğin içinde bir çığlıksa eğer zamansızlık sana yönelir usulca, algıların kapıları açılır, düşünceler evrene dağılır, sevgiler aşkla kucaklaşır, hüzünler karanlığın içinden yol alır yalnızlıklara, oynadığın oyunun içinde oyun olmaktır artık her şey, farkındalığında tüm oyunlar birleşince işte bu dünya benim tasarımım da var olabilir ancak dersin,... 

Tuhaflık

Tuhaflık
Dünyaya hiç gelmemiş olsam Ne eksik kalırdı bu hayatta Varlığım varlığım ne işe yaradı ki… Zamana karşı bu yarışı kim kazandı Dilek taşını kim buldu oturduğu yerden Yağmur yağıyor şimdi, tıpkı çaresiz çocukluğum gibi hüzün dolu, Tuhaflık bende galiba Var mı hayatı benim kadar sevmeyen Kader dediğimiz şey, hayatlarımızın tuzağıymış meğer  

Tanrıçamın Gözleri (Tanrıça Astartiye Dönüş)

Tanrıçamın Gözleri (Tanrıça Astartiye Dönüş)
Binlerce yıl önce insanlığın kendi varlığı ile tanıştığı ilk günlerdi, karanlığın kol gezdiği dünyamda canlılık belirtisi yoktu, geceler koyu siyah ve gündüzler koyu beyazdı. Anlamın, hayatımla bütünleşmesini beklediğim sancılı günlerimden bir geceydi. Karanlığı delecek bir ışık doğuyordu. O gece Sterk/Pentagramın yeryüzüne doğuşuna şahit olmak için “Benlik... 

Bilinmezlik

Bilinmezlik
Anlatmalısın! Hayatı yaşadığını sananlara Koşturmaktan yaşayamadıklarını bu güzel hayatı Bir gün en nefret ettiğin şeyin En çok sevdiğin bir şey olabileceğini Söylemesin! Geriye kalanların biriktiğinde neler yapabileceğini Dokundukça yakan bilinmezliktir aşk… Kimse bilmesin! Daha söylemeden yakan kelimeleri  

Tanrılar Mimarı

Tanrılar Mimarı
İnsanları evcilleştirmek ve şartlandırmak uysal birer “köle” yapmak için görünmez ”korkular yaratırım” bu korkularla onların hayatlarına müdahale edebilir onları istediğim tarzda şekillendirebilirim. İnsanlara ‘yasalar’ yaratır ve inanmaları için gerekirse kişiye uygun ‘Tev’iller’ ve yorumlar yaparak itikad/iman/inandırılan... 

Lucifer ’in Doğuşu / Sosyolojik Doğum

Lucifer ’in Doğuşu / Sosyolojik Doğum
Çocukluğumun gözde şüphelisi ‘ben’dim. Kendime biçecek roller aramaktı işim, etkisi altında kaldığım nice koku, tat ve görüntüler oluşmuştu. Hayat yüklü bir nesneydim, düşünürken başkasının aklıyla, fikirlerimi kendim sanmaktaydım, gece olunca yer yatakta her gün kâbuslu rüyalar görmekti işçiliğim. İnandırılmaya çalışıldığım her şey beni esir alıyordu,... 

Hiç Bir Şeyi Olmayan Çocuk

Hiç Bir Şeyi Olmayan Çocuk
hiçbir şeyi olmayan bir çocuk gibiyim şimdi dünyanın dışında bir yerlerde sonsuzluk beynimde hiçlikte yüzen bir düşünce oldu kuvvetin bile yeşertebileceği hayallerim artık yok karanlık bir çocuktum elbet düşlerimi çizerdim pastel bir boyayla gözlerimin rengini unuttuğumdan yapardım  

Hiçlik, Göbeksizlik

Hiçlik, Göbeksizlik
Bilinç ve bilinmezlikte… Hiçlik, Aşkınlık, Fena, Göbeksizlik… Sürekliliğin, değişkenliğin ve bilinmezliğin akışı ile yetkin merakın ‘oluşlarla devinimini’ sürdürmesi, ‘hiçlikte varoluşun’ hikayesini, yazı dilinin döndüğü kadar motiflerle vermeye çalışacağım. Belki bu deneme sonucu akıl hastahanesine alınırsam beni unutmayın  

Salak Çeşitleri

Salak Çeşitleri
Anlamını bilmeden küfredenlerle dolu her taraf. Sanki küfrün anlamı var da onların anlamı yokmuş gibi ambiyans. Yani bu alanda yaşanan anlamsızlıklar da bir salak çeşidiyle ilgilidir. Yaşanan her anlamsızlık bir salak türüyle bağlantılıdır. Mesela sınavlar, yalan beyanda bulunarak olmadığı gibi davranarak topluma yük olan salak çeşidinin ürünüdür. Mesela kavşaklardaki... 

Zaman ve Ben -I-

Zaman ve Ben -I-
Bütünlük içinde her ‘şey’ in kendisinin akışını seyrederken, olmak için geçen ‘zamanı’ an ve an anlama gayretine verdiğimiz çaba ve gayret hiç boşa gitmiyor. Kendini ayrıcalıklı görmeyi bıraktığında ‘an’ da her şey’ sana mahrem kalan yönlerini açıyor, anlıyorsun ki aslında sana mahrem olanlar ‘kendine gelen’ lere açıktır. Oysa çocukluğa yakışan;... 

Hoşçakal Sevgilim

Hoşçakal Sevgilim
Sessizce yaklaşıyorsun, hep yaptığın gibi.. Çünkü ne zaman seni unutmaya kalkışsam tekrar hatırlatmak için bunu yapıyorsun.. Seni unutmama izin vermiyorsun ama beni çok kolay unutuyorsun çocuk.. Bunun için sinirleniyorum sana. Sonra affediyorum hemen seni.. Beni nasıl kandıracağını en iyi sen biliyorsun ya zaten  

Ben-Erkek!

Ben-Erkek!
neden hep erkek futbol oynar? bende oynarım çok iyi top tutarım! neden hep erkek hesabı öder ? kendisini zengin mi zanneder ? bende öderim çünkü zenginim neden hep erkek çalışır evi geçindirir? bende çalışırım bu kadar sene boşuna mı okudum! neden hep erkek en ufak şeye sinirlenir ? bende sinirlenirim fazla gerginim  

Üç Adam

Üç Adam
Saatin gece yarısını az buçuk geçtiği bir zamandı. Bir adam elinde sefer tası yüzünde günden mutlu olduğunu belirten sıcak bir ifadeyle begonya sokağın başında göründü. Begonya sokak… Ah ne güzeldi. Gündüzleri çocuk gürültüsü, akşamları esen serin rüzgârın sardığı nadide bir çiçek  

Beni Neden Aramıyorsun?

Beni Neden Aramıyorsun?
yalnızlık seni seviyorumlu cümleleri fahişenin göğüslerinde öldürecek kadar ağır ve sevişirken tanrının adını anacak kadar asidir… Beni neden hiç aramıyorsun? Gerçi arasan da ne konuşacağımı bilmiyorum, her zaman yazarken daha iyiydim. Şu an bir sahildeyim, her yerim kum içinde kaldı, sanırım denizi hala sevemedim  
Felsefe Hayat © 2011 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz içeriği kopyalamak yasaktır. Köşe yazarları kendi fikirlerinden sorumludur.