Yaşamın Anlamı Yaşamaktır!

Büyük acıların büyük sözleri doğurduğunu Sabri Bozkurt’un “Gönüllü Kölelik Devri” adlı aforizma kitabını okurken bir kez daha öğrenmiş oldum. Bu kitap yüksek sesle söylenmeyen büyük sözler kitabı.  Cezmi Ersöz

Şiir, edebiyat yazınları içerisinde bir el bombası niteliğindedir; bir ton kömürün enerjisini birkaç saniyede açığa çıkaracak derecede kesif bir yapımdır. Aynı benzetmeyle, Sabri Bozkurt’un aforizmalarını okurken bir cümlenin onlarca şiirin enerjisini içine sıkıştırmış olduğunu gördüm. Anaç ve doğurgan afroizmalar yeni yapıtlara ilham verecek kadar derin ve dolu. Benjamin AE

Kitaptan bazı aforizmalar:

-Kendini bulan insan, öncelikle kendi ırkını darağacına asar.
-Bir esiri kurtarma üslubu ile yapılmalı artık hakikat arayışı.
-Yaşamın anlamı yaşamaktır, şimdi ve önümüzdeki uzun bir çağın ana öğretisidir bu.
-İçinde insan sevgisi taşıyıp mutlu olmanın imkânı yok, o yüzden diyorum mutlular arasında aranmalı asıl suçlular.

POPÜLER BAŞLIKLAR

3 YORUMLAR

  1. DOKUN BANA

    Dokun bana… dokunulmazlık zırhı da neymiş? Sokul bana… transparan bir denizanasıyım… Zihnin resiflerinde inancın zinasıyım… Şehvet geniyim… katıl bana… Açıl bana… Musa’nın asasıyım… Kızıl denizin ortasında okunmamış bir ayetim… Korkma! Yüz bana… Anlat bana… Hira dağında bir heykelim… Akıyor masalsı renklerim…Karış bana…
    Soyun bana… İlk günahsız bebeğim… Evren içinde bir evrene gebeyim… Korkuyorum… Gül bana… Milattan önceyim… Henüz mağarada oluşmamış bir örümceğim… Ağlarımda konuşan bir Tanrı titreşir… Yetiş bana… Yarat bana… Karanlıklar içinde uyuyan bir ressamım… şeytan damlar fırçamdan… Çoğal bana…
    Kapan bana… Asit yağmurlarında oluşan bir düşüm… Dualarım melez ve yalnız… Ak bana… Müziksiz dans eden suya düşmüş bir halkayım… Köpük köpük arsız dolaşmaktayım… Kokuyorum… Bulaş bana… Görün bana… Mahremiyet yüklü bir çamurum… Zamandan önceyim… Saf duygusuz günahtan inceyim… Biçimsizim… Şekil ver bana… Uzan bana… Kör bir bakireyim… Paslı çiviler biriktirmekteyim… Çarmıhta bir oğul delik deşik… Anlamsızım… Anlam kat bana…
    Dokun bana… basit bir bakteriyim… sudan duvarlar örmekteyim… Henüz oluşmamışken yüzgeçlerim… Hasretim ol… Gözyaşı kat bana…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikIşık Getiren Sevgilim!
Sonraki İçerikSahipsiz Sayfalar

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Boşalmak, Başlamak ve Hiçlik

Düşünüyordum da... Aslında hala düşünüyorum... Nereden başlasam... Başlangıçların sancısından nefret ediyorum! Ucuna kadar gelmiş ama işeyemiyormuşsun gibi, bir başlasan arkası gürül gürül gelecek... Nasıl başlarsan başla, konu dönüp dolaşıp aynı yere gelmeyecek mi? Evet evet... Yazmak için gece yarısını beklesem daha iyi olabilir. İşte yine buradayım, gecenin sessizliğinde yazmayı seviyorum. İnsanlar uyurken arkalarından konuşmak...

Yazgım Bu

I. Dokundum ıssız yanlarıma Suskun bakışların başköşede oturtulduğu bir akşamüstü Seyre daldım, Su aktı musluktan, işçiler evlerine döndü Tanrı’yı övdüm istemeden Çaresizce beklediğim kaldırımların birinde İstemeden yaptığım birçok şeyde bir mecburiyet hissi vardı Bunun farkında olmak dayanılmazdı Ve daha birçok şeyi anlamak Çocuklar sırtlarında koca çantalarıyla geçtiler yanımdan sonra Gülümsedim yükünü çektiğim ne varsa Uzun bir yalnızlıktı hatırlamadığım İzmaritlerin acı...

Deliliğe Çağrı: İnsanlık Savaşı

Varlık + İcap = Hayat Sağlaması: Hayat - İcap = Var'olmak İşte size var olmanın imkansızlığını (acısını) özetleyen denklem. Dikkat edilirse hiç bilinmeyeni yok, varsa da ne zamandır kayıplarda... Tarifsiz bir duygu bu. Neden derseniz deyin, bütün insanlık aslında bir yalanın içinde debeleniyor. Bilinenlerden yola çıkarak hiç'e varmak ne kadar...

Ay Üzerindekl Esrarengiz Kubbeler

İngiliz astronomu Dr. H.P. Wilkins uzun süreli gözlemleriyle, Ay üzerinde çaplan 200 m.'ye kadar çıkabilen ve sayıları son yıllarda daha da artmış olan 200 kadar beyaz kubbe tesbit etmişti. İşin tuhafı bu kubbelerin zaman zaman yer değiştirdikleri de gözleme dayanan bir gerçekti. Daha da tuhaf olan şu ki,...

Blue Velvet

mavi kadifeli gecelerde çırılçıplak dolaşıyor yanakları dolgun melek yüzlü bir fahişe sahneye çıkıyor kalorifer peteklerinin arasından mikrofonda sırf gürültü olsun diye fabrikalara savaş açıyor muhasebeci henry mavi kadifeli gecelerde doğdu ucube embriyo boynunda düğmeden bir kundak regl olmayı bekleyen bir tavuk cesedi bütün iş hayatla savaşmak mavi kadifeli gecelerde yaşlı bir kovboy yollarda kardeşini arıyor yaşlanıyor gaza basıyor her insan bir uğrak...

En Güzel Şey Sensin!

Şu hayatta bulduğum ve bulacağım en güzel şey sensin. Hayat ne kadar iğrençse, sen de o kadar kutsalsın benim için. Bu doğru orantı, aşkın katsayısıyla ilgili sanırım. Her ne kadar zamanın güçlerinden azade sayılsa da aşk böyle bir şey. Her an onu aramakla, özlemekle geçiyor günlerim... Ama...

Bir Ağıt Olarak İnsan

Kim yitirmiyorum derse, çoktan yitirmiştir. Yaşamak yitirmektir. Yitiriyorsak, "elimizde" yitirdiğimiz var demektir. Bizde bir şey var ki yitiriyoruz. Yitirirken var olduğumuzu, var olmuş olduğumuzu duyuyoruz. Ölürken yaşadığımızı anlıyoruz. Oysa, yaşarken ölmekte olduğunu anlayanımız pek az. Yitirdiğimizi anlayınca, ağıyor yitirme duygusu, bir ağu gibi içimize ya için için ağlıyor...

Niçin Müzikten Hoşlanıyoruz?

Müzik nedir? Düz biçimde konuşarak söylenebilecek bir şeyin değişik ses dalgaları ile söylenmesinden niçin hoşlanırız? Müzik niçin keyif veya tam aksi hüzün duygusu verebiliyor? Müzik aslında ses dalgalarının, belirli kurallar içinde bir düzene sokulmasıdır. Bilindiği gibi, ses dalgalar halinde yayılır. Bir saniye içindeki dalga sayısı sesin karakterini tespit...

Değirmen

Sisli bir yolda ilerliyor gibiydim. Soğuktu. Ruhum titriyor ve aklım yüreğim üzerindeki hâkimiyetini kaybediyordu. İnsani duygulardan bütünüyle arınıp; aslıma dönmeyi hayal ediyordum. Işığa kavuşup, huzura bulanmayı istiyordum. Aklımdaki tek şey buydu. İstediğim tek şey, huzura ulaşabilmekti. Biz insanız. Bazen şeytandan daha şeytanız. Buna rağmen, yalnız kaldığımız zaman vicdanın...