Hayyam Rubaileri -XIII-

241.
Benim yasam artık şarap, çalgı, eğlenti;
Dinim dinsizlik, bıraktım her ibadeti;
Nişanlım dünyaya: Ne çeyiz istersin, dedim:
Çeyizim, senin gamsız yüreğindir, dedi.

242.
Benden Muhammet Mustafa’ ya saygı ve selam:
Deyin ki, hoş görünürse, bir şey soracak Hayyam:
Neden Yüce Efendimizin buyruklarında
Ekşi ayran helal da güzelim şarap haram?

243.
Benden Hayyam’ a selam söyleyin demiş peygamber;
Sözlerimi yanlış anlamışsa çiylik eder:
Ben şarabı herkese haram etmiş değilim ki
Hamlara haramdır, doğru, ama olgunlar içer.

244.
Yanlız bilgili olmak değil adam olmak;
Vefalı mı değil mi insan, ona bak.
Yücelerin yücesine yükselirsin
Halka verdiğin sözün eri olarak.

245.
Kim demiş haram nedir bilmez Hayyam?
Ben haramı helalı karıştırmam:
Seninle içilen şarap helaldir,
Sensiz içtiğimiz su bile haram.

246.
Dünya yıldıramazsın beni ne yapsan;
Ölümden de korkmam, er geç ölür insan.
Ölmemek elimizde değil ki bizim:
İyi yaşamamak beni korkutan.

247.
Yerin üstüne baktım, uykuya dalmışlar;
Altına baktım, çürüyüp toprak olmuşlar.
Yokluk ovasında başka ne var ki zaten:
Daha gelmemişler var, gelip gitmişler var.

248.
Bilge, yüce varlığın seyrine dalar;
Gafil ise onda dostluk düşmanlık arar.
Deniz, deniz olduğu için dalgalanır,
Çöpe sor, hep onun içindir dalgalar.

249.
Ben kendimden geçtikçe kendime gelirim;
Yücelere çıkar, alçalmayı bilirim.
Daha da garibi, varlığın şarabıyla
Ne kadar ayık da olsam, sarhoş gibiyim.

250.
Yüreğinde sıkıntı varsa esrar iç,
Ya da birkaç kadeh gül renkli şarap iç.
Onu içmem, bunu içmem der durursun:
Ahmak herif, git zıkkımın pekini iç.

251.
Adım kötüye çıkarsa çıksın, ben böyleyim;
Bir kerpiçim de olsa, satar şarap içerim.
O da gidince ne yaparsın diyecekler:
Cübbemle sarığım ne güne duruyor, derim.

252.
Kalk, kalk, çalgılara çalgı katalım gitsin;
Adımızı kötüye çıkartalım gitsin.
Sofuluk şişesini çalalım taşa,
Seccadeyi bir kadehe satalım gitsin.

253.
Şarabın adı kötüye çıkmış, kendi hoş,
Hele bir güzelle içersen daha bir hoş;
Harammış şarap, olsun, bana göre hava hoş:
Hem, bana sorarsan, haram olan herşey hoş.

254.
Zaman büktü belimi, ne el tutar ne ayak;
Oysa ne güzel işlerim var yapılacak.
Can kalktı gitmeye; aman dur, diyorum:
Ne yapayım diyor, evin yıkıldı yıkılacak.

255.
Yeryüzünü gül bahçesine çevirmekten
Daha güzeldir bir insanı sevindirmen.
Bin kulu azat edenden daha büyüktür
Bir hür insanı iyilikle kul edebilen.

256.
Can bir şaraptır, insan onun destisi;
Beden bir ney gibidir, kan o neyin sesi.
Hayyam, bilir misin nedir bu ölümlü varlık:
Hayal fenerinde bir ışık pırıltısı.

257.
Ah, Tanrı dünyayı yeniden yarataydı,
Yaratırken de beni yanında tutaydı;
Derdim: Ya benim adımı sil defterinden,
Ya da benim dilediğimce yarat dünyayı.

258.
Uyumuşum; rüyamda akıllı bir insan
Dedi: Sevinç gülü açmaz uykuda, uyan;
Ne işin var bu ölüme benzer ülkede?
Kalk, şarap iç, sonsuz uykulara dalmadan.

259.
Tekkede, medresede, manastırda, kilisede,
Bir cennet cehennem kaygısıdır sürüp gitmede.
Oysa yüce varlığın sırlarına eren kişi
Bunların tohumunu uğratmaz düşüncesine

260.
Zaman başımıza bir çorap örmeden,
Gelin dostlar, içelim içebilirken.
O ecel çavuşu dikildi mi tepene
Bir yudum su iç bakalım, içebilirsen.

Ömer Hayyam

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikCan Çekişen Hasta (SI) Nız
Sonraki İçerikKadın Sanattır

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Şiirsel Avuntular

gece ve şehir aşklarına inat, yalnızlığı anlatır. günü aydın yapacak olanın bir çift göz olduğu bilinir. zamanın akıp, akmaması varlığıyla ilişkilidir. her sokak ona aittir. renkleri, sesleri, tüm izleriyle… yani nereye gitsen O’na varırsın neye baksan göreceğin O. dilinde ezber etmediğin şarkılar, gönülse kendi sohbetini anlatır. gece, şehire sarılmadır sen O’na. şehirin gecelik buğusuyla… kimsesiz sayılacak kadar yalnızlığın, ancak O sarıldığında kalabalıklaşır nedensiz. ne...

Yaz Babam Yaz!

Yaz babam yaz! Yaklaşık 15 sene olmuş yazmaya başlayalı, tam bir serüven! Yazdıklarım öyle böyle karalamalar değil, bu süre zarfında sağlam felsefi denemeler de ürettim. Aşık olduk yazdık, acı çektik yazdık, hep neşriyatla iç içeydim. Yazmakla bir halt olacağımı zannettim hep, bazılarının gözünde oldum da ama kendi kendimi...

Sen’in Ben’deki Yansıman

ateş teninin o yatakta parlamasıdır sonra kan kokusu ellerinde aşk ilacıyla yalnız bir adamı çağırır öpücük en ıslak kaçıştır sonra gözlerin içinde ayışığıyla uslanmaz karanlığı yaratır ruhlarımız en akışkan haliyle ölümü arzulayan bedenlerimizi kıskanır her yanımızı saran saflığın kutsanmasıdır henüz bitmedi her şey sana dönüşürken CAN' IN sadece sana tapınır Can Murat Demir

“Aşk Meşru Bir Şey Olamaz”

“Babam yoksuldu ama belli etmek istemezdi” Cemal Süreya ile “konuşa konuşa”ya başlamak güç. Nereden başlamalı? On küsur yıldır girip çıktığı, oturup konuştuğu, çay içtiği, sohbet ettiği, yazı verdiği, tartıştığı şu gazete odasında, yeryüzünün en utangaç, en içine kapalı inşam gibi görünen birine “Yoksuluz gecelerimiz çok kısa/Dört nala sevişmek...

Gerçeğin Rüyası

Son duyulan sesler... İnleme sesinden farksız olan çağrışımları andırıyordu... Uykular çok derindir ve uykularınızın her saniye değişen sessiz titreşimleri bilmediklerinize davetiye yollamaktadır. O an sağar, kör ve dilsiz olursunuz. Aslında gördüklerinize uyku ismini vermişsiniz ama artık siz başka bir boyuta geçerek kaybolmuş bir yabancısınız. Geri dönüş siz istediğinizde...

Okumak ve Yazmak

Okumak ya da yazmak her ikisi de ortak kanallardan beslenir: Merak ve Yaratma endişesi. Belki de hayatın içindeki en insani iki doğal dürtü. Aynı zamanda hayatın yeniden tasarlanması ve kurgulanması aşamasında kendisini ön plana çıkaran iki unsur. Ancak bu iki görevdeş unsurun arasında garip bir ilişki vardır....

İkibin’ e Az Kala

Bir din yeterdi insanlığa Bir sevi yeterdi/ gerçek anlamda. Kitapların eksiği varsa da, suçu yok. Suçu yok aydınlık yetmezliğinin. Suç, ilk egodan beri som, bağnaz tepilerde Anlamadan inanma çelişkisinde/ suçlar. ...Ve şeytan ayetleri her boydan içimizde. Fikret Hakan

Dion Fortune Kimdir?

Asıl adı Violet Firth olan ve 6 Aralık 1890 yıllında Hıristiyan Bilim tarikatına mensup bir aileye Kuzey Gale, Llandudno'da doğan Dion Fortune, şüphesiz, son yüz elli yılda modern okültizme damgası vuran bir dizi güçlü kadınlardan biriydi. Etkisi sadece kurucusu olduğu İçsel Işık Kardeşliği (Fraternity of the Inner...

Loş Geçmiş

Kasım 1989 İstanbul doğumluyum kaba alkolik adamlığı ve kaliteyi parasıyla ölçen bir babanın ve çocukları için her şeyi yapabilecek fil yürekli minnoş bir annenin üç çocuğundan ikincisiyim ilk okulumu hala yaşamakta bulunduğum bıçkın semt ağbilerinin ve delikanlılarının sokak köşelerinde çekirdek çitleyip kola içtikleri Bayrampaşa'da okudum lise yıllarımı ise doğup büyüdüğüm semtle hiçbir benzerliği olmayan ve sokaklarında bıçkın ağbilerin değil de çıtkırıldım ablaların ve emekli amcaların dolandığı Merter'de harcadım 2006 yılında Ege Üniversitesi'ni kazanıp İzmir'e taşındım ve bekar hayatıma başladım bir yılın sonunda orada...