Her İmge Bir Tufan Yaratmalıdır

Şair, sazını eline al… Evet ama, sabah gazeteni okuduktan sonra, saçmalıkları ve bağışlanmayacak pislikleri gördüğünde…

Hiçbir şey söylemeden, alabildiğine konuşmak; şairlere özgü olan buysa eğer, kötü, Bu hiçbir şeyi, şair olmayanların bir şeyiyle karşı karşıya koymak gerekiyor çünkü. Tözde iddialı olmak, yine töz adına bunu zorunlu kılar. Hiçbir zaman şiir olarak adlandırmadığım gerçek şiirsel anlatımla, diğer anlatımlar arasında, düşünceden gevezeliğe kadar varan bir uzaklık bulunur.

Bu arada, şiirsel hiçlik, öylesine evrensel bir kavram haline gelmiş ki, şairlerin dilinden düşürmedikleri, süsleyip püsledikleri bir şey olmuştur. Sonra da bu serabın oyuncağı olmuşlar ve burunları havada, hiçbir şey söylememe hakkına sığınmışlar. Fakat daha fazlasının olanaksızlığı nedeniyle, bu durum, sessizliklerinin de anlamlı olmaya başlamasına dek sürdü. Bir de, gariptir, her zaman, bu optik yanılsamanın kurbanlarından birisi çıkar da, türleri karıştırarak yüreğindekileri söylemeye kalkınca ötekilerin ifrit olduğu görülür. Bir kadının, hayatındaki erkeğe aşk dışında her konuda üstün geldiği gün, eğer bu erkek şairse, tutkusunun nasıl da hemen, tek varlığını açığa vuran sözlerle onu başka birine dönüştürdüğünü; ve bu nedenle çağdaşları arasında arılık payesinden dem vuranların gözünde birdenbire nasıl şüpheyle karşılanan biri durumuna düştüğünü tahmin edebilirsiniz. Türlerin karışmasına gelince…

Tanrı aşkına, siz hiç yangın görmediniz mi? Gecenin ortasında gecelikli kanlar, herifler sıvışırken, ve alevlerle kalaslar yaygaracı bebelerin odalarının üzerine çökerken, entellektüellerin tüm ipekten kağıtları tutuşurken ve pencerelerden altın saatler fırlatılır, mücevher çekmecelerini kivilerin basar ve pelüş kanepeleri kızıl kurtarıcıların suyu ıslatırken, bu yangın, türleri karıştırmanın en iyi örneğini vermiş olmaz mı? İnsanın, içinden geçenleri anlatmak istemesinden doğal ne var! Günün endişeler içinde çırpınan utanç anlayışı, elinde tuttuklarının uygulama için .yetmediği inancındadır. Durum böyleyken, aşk yerine, —bu inançtakilerin kitabına göre— gittikçe yükselen bir sesle politika işitilmeye başlanırsa, işte o zaman kıyamet kopar. Çünkü, kurtçuklar ayağımın başparmağını ezerken, ne pahasına olursa olsun, susmam gerekir.

Şair, sazını eline al… Evet ama, sabah gazeteni okuduktan sonra, saçmalıkları ve bağışlanmayacak pislikleri gördüğünde ve yalnızca askerlik süresine ve Fas savaşına karşı çıkıp, sözde, ihtiyatları itiatsizliğe iten kişiler, bilinmeyen yerlerde otuz yıl, on yıl hapislere çarptırıldığında, bütün bunlara duygulanmak gibi olağanüstü bir yüzsüzlük göstermek yerine, çeneni kapa!

… Şiir yericilerin çok kullandıkları bir formüle göre, kullanım sırasında eşdeğerlilik kazanan ‘şiirsel çözümler’ ya da ‘mizahi çözümler’, hiç de gülünç olmayan anlamsızlıklardır: yeteneksiz kimselerin küçük taklalarına benzerler ve terimlerde çelişki yaratmaktan başka bir şeye yaramazlar. Yenilerde, kaçış vb. kavramlardan yana olanlar ise, üçüncü sınıf öğretmenlerinin kelime hazinesinden topladıkları bu bayağı aptallıkları, lirik olduğunu sandıklan bir biçimde kullanarak eski etkinliklerine kavuştular. Gezgin satıcılar, biraz, şu matematik anahtarlarını andıran diziyle, tabldottaki beyni sulanmışlıklarla, gezgin satıcılıklar ve sahte şiirlerle tükenmiş bir gençlik, ve boyuna, yinelemenin soslarıyla lekelenmiş bir sistemin peçetesinin düğümlenmesi… Gülmecenin şiir için olumsuz bir koşul olarak kabul edilmesi, açıklıktan uzak bir deyiştir; fakat bu, şiirin olabilmesi için, mizahın, önce karşı şiir soyutlamasını gerektirdiği anlamına gelmektedir. Birden, bir makara iplik, mizahın içinde yaşama kavuşur, eğer şairseniz onu, ansızın güzel bir kadın ya da şarkı söyleyen mercanlar içinde dalgaların fısıltısı haline getirirsiniz; gülmecenin şiirin şartı olmasında dolaylı olarak söylemek istediğim işte buydu. Lautrea-mont’u saymazsak, büyük şairlerde ne büyük bir mizah vardır!

Özü fırtına olan şiirde, her imge bir tufan yaratmalıdır.
Eğer gerçeküstücü yöntem uyarınca kederli budalalıklar yazıyorsanız, ortaya çıkacak olan yalnızca kederli budalalıklardır.

Louis Aragon
Çeviri: Erdoğan Alkan

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Kaygı Kavramı 

Kaygı kavramını endişe veya tasa sözleriyle açıklayabiliriz. İnsanlar belirsiz durumlardan endişe duyarlar. Bilinmeyenler daima endişeye hatta korkuya neden olmuşlardır. Bu bakımdan her dönemde insanlar...

54 Yıldır Sır Gibi Saklanan Kitap

Neo-spiritüalizm akımının kurucusu Bedri Ruhselman'ın yıllardır saklanan kitabı İlahi Nizam ve Kainat bu hafta piyasaya çıktı. Peki kitabın gizemi ne? 'Türk spiritüalizminin kurucusu' sıfatıyla anılan...

El Yazmaları: Ruhun Orgazmı

Ruhun reaksiyonunu hatırla. Daha açık bir ifadeyle, ahlakla erdemin orgazmını... Bunu yaşadığımızı biliyorum. Çünkü sıradan bir ilişki değil bu. Çünkü hayat bir yalandandan ibaret... Aşksa sadece...

Şair Akıldan Korkmamalıdır

Güzellik kavramı olmadan işin içinden çıkamayacağımız ortadadır. Bu kavrama gereksinmek yüz karası değildir, ama yine de kişiyi kararsızlığa iter. Anlatım Olarak Şiir Şiir, anlatım olarak nitelendirildiğinde,...

Zeka Testi Nedir, Ne İşe Yarar?

Bizde 'zeka testi' olarak geçen, İngilizcesi 'zeka bölüm puanı' gibi bir anlama gelen 'Intelligence Quotient Score' veya kısaca 1Q olarak adlandırılan bu test, İngilizcesinde...

Çağdaş Sosyoloji Kuramları (Kitap Özeti)

“Kuramlar” insan aklının daha doğrusu düşünmesinin önemli araçlarından biridir. Özellikle sosyal bilimlerde bu tarz yardımcı araçlara oldukça fazla ihtiyaç duyarız zira “sosyal bilimler” oldukça...

Sonuna Kadar

Açın kulağınızı dinleyin Albay! demin ne anlatıyordum ben size... yok yok! daha anlatmadıydım!... şimdi anlatıyorum!... vakti zamanında hızlı yaşıyordum ayıptır söylemesi... itirafsa itiraf... her...

Zenne: Dancer

Zenne, G.Doğu’da şehit olmuş bir binbaşının oğlu; akli dengesini askerde kaybetmiş bir abinin kardeşi olan zenne Can’ın, Urfalı muhafazakar bir ailenin oğlu Ahmet’in ve...

Bölüşün Dünyayı

Alın bu dünyayı! diye seslendi bir gün Zeus göklerinden İnsanlara; alın, sizin olsun artık. Armağanım olsun sizlere bu mülk, bu toprak; Ama kardeşçe bölüşün aranızda. Koştu eli ayağı...

Akşam Düşü

akşamdı, soğuk pencerelerde. yorulmayan yollardan izler taşırken varamadığımız o tek yerdi, varlığımız... akşamdı, koca şehir kucaklaşmış buğularda karanlığın üzerimize sinen kokularıyla... bazen ulaştık seslerimize bazen iz bıraktık sessizce. varsın dediler inandık, varolmakla yoğruldu savaşımız. akşamdı, anlamak...

8 Boyutlu Kâbus

İnşa edildiği günden beri her yaz gidip ahşap banklarında oturduğum, oynayan çocukları seyrettiğim ve de en önemlisi o çok sevdiğim, dinlendiklerinden, izlendiklerinden haberleri olmadan...

Jacques Derrida “Yapısöküm Nedir?”

Yapısökümcü olarak biliniyorsunuz. Bu fikrin kaynağından biraz bahsedebilir misiniz? Bu soruya cevap vermeden evvel mevcut durumun tamamıyla yapay karakterine dair ön görüşümü belirtmek isterim. Bunu...

Anlar

Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya, İkincisinde, daha çok hata yapardım. Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım. Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar, Çok az şeyi Ciddiyetle yapardım. Temizlik sorun bile olmazdı asla. Daha çok...

Kimlik

Ben de var oldum bütün bu nesneler arasında su gibi, ağaç gibi, ot gibi gerçek. Kimi kanatlar öptü, kimi ayaklar alnımdan, ya sevinçten içerim pır pır; ya...

Üşümek ve Uyanmak

Bir uzun yolculuktur varoluş ve her sözcük mabedimdir sen yokken... Her şey sana dönüşüyor... Bir şey yapamıyorum! Bu acizlikte sana sarılmak en iyisi... Gecenin koynundan...