samsun-deniz-resimleri
Foto: Can Murat Demir

Heykeller… Bir adamın sevgilisine son kez baktığı yer gibidir. Öylece durur ve sadece izlerler hiçliğin nehirlerini ve denizlerini. Onlar ki hiç düşünmez, en son ne zaman ayrıldığınızı ve en son ne zaman öpüştüğünüzü… Bu yüzden heykel gibi duran bir güzelliktir ayrılık… Her karesinde aşk, her karesinde acı yaratan bir tanrı gibidir.

Sahil sizi görmez bile, balıkçılar hiç bakmaz yüzünüze. Halbuki ne zamandır açsınızdır bir öpüşe…

Heykel öylece durur ve sonrasında susar, susar… Kararsız ve inatçı bir sevgiliyi haber eder kalbinize. Bir iki muhabbet fısıltısıdır kulağınızı tırmalayan ya da geç gelmiş bir teknedir ruhunuzu sallayan. İşte bu yüzden heykeller ve sahil ayrılığın bekçisidir ve yılmaz bir acının tek kurtarıcısıdırlar. Sadece bekler ve görürler… Saflığın gömüldüğü her dalgayı, yalnızlığın buz gibi sularında iple çekerler.

Heykeller hiç acıma bilmez. Düşüncenin en bitkin halinde sizi ele geçirir ve sevgilinizin adını heceletir. Eskileri hatırlatır, eski şarkıları söyletir. Her akıntıyı içinize taşıyarak karanlığın anlamını ezberletir. Aşkın içine oltalarını atar ki her çektiğinde bir ruhu öldürür. Buna rağmen hiç yas tutmazlar… Onlar hiçbir zaman hayatı temsil edemez. Nefessiz, balıksız yaşarlar denizin göbeğinde. Suskun krallar gibi sadece beklerler ayrılan sevgilileri, acıya tutunmuş yürekleri… Heykel ve sahil benim acımdır, yaşamadığım hayattır, özlediğim sevgilidir ve her yutkunduğumda içime oturan korkudur… Kısaca heykel ve sahil, ölümün hayata yeniden tırmanışıdır.

Can Murat Demir

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.