Dün gece yatağıma yatmadan önce daha fazla hissettim bedenimi ve sordum kendime: “hissedecek miyim bu bedenin çürüyüşünü?” diye… Bu yazıyı yazarken bile kendimi kandırdığımı bile bile yazıyorum, gereksiz olduğunu biliyorum, yapmam gereken bu değil.
Küçüklüğümü düşünüyorum, ne güzel günlerdi ama…

Beni yöneten tek şey haz alma isteğiydi, ya şimdi ne?

Bilmiyorum, sizinkisi nedir? İnsanlara faydalı olmak mı? Allah’a sevimli kullar olmak mı? Vatanı korumak mı? Peki neden bunları seçtiniz, nedir kendinizi değersizleştiren? Bunları sormam bile saçma, bilmiyor değil ama neden sorduğumu biliyorum: hayatıma anlam katmak istiyorum, hiçliğin derinliklerine inmekten korkuyorum ama hiçliğin olmadığı yerde ise toplumun sırtıma bağladığı yükleri var, atamıyorum…

Ne yapacağımı bilmiyorum, aslında yapmam gereken bir şeyin olduğuna da inanmıyorum.
Sadece pişman olmak istemiyorum, öldüğüm anda şu yazıyı yazdığım için pişman olmak istemiyorum. ‘’Bir kadınla sevişseydim saatlerce…’’ gibi şeyler demek istemiyorum ölüm döşeğinde… Ama sizler pişman olmayacaksınız bencil olmayanlar!

Sizler hazlarınızı; torunlarınızın, tanrılarınızın, devletinizin vs. gerçekleştireceğini inanıyorsunuz, kendinizi kandırıyorsunuz ama ben bunu yapamıyorum. Ama aslında bu yolla en büyük bencilliği siz yapıyorsunuz, kendi hazlarınızı gerçekleştirmek için başkalarını görevlendiriyorsunuz, korkaklar! Ama biliyorum: bu yazıyı yazsam bile pişman olacağım yazmasam da… Hayatımda hiç pişman olmamıştım ama olur muyum? Ne önemi var bunun?
İşte, yaşamımı ben böyle anlamlandırıyorum ve bu içi boş anlamlandırma eylemi canımı acıtıyor… Nedir canımı acıtmayacak olan? Hiç düşünmemek mi? Nihilist bir yaşam sürmek mi? Şehirleri fethetmek mi? Hayır, bunlar değil… Ben bilirim; yarama merhem olacak her şifalı bitki yeni hastalıklara yol açtı bedenimde…

Yaşamı anlamlandırmak uğruna ne acılar çektik insanoğlu!

Niteliksiz Varlık