İstanbul Kitap Fuarı’nın Teması Felsefe

Bu yıl 35. yaşını kutlayacak, TÜYAP ve Türkiye Yayıncılar Birliği ortaklığında düzenlenen Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nın teması ve onur yazarı belli oldu.

Kitap fuarı bu yıl “İnsan ve Felsefe” temasıyla kapılarını açacak. Onur yazarı ise Türkiye’nin felsefe alanındaki en önemli isimlerinden Prof. Dr. İoanna Kuçuradi. 35. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı bu yıl 12-20 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek.

Yurtiçi ve yurtdışından 800’ün üzerinde yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılacağı fuarda pek çok etkinliğin yanı sıra temaya uygun bir dizi etkinlik de düzenlenecek.

Kültür Servisi, fuardaki etkinlikleri eşzamanlı anlatımlarla okurlarına aktaracak.

kulturservisi.com

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikİnsanları Sevemedim Sevgilim!
Sonraki İçerikÖlmeden Önce

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Düşün’tü

İnsan seçer. Dünyasaldır ve sonunda ölür. Seçerken düşünmez, çünkü ölmüştür. Ölülük ona tam gelir. Başka şey istemez. Çünkü ruhu teslim edilmiştir. Kim tarafından bilinmez. Derken mezarı aklına gelir, tabutu görür, korkar. Çünkü bunu o seçmemiştir. Bunu inandığı şey seçmiştir. Kuşkusuz doğrudur. Çünkü yaratan tartışmasızdır, önyargıdır. İlerler ve değer yargıları...

Gölgeler Görüyoruz

birlikte beyoğlunun çirkin sokaklarında yürüyoruz gözlerimizi kızartacağız ot kafalı iki yarasayız seninle yeşil bir yaprağı geceye sarıyoruz neye baksak kahkaha atıyoruz yasakmeyvem çirkin sokakların birinden üç beş sarımlık yıldız aldığımızdan beri ay ışığıyız keyfimiz zomm! gölgeler görüyoruz. İlkay Beyaz

Virgüllerden İbaretti Hayat

Uzun zaman oldu bir şeyler yazmayalı… Bunaldığımı hissetmiştim, o yüzden artık yazmayı da bıraktım. Hissizleştiğimin farkındaydım, yazamıyordum ya da kelimeler ağırlaşmaya başlamıştı. Hep gitmek isterken bir türlü cesaret edememiştim ta ki huzuru bulacağımı anladığım bir şehirde ölmek isteyene kadar. Boğulduğumu hissediyordum şehirlerde, sokaklarda.  Ruhum boğuluyordu, bir çıkmaza...

Uzun Bir Yas Tutuyorum

Uzun bir acıya yas tutan geleceğimle bir çukura bakıyor yıllardır gözlerim. Enkazlarımızı gömüyor her gece dünya. Sabahları gözü ağlamaktan şişmiş, düşleri morarmış bir çocuk olarak uyanıyorum. Vücudumda yaralar açılıyor. Dünyaya ait yaralar. Annem ve tanrı hala sessiz duruyorlar. Hala suçlular. Doğmanın, var olmanın yaşamak olmadığını çoktan anladığımdan...

My Son, What Have Ye Done

Her şey antik bir Yunan oyunuyla başlar. Bu oyunla kendisini özdeşleştiren bir çocuğun öyküsü; My Son, My Son, What Have Ye Done. Neden bütün dünya bana tepeden bakıyor! Neden bulutlar bana tepeden bakıyor! O sadece iç sesini dinleyen yalnız bir adamdı... Cinayet filmi gibi başlayan My Son, My Son, What...

Ultrason

Daha bir iki hafta önce, Jean' in rahminin ultrasonu İrlanda' nın uydu haritasından başka pek bir şeye benzemiyordu: görüntü artık o kadar belirgin ki sadece bir eli değil bir baş parmağı da seçebiliyoruz; Spitdal yolunda otostop yapan bir kadın; ağının içinde bir gladyatör, kalabalık için hükmünü veren (The Annals Of Chile, 1994) Paul Muldoon

Kategoriler

Bir bağlantı içinde söylenmeyenlerin her biri, varlık, nicelik, nitelik, görelik, uzam, zaman, durum, iyelik, etkinlik ya da edilginlik belirtir. Biçimsel olarak söylersek, “insan” ve “at” varlık; “iki dirsek” veya “üç dirsek” nicelik; “ak” veya “dilbilimci” nitelik; “iki misli”, “yarım” veya “daha büyük” görelik; “Lise’de” veya “çarşıda” uzam;...

Can’ın Cevheri

gece ki, uyandığı uykusuyla kapımda, beden uyusa ne çare? görmeye yetenekli gözler, Işığın karşısında yitirir lütfunu açık dursalar ne çare? duydukların ile şekil bulan sözler yer etse dillere sen bilmedikçe söylesen ne çare? adımlasan diyarları, görülse yürekleri izin kalmamış yüreklere uğrasan ne çare? ilişsen bir rüzgar semahına dönsen iklimler boyu hangi bütüne parçasın bilememiş isen ne çare? rüzgar tene değmedikçe fırtınalar kopsa, kasırgalar olsa...

“Ben”siz Bir Bilinç: Krishnamurti

Batı dünyası, Freud ve diğerleri aracılığıyla bilinci, bilinç ve bilinçaltı olarak ikiye ayırmıştır. Hiç öyle olmayabilir de. Freud’u, Jung’u atın bir kenara ve başlayın. O zaman keşfedecekleriniz ikinci el değil, özgün olacak. Krishnamurti, insanlığa özgü sorunların çözümünü kelimelerde ya da felsefî kavramlarda aramaz. Tam tersine ona göre, dünyada...