İçimin karanlığında binlerce gözenek
Su akıyor parmak uçlarımdan
Boğuluyorum
Ve içimin derelerinden çamurlu uyanıyorum
Sen yoksun
Bir kuyunun başından suyun karanlığını seyrediyoruz
Gündüzün geceye karıştığı orman
Işığın gölgelerini yakalamaya çalışıyorsun sen
Sonra uzun bir yolculuk başlıyor
Savaşın esaretinde kalmış milyonlarca intihardan
Asılı kalan iki casus bizi bekliyor
Ve kardeşinle çıktığın elma kamyonu
Evrenin tüm çizgilerine dokunuyor
Her şey dokunaklı bir uzaklık
Elmalar dökülüyor yol uzadıkça
Ve ardımızda kalan atların sevinciyle de buluşuyor
Sahil boyu kumu yeşerten dalgalar
Bir bataklığa dönüşüyor her şey
Suyun karanlığına düşen ateş topu
Bir yıkımın belirsiz boşluğu
Duvarları yıkık evin asılı kalan tek kapısı
Rüzgârın hafifçe tıkırdattığı
Yaşlı bir ruhun beklediği karısı
Yitirme aklını, aklını yitirme
Kaçış sonsuz bir kaygı…
Neden herkes en uzağa gidiyor

Sevdi Aycıl

Merhaba adım Sevdi Aycıl. İstanbul’da yaşıyorum.Sosyoloji mezunuyum ama turizm sektöründe çalışıyorum. Hayat uçsuz bir arayış ve derinlemesine bulduğumuz uçurumların kendisidir şiir, iç kazılarımdan avuç avuç çıkardığım sözcüklerle bir dil kuruyorum kendimle bu dilin bir adı yok , doğada ve içimizden yansıyanın bundan haberi de yok.Dünyanın bir taşkınıyım sadece, içimin karanlığında yüzen ışıklara dokunmaya çalışıyorum.Hiçlik dünyasında hafifçe yere doğru süzülen kuru bir yaprağım belkide... Nereden gelip nereye gittiğimi sonsuz akan ırmağın gürültüsüne bıraktım. Ne özde bir varlık, ne geçmişte bir öz , şu anın kendisinde varım. Sevgiyle

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.