İnsan bilgi sahibi olabilir: Buna bilgili insan denir ama neyi bilip neyi bilmediğinin farkında olması, bunları ayrıştırması, anlaması ve bildiğini konuşması, bilmediğini ise dinlemesi için farklı bir bilgiye daha ihtiyaç vardır; Bu da kavram bilgisidir. Bu mertebeye ulaşana “kendini bilen insan” denir.

Kavram, bilgiyi tanımlar ve ölçülendirir. Kavramın bu hareketi, aklın çalıştığını gösterir. Akıl, ölçülendirme, tanımlama ve düzenleme yeterliliğidir. Kavramın ne olduğunu ve kavramları anlamamız için, öncelikle “Tanım”ın tanımını bilmemiz gereklidir.

Kavram bilirsek, ne konuştuğumuzu, ne bildiğimizi ve ne bilmediğimizi biliriz. Kavram bilmezsek, inandığımız ve güvendiğimiz, önemli konular konuştuğunu sandığımız birilerini takip ederiz. Tanım, sınırsızlığın bir parçasını, belirli, bilgili ve gün içerisinde işe yarar hale getirmektir. Açıklanan bir tanımın ölçüsü, kimin yaptığına göre değil, insanların işine yarayıp yaramadığı, karmaşadan kurtarıp kurtaramadığına bakılarak belirlenir. Aynı zamanda bu, kavramın da ölçüsüdür. Kavram; Sınırsızlığın tanımlanmasıdır. İki tip kavram tanımlaması vardır; Biri sözel diğeri ise sayısal tanımlamadır. Kelime ve terimle yapılana sözel tanımlama, rakamlarla yapılana ise sayısal tanımlama denir. Sözel tanımlamada ilk tanım, Tanım’ın ne olduğudur. Özellikle karmaşık bir konuyu düzenlemek veya bir konuyu ortaya çıkartmak için gerekli olan sözel başlangıçtır. Tanım yapılmadan tartışılan her konu uzlaşmayla değil, anlaşmazlık, taviz veya feragatle sonuçlanır. Sayısal ilk tanımlama ise 1 rakamıdır. 1 rakamı, sınırsızlığın içerisindeki sayısal merkezi belirleme hareketini gerçekleştirir. Diğer sayılar ise 1’den doğar. Bunlara göre, Matematik; sınırsızlığın rakamlarla tanımlanmasıdır.

Kavramlar, şimdiki zamanda, kendimizin canlı olduğu, yani nefes alıp verdiğimiz süre içerisinde hareket halindedirler. Bir kavram, geçmişte veya gelecekte de fark edilebilir, tanımı yapılabilir. Kavramın fark edildiği an, Şimdiki Zaman, fark eden kişi ise canlıdır.

Kavramların kökeni hakkında

Gelelim kavramların kaynağına… Kavramları, siz veya başka birisi üretmedi. Kavramlar, bir okul, aile, toplum veya belirli bir kişi tarafından zihninize yüklenmedi. Kavramlar, siz doğarken zihninizin mekanizması içerisinde ve sizin dışınızda vardı. Siz, deneyim ve bilgi biriktirdikçe, onlar da belirginleşip fark edilir oldular.

Kavramların nasıl ortaya çıktığına da biraz daha değinelim: Kavramlar, gözlem veya sezinleme ile fark edilir. Gözlemlenen veya sezinlenenin tanıma dökülebilmesi, deneyim ve bilgi sahibi ama bilgi ve deneyimin etkisinden kurtulmuş, bilgi ve travmalarla kirlenmemiş ve masum olan bir zihin gerektirir.

Gözlem, sezin ve kavramın hareketliliği şimdiki zamandadır. Deneyim ve bilgi, geçmiş zamandır. Bu sebepten, deneyim ve bilginin etkisinden kurtulmuş, yani geçmiş zamanda bulunmayan bir zihin ancak tanım yapabilir.

Masum, incinmeyen ve incitmeyen demektir. İncinme ise zihindeki imgelerin gerçekleşmemesi veya bozulmasıdır. İmge, bir canlı, durum veya hareket hakkında hatırladığımız bilgilerin tümünün oluşturduğu düşünsel resimdir. İmge, ya geçmişten gelir ya da geleceğe dair oluşur. Şimdiki Zaman’da bulunan durum ve hareketin, çarpıtma, saptırma ve yanılgı yaratmadan açıklanabilmesi için imgelerin olmadığı bir zihin hali gereklidir. Bu sebeplerden, yalnızca deneyim, bilgi ve imgelerin etkisinden kurtulmuş, berrak bir zihin, gözlemlenen veya sezinlenenin kendisine ve kavrama dair tanım oluşturabilir.

Kavramlar hakkındaki bu yazım, ileriki aylarda yayınlanacak olan, 150 sayfalık kitabımın kısa bir özetidir. Eksik veya fazlalık bulursanız lütfen belirtin, ancak bunu yapmadan önce kavram konusunu bilip bilmediğinizden emin olun ve bu yazının bir kitap özeti olduğunu da unutmayın lütfen.

Okuduğunuz ve anlayış gösterdiğiniz için, teşekkür ederim…

Murat Dal

2 YORUMLAR

  1. Genel olarak katılıyorum yazdıklarınıza. Kavram,konunun başlangıcıdır. Başlangıcı bulursan, bilirsen veya anlamışsan, başlangıcın uzandığı tüm konuları da fark etmiş olursun.

  2. Bana göre “kavram” ya da kavramlar “her şey” dir. Buna göre kavram ya da kavramlar olmadan ya da onların bilgisine ulaşmadan ne bilgi ne de bilginin savunması gerçekleştirilemez. Bu ikili münakaşalarda da böyledir. Tez anti-tez ya da sentezin bilgisine de bu sayede ulaşılır. Konuşmaların (hatta monologların) kalitesi ve ciddiyeti de kavramların özüne inmedeki başarıda yatar. Kısaca, bir fikir tesis etmenin metodu kavram bilgisinin derinliğinde tecelli eder. Her şeyin tezahürü aslında kavramların idrakinden mütevellittir.

    Son olarak: Felsefe, kavramların kaygan ve tehlikeli mecrasında insan denilen varlık alanının kendini bulmaya yönelik çalışmalarının tümüne verilen addır.

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.