Köprü ve Adam

Köprü ve suyun bir adamdaki yansıması nasıldır sizce? Bir köprünün ayaklarına sarılan yosunlar kadar hüzünlü müdür? Ya da suların inadından bıkan sütunlar gibi midir? Yalnızlık ne kadar samimiyse bu cümleler de o kadar içtendir… Bu resim ne kadar gerçekse adam da o kadar yalnızdır…

Her ne kadar bu fotoda bir adam olmasa da unutmayın ki bu resmi çeken bir adamdır. Yalnız ve bir o kadar da derin bir acının içinde yuvarlanan bir adam… Deklanşöre basmak kolaydır her zaman, önemli olan bunları yazabilmekti. Bir fotoğrafın nelere kadir olabileceğini göstermekti… Köprünün nazını çeken sadece ben değildim aslında birileri daha vardı orada; suya yansıyan gölgeler… İrili ufaklı insan figürleri ve ısınan betonun verdiği kızgınlıkla parlayan asfalt….

Her şey yansır hayata her şey… Karanlığın teslim aldığı ve bütün yanlızlığına rağmen direnen o şeyler… Onlar ki hem direnir hem de tutunur köprünün bacaklarına, onlar ki hesapsızca tutunur hayata! Bu fotoğraf sonbaharda çekilmişti ve ondardır ki hala yalnızdır bu köprü ve hala bekler beni… Yani fotoyu çeken adamı, yani fotoğrafı yansıtan acıyı… İşte bu yüzden köprüler önemlidir bir yalnızlık hikayesinde ve işte bu yüzdendir ki her köprü hayata sarılan bir adamdır benim gözümde.

İster sarılın, ister öpüşün ama ne olursa olsun, ne yaparsanız yapın sakın yalnız kalmayın hayatta… Bu yüzden sadece bakın geçin bu fotoya sakın ardınıza bakmayın, bu adam kim olabilir diye… Çünkü her baktığınızda o biraz daha benzeyecek size…

Can Murat Demir

POPÜLER BAŞLIKLAR

2 YORUMLAR

  1. sence bu fotoğraf “yeter” mi? karamsarlığın dehlizlerini terkettiğinden beri kendine ne kadar da acımasızsın…sence ne yapmalıyız seninle? bence oturup ölmeliyiz ışık dediğin karanlıkta….ya da ona benzer bir intiharda…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Tanrılar Mimarı

İnsanları evcilleştirmek ve şartlandırmak uysal birer "köle" yapmak için görünmez ''korkular yaratırım'' bu korkularla onların hayatlarına müdahale edebilir onları istediğim tarzda şekillendirebilirim. İnsanlara 'yasalar' yaratır ve inanmaları için gerekirse kişiye uygun 'Tev'iller' ve yorumlar yaparak itikad/iman/inandırılan olmasını sağlarım... Bitkileri evcilleştirmenizi isterim Hayvanları evcilleştirmenizi isterim Çocukları evcilleştirmenizi isterim Topraklarınıza çitler çekip sınırlar...

Beyti Dost Celse: 3

Doğru, doğru olunuz..! Suçlarınızı örttünüz, kararları yanılttınız. Akrep gibi kendinizi zehirlediniz. Akrebin yaptığında bir hayır var. O, neslinin devamı için yapar. Siz ise, her şeyi mahvedeceksiniz. -Erkek akrep çiftleşmeden sonra, kendini zehirler. İsterse, ölmemek için çiftleşmeyebilir. Fakat, o çiftleşmeye mecbur olur. Erkek akrebin bedeninden ise doğan yavrular beslenir- Bize yakın...

Gizemli El

İstanbul âşıklarından, Stefanos Yerasimos'un kitabında yer alan başka bir İstanbul efsanesi'ni anlatmamak olmaz... Efsaneye göre, At Meydanı'nda bulunan Dikilitaş'ın dibinde bakırdan tılsımlı bir el varmış. Hangi tüccar İstanbul'a bir mal getirecek olsa doğru Dikilitaş'a gider, mala biçtiği değerin tutarını elin içine koyarmış. Bu bakır el, getirilen malın gerçek...

Ender Bir Hastalık

Hastalıklı uzuvların kesilmesi ve atılması gereklidir. Çünkü hastalık iyice yayıldığında çok geç olabilir. İlk önce ruha bulaşan bu illet yavaş yavaş tüm iradeyi ve bedeni hatta var oluşu ele geçirir. Bunu yaparken en büyük silahı da sizi kendi saflarına katıp, kendisine zorla benzetmektir. Bu kaçınılmaz sondur. Bu yüzden...

İkilik

Ben ve Sen veya Ben ve O, insandaki ikiliğin en belirgin tanımıdır. Bana göre mi, sana göre mi, ona göre mi düşüncesi, insanın olumsuz etkilendiği, ikiliğinin ve çelişkisinin kızıştığı durumdur. Oysaki düşünce, sana veya ona göre değil, bana göredir. Düşüncelerim bana göre olmalıdır, peki ben nasıl bir durumda...

Gider İçerdi Can Baba, Kendisine Acımadan Ama

Can Baba, hatırlar mısın, bir akşam, arkadaşlarla Kuzguncuk’taki evinize gelmiştik… Evde senden başka kimse yoktu. Yapayalnızdın. Sevgilisi terk etmiş liseli bir öğrenci gibi çaresizdin. Bütün ışıkları, televizyonu, radyoyu açsan da evde garip ve hüzünlü bir sessizlik vardı. Oysa insanların, bir tutam neşe, öfke, coşku, yaşam sevinci koparmak...

Yazarımız Varlık Ergen’in İlk Kitabı “Model Evren” Raflarda

Yapay Zekâ, insanlık için bir tehdit mi yoksa bir fırsat mı? İnsan denilen bu türü kendisinden korumak mümkün mü? Nasıl ve Neden var olduk? “Biricik İnsan” ve “Biricik Tanrı” modelinden şüphe duymalı mıyız? Bilim ve din arasında yaşanması muhtemel savaşın galibi kim olacak? Kiminle aşk yaşaman gerektiğine kim karar vermeli? Bu sorulara yanıt...

Tekne ve Kırık Dökük Anılar

Deniz kıyısında rastladım ona, daha doğrusu onlara. Kırık dökük bir teknenin etrafında kavga ediyorlardı. Ama deklanşöre bastığımda sadece bana odaklanıp, kavgayı unuttular. Sanki fotoğrafın içinde farklı durmak istediler, ya da farklı görünmek... Çocukların telaşı bittiğinde ortada ne ben ne de o tekne kalmıştı... Çocukların telaşı sadece o anlıktı...

Emmanuel Levinas Röportajı: “Başka ve Başkalık” 1993

-İyi akşamlar, Emmanuel Levinas. "Tanrı, Ölüm ve Zaman" 1975-76 akademik yılında verdiğiniz derslerin metinlerinden oluşuyor. O halde gelin sizi tanıtayım. Hiç şüphesiz Fransız düşüncesinin en önemli düşünürlerinden birisiniz... Ancak bununla beraber, pek fazla kişi sizi tanımıyor. Çünkü, nasıl denir, bugünün deyişiyle medyada pek yer almıyorsunuz. Doğrusu, okurlarım...