Sir-Christopher-Lee.oldu

Sir Christopher Lee 93 yaşında aramızdan ayrıldı. ‘Dracula’, ‘Yüzüklerin Efendisi’ ve ‘Yıldız Savaşları’ filmlerinde kült karakterlere can veren İngiliz oyuncu, en son ‘Hobbit’te büyücü olarak ekrana gelmişti.

Solunum güçlüğü ve kalp yetmezliği şikâyetleriyle hastaneye kaldırılan Christopher Lee’nin pazar sabahı, Londra’daki Chelsea ve Westminster Hastanesi’nde hayata gözlerini yumduğu açıklandı. Efsanevi oyuncunun ölüm haberi, 50 yıldır evli olduğu eşinin isteği üzerine önce aile üyelerini bilgilendirmek amacıyla basından saklandı. İngiliz oyuncu Christopher Lee’nin film kariyeri 1947’de gotik bir romans olan ‘Corridor of Mirrors’daki rolüyle başladıysa da 1957 yapımı ‘The Curse of Frankenstein’ filminden sonra tanınmaya başladı.

Özellikle korku filmleri, Frankeştayn (üstte) ve Drakula (altta) rolleri ile ünlendi. Genellikle mistik ve karanlık rolleri canlandırdı, kariyerinde çok film olmasına rağmen Drakula’nın çeşitli seri filmleriyle ünlendi ve en fazla takdir edilen Drakula karakterinden birisi olmayı başardı.

2001 yapımı ‘Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği’, 2002 yapımı ‘Yüzüklerin Efendisi: İki Kule’ ve 2004 yapımı ‘Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü’ filmlerinde ‘Saruman’; 2002 yapımı ‘Yıldız Savaşları: Bölüm II – Klonların Saldırısı’ ve 2005 yapımı ‘Yıldız Savaşları: Bölüm III – Sith’in İntikamı’ filmlerinde ‘Kont Dooku’ rolleri Lee’nin sinema tarihinde efsaneleşmesini sağladı.

lee-felsefehayat

Lee, ‘Yüzüklerin Efendisi’nin Saruman’ıydı.

Lee sinema kariyerinin yanı sıra bir dizi heavy metal albümü de yayımlamıştı. ‘Charlemagne: The Omens of Death’ bu albümlerden biriydi. 2009’da tiyatroya katkıları ve hayırseverliğinden ötürü şövalyelik nişanına layık görülen Lee 2011’de de yaşam boyu başarı ödülü olan Bafta Fellowship’i almıştı.

‘FAZLASI’ ZARAR

1922’de Londra’da doğan Christopher Lee, II. Dünya Savaşı’nda istihbaratçı olarak çalıştıktan sonra, ani bir kararla oyunculuğa çark etti. İlk filmi Terence Young’ın Corridor of Mirrors / Aynalar Koridoru’ydu. Lee, o dönemde kullanılan kameraları ve teknikleri tedirgin edici olarak tanımlıyor, “Biri bana dedi ki, ‘Yakın bir plan alınırken her şeyin tonunu düşürmelisin. Çok fazla hareket etmemelisin, yoksa görüntü bulanık çıkar. Ayrıca yanlara doğru hareket edersen de çerçevenin dışına çıkarsın’. Tüm bu uyarılar yüzünden herhangi bir yerimi oynatmaya o kadar korkuyordum ki, sanki o pozisyona hapsedilmişim gibi gözüküyordu.” Neyse ki o sıralar hep küçük roller alıyordu. Sıkıntısı fazla sürmedi; küçük rollerle ilişkisi de öyle. 1958’de üstad Terence Fisher’ın Dracula’sında kontu canlandırdığında, gerçek bir star olmuştu. Dracula’nın çarpıcı vahşetiyle cazibesini bir arada perdeye taşımıştı. Kontun entelektüel altyapısı da Lee’de inandırıcılık kazanmıştı. Aslına bakılırsa, cinsel cazibe açısından da daha iyi bir nam salabilirdi. Ama yapımcılar Lee’nin öncelikle korkunç olmasını istemişlerdi (korku filmi neticede!). Lee fazlaca iyi gözüküyordu ve makyaj ekibi bu durumu yok etmek için sıkı bir uğraş vermek zorunda kalmıştı. Film vizyona girince, sayısız kadın izleyiciden Lee’nin “korkunçluğuna” saygılarını sunan hayran mektupları geldi.

Maraton misali kariyeri boyunca Lee’nin başından geçen tek ilginç olay bu değildi. Örneğin, başlangıçta çoğu İngiliz kast yönetmeni yeterince “adalı” gözükmediği, “kıtalı” bir havaya sahip olduğu gerekçesiyle Lee’ye burun kıvırmıştı. Şimdiyse, soylu İngiliz imajının neredeyse özeti gibi algılanıyor. Üstelik buna rağmen, diğer büyük İngiliz film star’larının içinde muhafazakârlığa en uzak görüntüyü sergileyenlerden biri. “Şeytanın yalnızlığı”nı vurgulayarak, kötü adam karakterlerini insancıl bir yönle de besleyen, böylece de “kötü adam”lığı çok daha karmaşık ve çarpıcı hale getiren Lee, bugün artık yaşayan bir efsane.
Jonathan Rigby; “Christopher Lee: The Authorized Screen History”

 

RADİKAL

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.