Küfretmenin Zamanıdır!

Haftalardır “stalk”ladığınız kızın/çocuğun adını Facebook’ta bu kez arama motoruna değil, ileti kısmına yazdınız, bastınız enter’a. Bütün gün üzerinde uğraştığınız projeyi akşam patronunuza sundunuz ve hiç beğenmedi. Final sınavına yetişmeniz gereken sabah uyanamadınız. Sevdiğiniz bir tanecik dizi var o da yayından kalktı. Kek yapacaksınız, her şey var bir tek un yok. Bilgisayarınızı alıp çıktınız dışarıya, kendinizi bir kafeye attınız, akşama dek çalışacaksınız, o sunum bitecek, kararlısınız; şarj adaptörü evde kalmış. Ayak serçe parmağınızı 7milyonuncu kez o sandalyenin ayağına vurdunuz. Havalar sonunda ısındı diye giydiniz tiril tiril elbiseleri öğleden sonra bastırdı sağanak…

Küfretmenin zamanıdır!

Bırakalım toplumsal normları falan bir kenara. Bilimsel verilere sırtımızı vererek artık gönül rahatlığıyla küfredebiliriz. İngiltere’de yapılan bir çalışmada insanların büyük bölümünün küfrederek acıya daha dayanıklı hale geldiği gözlendi. Yapılan bir deneyde bir grup insana ellerini buzlu suya soktuklarında küfretmelerine izin verildi. Bir başka grup ise küfretmeden, “Uff, anacım, ahh, kötü bilim insanları, tü size, kaka, pis” gibi tepkiler vererek ellerini buzlu suda tutmaya çalıştı. Sonuç? Küfredenler ellerini buzz gibi suda tam 40 saniye daha fazla tutabildi. Katılımcılar algılanan acıyı da küfrederek azaltabildiklerini ifade etti.

Özellikle gün içinde pek fazla küfretmeyen biriyseniz yukarıda sıraladığımıza benzer anlardan birini yaşadığınızda gökyüzüne savurduğunuz küfür; sıklıkla küfreden birinin bir küfrüne kıyasla çok daha “başarılı”. Yani günün genelinde bir “hanım evladı” olup akşam ofiste ekstra mesai haberi geldiğinde küfrü basan kazanıyor.

Yine aynı çalışmanın bir başka sonucu da küfür konusundaki yaratıcılığımızla ilgili. Çalışmaya katılanlar iki grup halinde video oyunu oynuyor. Bir grup agresif bir şeyler oynarken diğer grup huzurlu huzurlu, sakin sakin golf oyunu oynuyor. Sürecin sonunda iki ayrı gruptan yeni küfürler üretmeleri istendiğinde agresif oyunların başından yeni kalkmış grup çok daha fazla seçenek sunabiliyor. Küfür konusunda yaratıcı olabilmemiz ne güzel!

www.nolm.us

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikKuşlar Ölüme Doğru
Sonraki İçerikTahta Kılıcın Sihri

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Dünyanın Bize Göreliği

Her varlık için en değerli, en yüksek varlık kendininkidir. Başka varlıkların değerlerini kendi varlığını temel alarak ölçer, ona göre yargılar verir. Bu temel ve...

Felsefe Ders Notları: Konu Anlatımlı Soru Bankası

Felsefe kelime anlamı olarak Philo (sevgi) ve Sophia (bilgelik) kavramlarının birleşmesinden meydana gelmiştir. Bu manasıyla felsefe “Bilgelik Sevgisi” demektir. Felsefenin anlamı konusunda her filozof...

Birkaç Yılın Özeti

Artık 2. değişimim başladı. Özgürlüğe doğru... Evet ona gidiyorum. Ama çok kolay olmadı, bu emek istedi; hem de çokça zaman... Sancılı, acılı bir dönem...

Kolay Lokma

iş olan hatunlar çok barizdir ne bekliyorsun der gibidir buyurgan bakışları ve dudakları arasına sigaralarını alıp beklerler yalnızlıklarını ateşleyelim diye biz de anlarız hatunun kolay lokma olduğunu yanına yaklaşıp oturabilir miyim...

Dücane Cündioğlu: Leyla’ya Kavuşmak Hangi Mecnun’un Haddine?

Yazar Dücane Cündioğlu, son kitabı ‘Motto’yu, bir tür çatı arası metrukatı, evrak-ı perişan olarak tanımlıyor. Çünkü Kapı Yayınları’ndan çıkan kitap, Cündioğlu’nun bugüne kadar sosyal...

Ruh Hastası

yapacak bir şey yok! kelebekler düşünüyorum gününden bir gün fazladan uçuşan güller düşünüyorum dikenleri şefkat akıtan yıldızları görüyorum odamın tavanında hayatıma giren kadınları düşünüyorum. hepsi ''RUH HASTASI'' Neyzeni düşünüyorum derdini anlatamadığını biliyorum anlayamazlardı istemezlerdi simit yemeyen martı memesi olmayan...

Mozart Gibi Gülümseyemem Ben

Kaçtık annemle, bir bavul ve sonradan sahte çıkan birkaç mücevheri alarak, Yük treni gibi yavaş bir trenle, Kardan kalın bir örtüyle kaplanmış Furlana kırları boyunca. Gittik Roma’ya...

Sizler…

siz psychedelic partilerde kafaları kendileri gibi göt olan kızlar hippie takılan beyaz yakalı kodaman gerzekler ortamlarda yazdığınız palavralar midemi bulandırır onlara iyi bakın tek sebeplerinin aşağılık komplekslerinden...

Marslı’nın Yazarı Ay’da Geçen Bir Polisiye Yazıyor

Marslı adlı bilimkurgu kitabıyla adından sıkça söz ettirmeyi başaran Andy Weir, bir sonraki kitabının Ay’da geçen bir polisiye romanı olacağını açıkladı.  Geçtiğimiz şu son iki...