Mutluluk nedir? Sıradan insanın ruh hali…

Mutluluğa ulaşmak için mutsuz olacak kadar idealist bir adam değilim, en azından mutluluğa ulaşmak için kendimi harcayacak değilim.

Hep daha çok şey istiyoruz, hep daha çok sikmek istiyoruz, daha çok paramız, daha çok tanıyanımız olsun istiyoruz ve bunun yüzünden mutsuz oluyoruz. Haline şükretmek deyimi, güçsüzlüğünü avutmaya ihtiyacı olanlar için icat edildi.

Şükretmek, değerlerin (ahlaki değil, doğal) olmadığı, yozlaşmanın başladığı andır ve depresyonların habercisidir. İstediğiniz mutluluğa ulaşmak değil, gücünüze güç, enerjinize enerji katmak olmalı, işte buna hizmet etmeli mutsuzluğunuz.

Mutlu bir hayat, sade bir hayattır ve sıkıcıdır, bireyi bunaltır, insanoğlunun doğasında vardır bir şeyle uğraşmak, erek yaratmak, böyle anlam verir insan hayatına, onun uğruna yaşayarak, mücadele ederek hatta ölerek… Mutlu, barışçıl bir yaşam bireyin kendi içinde savaşmasına neden olur, mutluluğundan şikayet eder. Kılıçların birbirine çarptığı, tüccarların yeni diyarlar keşfettiği, şövalyelerin bir kadın uğruna savaştıkları, ilkellerin daha rahat yaşamak uğruna avlandığı zamanlarda , bir erekleri olduğunda neden iç çekmemişlerdir?

Ama farkına varacaksınız, mutlu yaşam size şunu öğretir: ”tüm erekler anlamsızdır, insan uydurmasıdır, boştur, onun için yorulma.” Bu dünyadaki tek mutlak tezdir. Ama bunu düşünmek, içindeki yaşama istencini çürütür, belki iyi bir edebiyatçı yapabilir ama asla yaşamını dolu dolu yaşayan biri yapamaz.

Kapitalizm (hatta uygarlık sonrası, ilkel toplumun tükenişine kadar gider) çoğunluğu güçsüzleştirdi, doğallığımızı törpüledi ve içgüdülerimizi usa indirgedi, usun içgüdünün yardımcısı olduğunu bize unutturdu. Bir avuç akıllı ama güçsüz insan, çoğunlukta olan aptal ve güçsüzleri itaate zorladı veya o güçsüz ve aptal yığınlar kendi isteğiyle onlara secde etti, küçük azınlığın, birey olmuş tiplerin güçlerini sömürdü, gücümüzü eritti. O azınlık, varlığını aptal-güçsüzleri üstümüze göndererek korudu ve bizler katledildik.

Güçsüzlerin egemen olduğu bir çağda yaşıyoruz, sıradan yaşamın olduğu, tek amacın ”mutlu” olmak olduğu boş bir yaşamı.

Bakunin’in dediği gibi : ”Yıkmak, en yaratıcı eylemdir.”

Kendimizi yaratmak için bizi yokeden, yabancılaştıran kurumları hatta uygarlığı yıkmalıyız, ondan sonra mutluluk gibi erekleri düşünebiliriz.

Son olarak, bir avuç güçsüz ama zekinin bize verdiği zaman kavramı çerçevesinde hareket ettiğimizde, düşündüğümüzde, uyuduğumuzda vs. mutlu olamayız. Çünkü kendimiz için yapmayız bunu, uyumamızın bile nedeni rahatlamak değil, işe/okula giderken geç uyanmamak…

Kendiniz için yaşayın!

Kendiniz için yaşayamadığınızı, başkalarının size verdiği zamana göre yaşadığınızı ve bu zaman kavramına köle olduğunuzun farkına varın!

O hissi yaşayın, çaresizlik hissini tadın! Nefretiniz artsın ve hareketlerinizi belirleyen tüm saatleri, uygarlığı, patronu, dinleri, toplumu yok edin! En azından mutluluk ütopyasının gerçekçi olabilmesi için!

Niteliksiz Varlık

1 Yorum

  1. Mutlu olmak şaşıp kalmaktır güzellikler karsısında…her gün yeni, farklı bir şey göre bilmektir… mutlu olmak gerektirmez seks yaparak inlemeyi,mutlu olmak için seçmen gerek biraz dinlenmeyi, yaptığın kötülüklerden…insanin içindeki güzellikleri, Tanrının yaratmış olduğu her şeyin içinde hiç bir çarlığın yapamayacağı kadar güzel olan şeyleri görmek… onlara şahit olusunun tadını çıkarmaktır…

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.