Ölü Bebekler Diyarı

Sanatın içine karanlığı, şiirin içine acıyı katmayı emretti tanrı. Ve böyle durumlarda çığlık atmamayı… Bu yüzden canlılara değil, ölülere aşık oldum hep… Ölü bebekler diyarına ayak bastığım günden beri hep bunu düşündüm… Yazmayı ve yaratmayı… Çünkü yeteneksizlerin topraklarında aşık olmak zordu… İşte bu yüzden ölü bir yaratıcıyım…

şeytan ilhamını benden alır
çünkü her şiirim bir kurbandır

bir iki üç dört
sayması kolaydır hayattayken
ama geri dönüş zordur

aşk her zaman bekler beni
sevgilim tanrıyla sevişirken
özler geceden kopardığım hikayemi

yabancılaşan suretim hüznü saklar
insan ölür ve toprak kıskanır
açan her çiçeği

şeytan ilhamını benden alır
çünkü her şiirim bir kurbandır

içimize sızan ruhumuzu kavuran karanlık
gel ve al beni
bıktım yazmaktan
aldatılmaktan

bir iki üç dört
geri sayım
rakamların simyası

 

Can Murat Demir

POPÜLER BAŞLIKLAR

1 Yorum

  1. Lütfen şiirdeki hataları belirtir misiniz? Ya da önce email adresi yazmayı öğrenin Sayın Esse Tesse! İkinci kez email adresinizi düzeltiyorum. Burada bana dilbilgisi ve imla dersi verecek en son insan sizsiniz

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikDeccal
Sonraki İçerikLucifer: Uyanışın Temsilcisi

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Sana Diyorum

Dağların eteklerinden indim Ovaları kırları bıraktım Baktım her yer kentli, Şehri, kokuşmuş kenti neyleyim Kepenek kokusu sindiririm. Buralar gelip geçici dinlenme hanı, Dertliye derman Aşığa armağan bizim köyün ırmağı. Baktım her yer kentli, Gökte kuşlar değil Karada insanlar uçar Gözüktü önümde köy yolu Yazık olsun ki size ikram değere Gelsin sen kentlilerin sonu, Çıktım geldim buralara Saçın teli değseydi ağladığıma.. Baktım her yer...

Seküler Akım’a Dair

Aşağıdaki metin, Cambridge Üniversitesi İngiliz Edebiyatı Kral VII. Edward uzmanı Profesör Basil Willey’nin (1897-1978) Hıristiyanlığın Dünü ve Bugünü başlıklı kitabından alınmıştır. Willey, modern kültürdeki seküler akıma eşzamanlı olarak ortaya çıkan yeni ve faal bir ilahiyatın yükselişine dikkat çekmektedir.  (…) Biz, dine hem elverişli hem de elverişsiz bir tarihi...

Bir Yazarın Vakitsiz Ölümü

5 Ocak 1932 doğumlu Eco, tarihçi, filozof, Orta Çağ uzmanı, parlak edebiyat incelemeleri yazarı ve hiç kuşkusuz büyük bir romancıydı. Ne yazık ki roman yazmaya, profesörlük ünvanını alıp -1975 yılında- Bologna Üniversitesi Gösteri ve İletişim Bilimleri Enstitüsü’nün başına getirildikten sonra başladı. Ve çok şükür ki yazmayı ölünceye...

İçdeney

"Gece aynı zamanda bir güneştir." Nietzsche’nin “Şen Bilgi” için söylediği şu sözleri kitabım için söylemeyi ne kadar isterdim: “İçinde derinlik ve neşenin sevecenlikle el ele tutuşmadığı hemen hemen hiçbir tümce yoktur!” Nietzsche “Ecce Homo”da şunları yazıyor: “Kimseye onun üzerinde kolaylıkla haklar tanımadığımız için ona kimseyi inandırmak istemediğimiz, olağanüstü,...

Görmek

Görmek, Bir kör gibi içinden görmek, Ellere dogan manzaraları. Ve yine Kör gibi ellerle yoklayarak Görmek çiçekleri,görmek baharı... Görmek altın kusları Ki uçan siirlerde Ve parlar bir vezin gibi Ruhun havasından geçerken Görmek mesafelerde kalbi Ve görmek aynalarda "Yasıyormuyum" derken... Görmek,çocuklugun Yatakları kadar Sıcak hislerle En uzak hatıraların En güzel yerini Görmek, geçip giden Bütün hayatı görmek... Ve düşünmek seni, Düşünmek seni... Fazıl Hüsnü Dağlarca

Aristoteles’in Evreni

Antik Yunan filozofu Aristoteles (M.Ö. 384 – M.Ö. 322) Platon’un öğrencisiydi. Her ikisi de gördükleri evreni açıklamaya çalıştılar. Fakat görüşleri farklıydı. Platon ideal bir evren anlayışına sahipken, Aristo evrene daha pratik bir açıdan bakıyordu. Aristo’ya göre dünya evrenin merkezindeydi. Tüm gezegenler ve güneş dahi dünya etrafında dönmekteydi. Bu...

Acının Tarifi

Acı çekmek ve acı aynı şey midir? Bence aynıdır. Ama zannettiğiniz gibi değil... Acının tarifi yapılmaz. Her ruh onu farklı şekillerde telaffuz eder. Ruhun yön bulma ve varlığı (yokluğu) anlamlandırma yollarından biridir "acı". Hayat denilen şey de bu tarifsiz acının sadece bir fraksiyonudur. O, her ne ise arayıştan...

Putları Niçin Kırıyoruz?

Her cemiyetin yaşadığı devre mahsus bir takım mefkureleri vardır. Bu mefkureleri insanlar mücerret bir şekilde kavrayamadıkları için onları bazı fertlerde temessül etmiş görmek isterler. Bu mefkureleri en iyi hazmeden, onu her mana-sile kendisinde aksettiren kimseler o mefkurenin mümessili olarak görülür. Biz o ferde baktığımız zaman onda kendi...

‘Okumak’ Sorunsalı Üzerine Bir Örnek: Runik Kitap “Nasıl Okumalıyız” Serisi

Nasıl Okumalıyız? sorusunun yaşantımızla ontolojik bir ilgisi olsa gerek. Bu soru üzerinde biraz düşündüüğümüzde karşımıza şu sav çıkar: Nasıl yaşıyorsak öyle okuruz; bu çıkarsama hazin ama gerçektir. Okumak varoluşumuza sızmıştır, okumanın niteliği ya da kalitesi basit kültürel eyleme değildir, mahiyeti itibariyle “okumak” başlı başına kişisel varoluşumuzun değerini...