Burjuva hikayelerindeki özenti kadınların her çığlığı kulaklarımda uğulduyor. Kadınlar pahalıya mal oldu bana hep! Çünkü aristokrat sezilerimi kaybettiğim günden beri sanki erkekliğim yoktu. Bu yüzden bacak aralarında aradığım zevk kırıntıları artık beni ilgilendirmiyordu. Her yer karanlık ve her yer ıslaktı, bütün bedenler yorgundu.

Fahişelerin sigara sardığı haz bulutlarından kaçmaya çalıştım. Çünkü her erkek kadındı ve her kadın erkekti. Yalnızlık bana yakışıyordu. Kopkoyu bir ölümün en saçma saatinde birden aklıma geldi zaaflarım. Ucube gösterilerinde en önde olmak istedim. Gururum ayaklar altında pul değerini alırken dar bir vajinanın seyrine daldım. Kendine gelen budala ruhum bir soylunun peşine takıldı. Ayak izlerini takip ettim, şatosuna kadar sokuldum. Eski kabartmaların gölgesinde bu asil vücudu izledim. İniltilerini hesaplayarak içeri daldım, titriyordu ama utanmıyordu. Kollarımdayken sertleşen organımı fark etti, iki eliyle boynuma sarılarak daha da sırnaştı. Betonlaşmış olan erkekliğim daha fazla sabredemedi ve ilk fırsatta kaygan deliği aradı, buldu. Sadece birbirinin içine girmenin hayaliyle ateşlenen organların hikayesiydi bu. Nihayet başlamıştı. Arsızca kollarımda kıvranan bu dişi beni içine aldı. Kara yılanı ininden dışarı çıkardı, kıvrılan yılan zevki içinde yüzüyordu.

Kaygan bir dişinin tablosunda kayboluyordum. Salyalarımla yıkadığım teninde bedenim sonsuzluğa doğru kaçıyordu. Her çığlığında debeleniyor ama her çırpınışı bende son buluyordu. Boşalma anında sarılmaktan nefret ediyordum, bu yüzden onun yüzüne boşalmak en iyisiydi. Her sıvının doğasında bulunan akışkanlıkla onu boğmak istedim. Nefes almamalıydı. Son nefesini verirken tekrar yağmak istedim, harikaydı, her anını hesapladığım bu sevişme yüzyılın olayıydı. Her yer pislik içindeydi, bedenlerimiz kan içinde uzanıyordu. Bir sigara sardım ve içgüdülerimin şafağında bu sefil fahişenin çıplak, kirlenmiş vücudunu izledim. Patlama ve ölüm sevişmenin gölgesinde kalmıştı. Çılgın hayatı anlamlandıran sigaram bitmek üzereydi. Son nefesi bu sürtük hak etmişti. Ağzına uzattığım gerçekliği emmeye başladı Sinirleri hala atıyordu. Bakışları donuktu, teni leş gibi kokuyordu. Onu bıraktığımda beyni kulaklarından fışkırıyordu. Her şeye rağmen hala gülümsemeyi becerebiliyordu. İşimi iyi yapmıştım, gururla oradan ayrıldım ve yanıma ondan hatıra olarak, onun en kıymetli hazinesin aldım.

Can Murat Demir

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.