Pulitzer Ödülü sahibi, oyun yazarı, yazar, yönetmen ve aktör Sam Shepard 73 yaşında hayatını kaybetti.

Sam Shepard

ABD’li oyun yazarı, yazar, yönetmen ve aktör Sam Shepard 73 yaşında hayata veda etti. Bir süredir ALS hastası olan Shepard’ın ölümünün bu hastalıktan kaynaklanan bazı komplikasyonlar neticesinde olduğu belirlendi. Kentucky’deki evinde hayatını kaybeden Shepard’ın ailesinden yapılan açıklamada “bu zor zamanlarda özel yaşama saygı”nın çok önemli olduğu vurgulandı.

Vahşi Batı, Aç Sınıfın Laneti, Melekler Şehri ve Si-Bemol İntihar gibi oyunlarıyla çağımızın grotesk bir panoramasını sunan ve 1979 yılında Gömülü Çocuk oyunuyla tiyatro dalında Pulitzer Ödülü sahibi olan Shepard, 1983 yapımı The Right Stuff filmindeki rolüyle de En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Oscar Ödülü’ne aday gösterilmişti. Yazdığı oyunlarla Amerikan rüyasının çöküşünü resmeden Shepard, Simpatico, Aşk Delisi ve Paris, Teksas gibi filmlerin de senaristliğini yapmıştı. Yazarın kırkı aşkın oyunu tüm dünyada onlarca dile çevrildi ve sahnelendi.

New York Magazine tarafından “kuşağının en büyük Amerikan oyun yazarı” şeklinde tanımlanan Shepard’ın oyunları gerçek ve gerçeküstü imgelerin iç içe kullanılması ve kara mizah özellikleriyle ön plana çıktı. Yazar, Amerikan toplumunun kenar mahallerini hem absürd hem gerçekçi bir dille anlattı.

Sam Shepard, Guardian’a verdiği bir söyleşide, 1960’lı yıllarda veteriner olma düşüncesiyle yazıldığı ziraat eğitimini bırakmasının ardından, Samuel Beckett’in oyunlarını okuyarak heyacanlandığını ve çağdaş Amerikan tiyatrosunun kendi sesini bulması hayaliyle yazmaya başladığını söylemişti. Shepard, bu dönem tiyatrosunu “O zamanlar Amerikan tiyatrosu kıtlığı vardı. Hiçbir şey yoktu. Amerikan tiyatrosu açlıktan ölüyordu” sözleriyle tarif etmişti. Shepard, aynı söyleşide, eserlerinde de sıklıkla hissedilen yurtsuzluk temasına değinmiş, “Ben pek bir yere ait değilim” demiş ve yazmanın hayatındaki tek değişmez olduğunu vurgulamıştı.

Shepard, Interview dergisine verdiği söyleşide, yazarlığı bir kariyer olarak görmediğini ifade etmişti: “Bir yazar olduğum için çok şanslı ve ayrıcalıklı hissediyorum. […] Yazar olmak gerçekten müthiş çünkü abartısız söylüyorum, kimseye bağımlı değilsiniz.”

Pulitzer Ödüllü yazar, New York Times’a verdiği bir söyleşide ise senaryo yazmak ile tiyatro oyunları yazmayı karşılaştırmış ve tiyatronun “kendi doğal unsuru” olduğunu dile getirmişti. “Bir kere, tiyatro, sinemanın aksine, dili keşfe çıkmanıza imkân veriyor,” demişti Shepard, “Sinema dil karşıtıdır. Niye böyle bilmiyorum ama böyle gelişmiş. Diğeri ise seyirci ile aktör arasındaki ilişki; o anbean muallakta olma hâli, ânın dehşeti.” Shepard, söyleşi vermeye neden sıcak bakmadığına ise şu sözlerle açıklık getirmişti: “Çoğu durumda faka bastırıldığımı fark ettim. Sizin söyleyeceklerinizle ilgilendiklerine inanmanızı sağlıyorlar. Hâlbuki, aslında bir dergiye satabilmek uğruna kişiliğinizi suistimal etmekle ilgileniyorlar.”

(K24, Guardian)

CEVAP VER