Putları Niçin Kırıyoruz?

Her cemiyetin yaşadığı devre mahsus bir takım mefkureleri vardır. Bu mefkureleri insanlar mücerret bir şekilde kavrayamadıkları için onları bazı fertlerde temessül etmiş görmek isterler. Bu mefkureleri en iyi hazmeden, onu her mana-sile kendisinde aksettiren kimseler o mefkurenin mümessili olarak görülür. Biz o ferde baktığımız zaman onda kendi mefkurelerimizi, kendi hülyalarımızı, kendi rüyalarımızı görürüz. İşte bunlar cemiyetin o günkü mefkurelerinin mümessilidirler. Böyle olduğu için de az çok mukaddes bir mahiyeti haizdirler.

Bu fertlerin birer put olabilmeleri için cemiyetin o günkü mefkuresini hakikaten, ve tam manasile temsil etmeleri, lâzımdır. İşte biz “put”tan bunu anlıyoruz. Yine biliyoruz ki bazı fertler hiç bu kıymet ve vasfı haiz olmadıkları halde yanlış bir telkin ve telâkki neticesinde, kendilerini put gibi göstermeğe çalışırlar. Bunlar da sahte putlardır.

İşte biz bu sahte putları yıkmaya çalışıyoruz. Bizce gerek Abdülhak Hamit, gerekse Mehmet Emin bey bizim sanat sahasındaki ideallerimizi temsil eden kimseler değildirler. Bu itibarla bunlar edebiyat ve sanat hayatımızın sahte putlarıdırlar.

Kıymetten Düşen Putlar

Cemiyetler son medeni devreye girdikten sonra putlara ihtiyaç hissetmezler. Doğrudan doğruya fikirlere ve cereyanlara inanırlar. Medeni ve mütekâmil bir fert fikri kavrayıp ona inanabilecek hale geldiği için, o fikri temsil eden müşahhas putlara muhtaç değildir.

O vakit yapılacak ilk iş fikri ve cereyanı eğilmez, bükülmez bir taş haline getiren sahte putları yıkmaktır. Çünki cemiyetin fikirlerini temsil ettiklerini iddia eden sahte putlar bu fikirlerin tahaccür etmesine sebep olurlar. İnsanlar artık bu sahte putların kutsiyetlerine halel verebilecek her türlü yeni fikir ve cereyanları reddetmeğe meylederler. Halbuki cemiyetin terakkisi için yeni fikirlere ve yeni cereyanlara ihtiyaç vardır? Bu yeni fikir ve cereyanlara inkişaf imkânı verebilmek için bu tahaccür etmiş fikir ve sanat putlarını ortadan kaldırmak ihtiyacı baş gösterir. O vakit insanlar kendi fikir ve hayallerini temsil edemediğine kani oldukları sahte putları devirip yeni fikirlere yol açarlar. İşte biz de putları yıkmakla eskimiş, çürümüş mütahaccir putları devirip yeni fikirlere, yeni cereyanlara yol açmaktan başka bir şey yapmıyoruz.

Filhakika Abdülhak Hamit bey bizim için artık bir sanat ve edebiyat putu olabilir mi? Bu şair artık bugünkü yeni sanat ve fikir cereyanlarını temsil edebilir mi? Demek ki, artık bize put olamaz. Şu halde yeni fikirlere inkişaf imkânı vermek için evvelâ bu eskimiş ve kıymetten düşmüş putu yıkmak zarureti vardır.

Mehmet Emin beye gelince, şahsen kendisine hürmet ettiğimiz bu adam etrafında koparılan, daha doğrusu kopartılmak istenen fırtınaya hayret ediyoruz. Mehmet Emin bey millî şair olabilir mi? Emin beyin kullandığı lisan bile türkçe değildir. Emin beyin lisanı sahte, uydurma ve bizimle alâkası olmıyan yabancı bir lisandır. Böyle olduğu içindir ki Emin bey türkçenin son istihale devrinde lisan üzerinde hiç bir tesir yapamamıştır. Emin beyin şiirleri bizim hissimizi, ruh ve hayalimizi ifade eder mi? Bunu iddia edebilen bir türk genci var mıdır? Emin bey kendi yazan, ve kendi yazdıklarını kendisi basan ve kendisi okuyan bir şairdir. Bizim ruhlarımızda Mehmet Emin beyin şiirlerinin bir akis yarattığı vaki değildir.

O halde bu feryat, bu gürültü niçin? Neden hürriyetin ve yeniliğin aşık ve müdafii olmak lâzım gelen gençliği, eskiliğin müdafaası için tahrike cesaret ediyorlar? Niçin masum gençleri yeni fikirlere yol açmak isteyenlere bir duvar gibi kullanmak istiyorlar? Çünki gençliği tahrik eden Hamdullah Suphi ve Yakup Kadri beyler kendi saltanatlarının da yıkılacağından korktular. Türk Ocağının içinde Emin beyin yanında saltanat kurmuş bir kaç milliyet tüccarı vardır ki, bunlar yaşayabilmek için birbirlerini müdafaa ve muhafazaya mecburdurlar. Bu, öyle bir saltanat zenciridir ki, halkalardan birinin kopmasıyla ötekilerinin de saltanatlarını kaybetmeleri tehlikesi vardır. Onun için içlerinden birine hücum edilince hemen harekete geçmek, ve hücumu başlangıcında öldürmek isterler. İşte Emin beyi müdafaa etmek istemeleri bu endişe ve korkunun neticesidir. Yoksa Emin beyin milli bir şair olmadığını Hamdullah bey de muteriftir, ve bunu vaktile Serveti Fünunda neşrettiği bir makalede tespit de etmiştir. Hamdullah beye göre Emin bey TABAKAYI AVAM’in şairidir. Türk Ocakları umumî reisine göre halk tabakayı avamdır, ve onun hissi hürmete şayan değildir. Bunu söyliyen, ve fakat son hareketler ile kendi kendini kırıp devirdikleri için artık bunlarla ayrıca uğraşmağa ihtiyaç kalmamıştır. Zaten bu hususta efkârı umumiye de hükmünü vermiş ve mesele kapanmıştır.

Nâzım Hikmet Ran
(Resimli Ay, Ağustos 1929)

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Özgürlük Üzerine

İnsan nasıl dönüşecek, olmaya çalışmaktan varlık durumuna bu köklü değişimi nasıl gerçekleştirecek? Olmaya çalışan, bunun için çabalayan, uğraşan, kendisiyle savaşan biri böyle biri erdem...

Yanık Bir Akşamüstü

yanık bir akşamüstünden kopup, ölü bir gecenin içine düşüyordum. kalbim duman içinde, avuçlarımda sabahın leşi bir sarhoşun küfürlerinden kaçıp kahpe bir yalnızlığa sendeliyordum dudaklarım sansür içinde gözlerimde bir kış uykusu mülteci duygulardan...

Varlık ve İnsan

Nesnelerden algıladığımız görüntüleri yargılamak için doğruyu eğriden ayırt edecek bir aracımız olması gerek; bu aracı doğrulamak için bir kanıtlama yapmamız gerek; kanıtlamayı doğrulamak için...

Mona Lisa Kimin Portresiydi?

Leonardo da Vinci’nin kimden ilham aldığı bir türlü çözülemeyen ünlü Mona Lisa tablosuyla ilgili yeni bir iddia ortaya atıldı. Rönesans döneminin en önemli sanatçılarından Leonardo...

Üşümek ve Uyanmak

Bir uzun yolculuktur varoluş ve her sözcük mabedimdir sen yokken... Her şey sana dönüşüyor... Bir şey yapamıyorum! Bu acizlikte sana sarılmak en iyisi... Gecenin koynundan...

Osmanlı Seçkinleri

Bahri Savcı'ya Armağan, Ankara 1998. Osmanlı seçkinleri ve Osmanlı kültürü aslında 19. yüzyıl Osmanlı reform asrının bir ürünüdür ki, siyasal Osmanlıcılığın temelini oluşturduğu bir kültürel olgudur....

Paris’te Antik Eserler

Yunan sanatkârlarının yarattıklarını bir Fransız elde silah alıp götürebilir. Paris'in göbeğine, Seine nehrinin yanına; Eline geçirdi bu anıtları parlak, Saray gibi muhteşem müzelere koyarak, Gösterebilir şaşkın bakan vatandaşlarına! Fakat bu...

Hikâyeci Oğuldan Mektup: Saatçi Mehmet Bey’in Ölümü Üzerine

Saygıdeğer Biricik Babacığım; Umarım iyisindir. Ne zamandır mektup alamadık senden, endişelendik, özellikle annem, vurdumduymazlığına dayanamıyor:  yine de hürmetle selamları var, çok özlemiş, “ne zaman gelecekmiş...

Estetik Acı Üstüne

Estetik acı ne demektir? Herkes ona katlanabilir mi? Ya da herkes ona sahip olabilir mi? Bu yazının konusu zikredilen bu sorulara verilen cevaplardan ibarettir. 1....

Ne Kadar Bilinçliyiz?

A. Bilinç Nedir? Geçmişten günümüze pek çok filozof ve bilim insanı bilinci gizemli buldukları için bu konuyu araştırmaya tabi tutmuşlardır. Genel anlamda bilincin tanımı şu...

Bellek İrrasyonel Bir İnsan Gibidir Şimdi

Bellek, balkonuna sıra sıra dizdiğin ve atmaya kıyamadığın bira şişeleri gibidir çocuk. Benim içinse yalnızca bir çöplük! Parmak ucuma basarak, o şişeleri devireceğim korkusuyla yürümekten...

Karışık Şiirler

Kış Akşamı Son kelimelerimi bir kış akşamı yazdım Ben ilk hecelerimi sildim o kış akşamları Aralıksız sevebilmek İhsaniyet adında, Denizi seyrediyorum dalgalarıyla Bir şiir mahzeni uğruna. Son kelimelerimi bir kış akşamı...

Anlam Kayması

Aradığın şeyi kitaplarda bulamadın Kaldır elini ve kapağı kapa Noktadan virgüle işaret dilinde Tüm cümlelerin devrik Karaladığın kâğıt çehreleri Birer kelime cehennemi Sınadın hayatı İpe dizdin herkesi Şimdi herkes ipte senin sanal...

Niyazi Bey

Dış görünüşüyle herkesi imrendiren, içinde oturanın zengin bir adam olduğu anlaşılan, dışarıdaki çimleri bir bahçıvan tarafından düzgünce kesilmiş, çiçekleri özenle yetiştirilmiş iki katlı bir...

Kimi Sevsem Gidiyor!

kimi sevsem gidiyor kimi sevsem bir parçamla birlikte gidiyor bu sevda şöleni bu bahtsızlık bu yalnızlık rakıyla birlikte iyi gidiyor aşağılanma korkusu gidenin arkasından yazılan bir şiir sonra bir Yaşar Güvenir...