Ruh Boşluğundan Yazılanlar

İnsan açıp eski yazılanlara bakınca acısını hatırlıyormuş, sadece zaman girmiş araya, sadece kelimeler, özneler ve yüklemler değişmiş ama acı kalıcıymış. Kalıcı. Hayatı uzun bir süre kaldırmışsın yüreğinden ve birden bire geçmişle karşılaşınca kendinle baş başa kalmışsın. Burada durmuştum, burada geçmiştim, burada düşmüştüm, burada hızla uzaklaşmıştım kendimden dersin. Bu kelimenin sonunda durup ağlamıştım, bu fotoğrafta gülmüştüm hiç istemeden ve beni mutlu sanmışlardı insanlar. Sanki çerçevenin dışına çıkınca nefes almıştım hızla koşup yalnızlığa bırakmıştım kendimi ve evden çıkma demiştim kendime. Duvarlardan ayırma gözünü sakın boşluklar sana doğru konuşacak demiştim kendime defalarca. Aslında insanın hep söyleyecek çok şeyi var eğer daralmasa ruhu, yutkunmasa yüreği her acıdan sonra. Ama bir boşluk bir sessizlik giderir yine bu boşluğu. Kendisiyle ayna arasında nasıl ki en yakın mesafeyse insan, aynayla en uzak mesafe de yine kendisidir insan. Yüzü acı, yüzü hüzün, yüzü dalgın bir deniz, yüzü nedenini bilmediği bir keder gibi. Ama hiçbir şey tam anlatılmaz hiçbir şey tam karşılığını bulmaz. Geçer dediğimiz zamandır, geçer dediğimiz kocaman bir yanılgı. Orada, labirentlerde koşarken, karışırken bu hayatla insanın kafası, nereye gider bu her şey? Her şey kelimesi neye karşılık gelir? Bir bilinçsizlik durumu sonucu mu bu acı? Bu cinnet? Bu intiharlar… İnsan aklı başındayken de deliremez mi?

Biz toplumun aşağılarındayken nedir bu yüreğimizdeki yükseklik korkusu? Bizim uçurumumuz neden bu kadar derin bize? Neden hayatın bir kenarına bırakamadık kendimizi sıradan, basit bir şey gibi?

Biz karanlıktan tanıdık kendimizi ve hiç bir gündüz yüzümüzdeki acıyı aydınlığa kavuşturamadı. Ciddi olmak ile olmamak arasındaki tek fark ölüm ve hayat mı? Yoksa bu da bir yanılgı mı? Ya tanrıya ne demeli o da konuşmuyor artık kendisiyle. Belki de o da kendisini unutmak istiyordur. Sahi tanrım sen hiç suçluluk duygusu yaşadın mı unutmaya bıraktığın çocuklarından sonra? Oturup dünyanın karşısına ağladın mı? Güçsüzlükle acı arasında yaşam kelimesini yüreğinden geçirdin mi defalarca? Kim bilir belki de sen de delirdin tanrım.

Kim inandırabilir bizi yarına şimdi? Hem nasıl hangi yolla gideriz bu yokuş aşağı geleceğe? Hangi yüzle ve umutla? Kalıcı olan nedir? Gidilen nedir? Geçen nedir? Ama birden bire bir sabah delilikle gelen üstüne ve geçmeyen Ne? Her defasında benzememek için kendime çıksam da yola, her durakta durup bakınca kendime yine o kendini bilmez kelimelerime benzemişim. Tıpkı şimdi gibi. Aslında şimdi de değilim artık şimdiliğimin üstünden dalgın bir ben geçtim. Göremedim kendimi, kaybettim yüzümü. Madem her şey kalıcı ben bile kalıcıysam bu acının içinde, o zaman boş bir oda, bir kitap ve kendini bana anlatmaya çalışan sözcükler isterim. Sabit dursunlar, hatta Duymasınlar beni. Ben hep dinliyeyim onları. Yoruldum konuşmaktan. Sadece bu. Acıyı deneyimlemeye devam edeceğim. Dayanamadığımda yine deliliğimle hızla uzaklaşacağım kendimden. Hayatım boyunca kendimden kaçarak yaşayacağım. Bir kimliksiz nasıl sınırsızsa öyle…

İşte bunlar. Beni, gelip hüznün içinde bırakan bunlar. Bütün bunlar bir ruhun boşluğundan düştü içime. Yerçekimine ilk defa uydum farkına varmadan. Yerçekiminin sırrıymış hayattan düşen insan. Öğrendim ve unutmam. Madem ruhumdan düştü bu yazılar, toplamayacağım bu dağınıklığı. Çünkü düzenden korkuyorum. Toplu durmaktan, yerimi bilmekten, düzenin beni istediği bir yere bırakmasından. O yüzden bir ruhun boşluğundan düşecek bunlar. Bu yazılar…

Sonya Bayık

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Şiir ve Yaşam

Şiirin değerini belirleyen şey onun anlamı değil (yoksa o şiir değil bilgelik, âlimlik taslamak olurdu) bilâkis onun biçimidir. ... Son yıllarda sanatta düşünceyi ortaya çıkarma...

Diyalektik Düşünce Tarihi

Doğu halklarında metafizik düşüncenin günümüze kadar ağır bastığı açıkça görülmektedir. Eski doğu felsefesinin en temel özelliği durağan (statik) ve değişmez bir dünya görüşüne dayanmış...

Groundhog Day

Her güne dejavuyla başlamak nasıl olurdu sizce? Groundhog Day ile bu deneyime hazır olun. Öyle bir hayat düşünün ki sürekli aynı günle başlıyor ve...

Mahya Babaları

Ağabeyi Nejat ile birlikte okuldan çıkıp Cihangir'deki evlerine doğru gitmekte olan Ercüment Ekrem Talu'nun yoluna bir arkadaşı çıkar: "Haberiniz var mı? Şurada, Sponek salonunda...

Asla Aşık Olma!

Gidiyordu.. Kalbinden gidiyordu. Yavaş yavaş farkettirmeden, Yaşanacak onca şey varken.. Buse biliyordu, farkındaydı. Sesini çıkarmıyor, sadece seviyordu.. Yaşanacak şeyleri yaşamaya çalışıyor.. Çabalıyordu.. Önceki filmi Buse bitirmişti, bu sefer Güney'in bitireceğinden emindi ama...

Hıçkırıklarla Uyandım

gecenin kör bir vaktinde hıçkırıklarla uyandım ardımda küçük bir kızın kadınlığa olan küfrü izin vermedi dokunmama o gece sadece aşkı sayıkladım gecenin kör bir vaktinde hıçkırıklarla uyandım organlarımda kapkara...

Ender Bir Hastalık

Hastalıklı uzuvların kesilmesi ve atılması gereklidir. Çünkü hastalık iyice yayıldığında çok geç olabilir. İlk önce ruha bulaşan bu illet yavaş yavaş tüm iradeyi ve...

Her Bir Şey Her Şey’e mi Bağlıdır?

Her Bir şey ve Her şey, var olanların tümünün içeriği olan iki noktanın sıfatlarıdır. Her Bir şey’den açıklamaya başlarsanız, başladığınız herhangi bir şey Başlangıç olmuş...

Hakikatin Ozanı Parmenides: ‘Hakikat Akıl ile İdrak Edilir!’

İnsanın Hakikat ile bizzat diyalog halinde olması kadim ve gizil bir fenomendir; Tanrı ya da Hakikat ile ilişki kurma arzusunun mahiyetine bakıldığında bir tarafıyla...