Ruhumun Terkedilmiş Odaları

ruhumun terkedilmiş odalarında geziniyorum
sanki her kapıda ölüm nöbette
yaşayabilmek için sana yalvarıyorum
sezgilerim yanıyor kan kaybediyorum

ruhumun terkedilmiş odalarında geziniyorum
bazen bir merdiven çıkıyor karşıma

teker teker üzerimden atıyorum
vazgeçtiğim sevgilinin biricik hatrına

ruhumun terkedilmiş odalarında geziniyorum
kendisini tanrıya adamış bir varlığa
saflığın bedelini kanıyla ödetiyorum
kimsesizlerin duasız sokaklarında

Can Murat Demir

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikAgoniya
Sonraki İçerikBenim Günahım Aşktır

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Yaşamak ve Çalışmak

Doğa bir ana gibi davranmış bize: İstemiş ki ihtiyaçlarımızı gidermek zevkli bir iş de olsun üstelik: Aklımızın istediği şey, iştahımızın da aradığı şey olsun: Onun kurallarını bozmaya hakkımız yok. Caesar'ın ve İskender'in, en büyük işleri başarırken, doğal ve budan ötürü gerekli ve akla uygun zevkleri bol bol tattıklarını görünce,...

Çöplükten Sanat Çıkar mı?

Bazı adamlar vardır kişilikleri yaptıkları işin önünde seyreder. İnsanlar onları kişilikleri ve özel hayatları yüzünden takip ederler. Bu durum çok gariptir. Ne yaptıkları müzik, ne de yaptıkları sanat umurlarında değildir, varsa yoksa ölümleri, aşkları ve intiharları tartışılır. Popüler kültür böyle bir şey sanırım... Örnek olarak Kurt Cobain denilen...

Lamentate: Bir Topyekûn Çözülüş

Sükûnette bir feryat. Geçicilik sözcüğünün düşünceden koparak duyuda vücutlaşması. Varoluş çığlıklarının ölümsüzleşmesi –sükunette. Ötekine yakınmaksızın kendinde çözülmek. Ve: Çözüşen zaman algısı. Ve: Belleğin sabit mekandan zamansızlığa akışı. Bellek kaybı yaşadığı kendi ekseninde dönmesinden anlaşılıyor; bir tinsel sarhoş gibi Lamentate ekseninde dönmekte, ekseni terk etme şansı yok, bedensel olarak uzaklaşsa...

Bugün Şiir Nerede, Şair Kim?

Bizden önceki şairlerden sadece dili değil ahlakı da miras alırız biz. Ben de buradan bakarım. Bugün durduğum yer de yazdığım da budur, derim. Şiirin ne olduğuna ve nerede durması gerektiğine şairler karar verir. Bir eylem türü olarak şiir de politiktir ama onun bu karakteri hedefinden değil, doğasından gelir....

!F İstanbul Bağımsız Filmler Festivali 24 Şubat’ta Samsun’da

!f İstanbul Film Fesivali - Samsun Eşzamanlı Film Gösterimi Etkinlikleri Samsun'da Başlıyor! 6. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali - Samsun Eş zamanlı Film Gösterimi Etkinlikleri, OMÜ Uluslararası İlişkiler Birimi Gençlik ve Avrupa Gönüllü Hizmeti (AGH) Koordinatörlüğü ve TOG İğne Deliği Gençlik Merkezi ortaklığı ve işbirliğiyle 24 –26 Şubat...

Sen Bensin!

Bazen düşünürsün… Uzaklara dalmak tek kurtuluşundur, ruhunu dinlendirmek ve kâbuslara son vermek istersin. Çünkü o anda sen sen değilsindir ve her şey üstüne üstüne gelir. Yabancılık damarlarında dolaşırken sen sadece farkındalığı hissedersin. Sen aslında tanrının kuzusu, hayatın doğurduğu en uslu çocuksundur. Sen bensin! Çünkü şu sıralar beni unuttun, her...

Antichrist

Kariyeri boyunca bağımsız sinema örnekleri veren ünlü yönetmen bu kez Antichrist ile karşımızda... Görkemli ve harika br kurguyla... Lars von Trier... Danimarka sinemasının iftiharı, övgüye değer nadir yönetmenlerinden biri. Kariyerine 80' li yıllarda deneysel filmlerle başlayan Lars von Trier' den harika bir psikolojik gerilim... Sinema tarihine yapı bozumcu kimliğiyle...

Kumarbaz Ruhumun Tövbesi

dünya bazen ağlamaklı dürttü beni makyajı akmış bir fahişeyi uykusundan uyandırır gibi akıttı üzerime biriktirdiği nefreti hayat her seferinde aklımı çelip gitti soluksuz bir adamın son isteğini terk etti ceketsiz dolaşan üşütük serseri acı benim adımı göklerden sildi çünkü her organım asiydi iç güdülerim coşuyordu hoyrat bir nehir misali sorgusuz celladım ipimi çekti tereyağından kıl çeker gibi can...

Kültür ve Anarşi

Büyük İngiliz şair ve eleştirmeni, Rugby’de okul müdürlüğü yapan Thomas Arnold’ın oğlu Matthew Arnold (1822-88) için bir giriş yapmaya gerek yok. Kültür ve Anarşi’nin (1869) basım zamanı geldiğinde Arnold, “cahil” orta sınıf insanlarına “nezaket ve incelik” öğretmeyi bir görev olarak üstlendiğinden, edebiyattan sosyal eleştiriye geçiş yapmıştı. Kitabı,...