sabit-fikir-felsefehayat

2015’in en çok satan kitabı olan Trendeki Kız hakkında konuşmamız gerek. Çünkü ardında 21. yüzyılın doğurduğu bir alt türün çığ etkisi var. Evliliğin aslında psikolojik bir meydan okuma ve bir suç mahali olduğunu anlatan, kadın karakterlerin hem kurban hem de kaderlerini ellerine alan kahraman olarak merkezde durduğu, ‘domestik şiddet romanları’ ya da ‘domestic noir/chick noir’ diye adlandırılan bir alt tür bu.”


SabitFikir dergisinin Ocak 2016tarihli 59. sayısının dosya başlığı, “Evliliğin kara yüzü: Domestik şiddet romanları”… Aysu Önen, dosya yazısında son dönemde çok satan domestik şiddet romanlarını mercek altına alarak, kadın karakterlerinin hiçbir şey yapmadan kabullenmenin, sabretmenin bittiği yerde durduklarını belirtiyor:

“Kadına yönelik şiddet haberlerinin cinayeti normalleştirdiği bir zamanda, Batı’da satılan kitapların üçte ikisini satın alan kadın okurun kolektif talebi, kadına yönelik şiddeti kapitalizmin anladığı dilden, paraya dönüştürülebilir bir tema olarak önemsetiyor artık. Her ay yüzlerce kadının en yakınlarındaki erkeklerin ellerinde cinayete kurban gittiği, çocuk gelinlerin, istismasların, tecavüzlerin sayaçlarla ölçüldüğü coğrafyamızdan bir domestik şiddet romanları furyası çıkaramamış olduğumuz da bir gerçek.”

SabitFikir orta sayfalarının vazgeçilmezi Kararsız Okurinfografiği de, her zamanki gibi, kapak konusunu destekliyor. Oylum Yılmaz’ın hazırladığı ve Sedat Girgin’in resimlediği Kararsız Okur, bu ay erkek şiddetinin karşısına kadın şiddetini koymak üzerine yazılmış hikayelerde geziyor, edebiyatın kendiliğinden muhalif ve isyancı yanının kadından yana dönüşümünü izlemeye koyuluyor.

Güncel meseleler ve güvenilir kitap eleştirileri için…

SabitFikir 2016 yılını yepyeni bir köşeyle karşılıyor; H. Burak Kuyaş’ın hazırlayacağı NesneKitapsayfaları her sayıda, kitabı bir nesne olarak, kapak tasarımı, yayın formatı gibi özellikleriyle ele alacak. İlk konuk ise, yurt dışındaki kitapçılarda görüp “kıskandığımız” minik kitaplar, daha doğrusu “minikitap”lar…

2016’nın edebiyat “olayları”ndan biriyle şimdiden karşı karşıyayız; “çevrilemez” denilenFinneganın Vahı Türkçede! Ceyhan Usanmaz bu vesileyle “çevrilemez” olduğu kadar “okunamaz” ve “yazılamaz” olarak da nitelendirilen Finneganın Vahı’na değinirken; Gökçe Gündüç de Haruki Murakami’nin Japonca, Korece, Çince ve Almanca okurlarının hemen ardından Türkçe okuruyla buluşan Kadınsız Erkekler adlı öykü derlemesini değerlendiriyor.

F. Cihan Akkartal, Televizyon sayfalarında 2016’da televizyona taşınacak olan edebi yapıtları mercek altına alıyor; “alıcısı hazır olan edebi malzeme, çoksatarlar, ödüllü kitaplar, çizgi romanlar, fantezi-bilimkurgu türlerine ve genç yetişkin kiteleye odaklanan özel bir ilgiyle birlikte bu yıl da televizyonda revaçta.”

Sinema sayfalarında da Hasan Cömert, Patricia Highsmith’in kendi deneyimlerinden yola çıkarak yazdığı Carol’ın Todd Haynes yönetmenliğinde hakkıyla beyazperdeye taşınan uyarlamasını inceliyor. “Yayımlanan ilk romanı Trendeki Yabancılar, aynı yıl Alfred Hitchcock tarafından sinemaya uyarlanan Highsmith, televizyon ve sinemadaki popülaritesini o zamandan beri hiç kaybetmedi.”

SabitFikir’in bu sayısında ayrıca Juan Carlos Onetti, Peter Mendelsund, Thomas Bernhard, Cemil Kavukçu, William S. Burroughs, Ömer Aygün, Colm Toibin, Keith Ridgway, Grady Hendrix, Enis Batur, Seval Şahin ve İpek Şahbenderoğlu’nun eserlerini güvenilir eleştirmenler A. Ömer Türkeş, Irmak Zileli, Aydın Baran Gürpınar, Melisa Kesmez, küçük İskender, Osman Çakmakçı, Nazan Maksudyan, Ali Bulunmaz, Yankı Enki, Hayati Roman ve Egem Atik yorumluyor.

Dünyadan sayfalarında Mert Tanaydın da, geçtiğimiz yılın değerlendirmesini bir de dünyanın çeşitli yerlerinde dağıtılan ödüllere bir göz atarak yapıyor; böylece kötü bir yılın iyi kitaplarına ulaşabilmek bir nebze mümkün olabilir belki…

Hilmi Tezgör, Müzik yazılarına 2016 itibariyle ölümünün üzerinden 60 yıl geçen Bertolt Brecht’in sözlerini yazdığı şarkıları anarak devam ediyor. “Gelmiş geçmiş en önemli politik pop müzik sözyazarı nitelemesini hak eden” Brecht’in sözlerini yazdığı şarkılardan oluşan kaç albüm çıkacak bu yıl kim bilir?

SabitFikir‘in kapak illüstrasyonu Nora Yeksek’e ait. Ancak çizimler bununla sınırlı değil; iç sayfalarda dikkatli gözler, çok sayıda yetenekli ve genç çizerle de karşılaşıyor. KuşBakışı ise bu ayHikmet Hükümenoğlu’nu ağırlıyor. Yazarın çalışma masasının fotoğrafına son düzeltilerini yaptığı yeni romanından tadımlık bir alıntı eşlik ediyor.

SabitFikir’i nereden bulacağız?

Yayın yönetmenliğini Ceyhan Usanmaz‘ın yaptığı SabitFikir’i tüm D&R’lardan satın alabilirsiniz;idefix paketleriyle ise ücretsiz. SabitFikir’in içeriğini ve daha fazlasını www.sabitfikir.com adresinde bulmak mümkün.

Editörden

Ceyhan Usanmaz

Kitapçıların çok satanlar raflarına önyargısız yaklaşmak, çoğu zaman pek mümkün olmuyor. O raflardaki kitaplar genel bir beğeninin neticesinde mi çok satmıştır, yoksa mesela özellikle o mağazaya uğrayanların beğenisini mi yansıtmaktadır yalnızca? Belki de kim bilir, yalnızca reklam amacıyla sıralanmışlardır. Aylık bir toplamı mı ifade etmektedirler, yoksa yıllık bir ortalama mı alınmıştır? Soruları, komplo teorilerini artırmak mümkün! Ama bir taraftan da, kimilerinin, gerçekten de objektif bir sistemle belirlenmiş ve “gündemi” de takip etmek isteyenlere yol gösterme amacını taşıyan raflar olabilecekleri de aklımızın bir köşesinde bulunmalı. Çok daha geniş bir perspektiften baktığımızda da, yani dünyada, yılın en çok satan kitaplarının altını biraz deştiğimizde ise, sosyolojik veriler elde edebiliyoruz.

Geride bıraktığımız 2015’in çok satanlar listelerine göz gezdirdiğimizde, öyle ya da böyle belirlenmiş olsun, ilk sıralarda gördüğümüz kitaplardan biri de Trendeki Kız. Paula Hawkins’in romanı Türkiye’de de ilgi görüyor; Türkçedeki yayıncısı İthaki’den aldığımız bilgilere göre, ilk baskısı Mart 2015’te yapılan roman şu aralar 12. baskısını yapmış durumda… İşte bu bilginin altını biraz deştiğimizde yükselen bir alt türle karşı karşıya geliyoruz. “Domestik şiddet romanları” ya da “domestic noir/chick noir” adı veriliyor bu alt türe; “evliliğin aslında psikolojik bir meydan okuma ve bir suç mahali olduğunu anlatan, kusurlu, hatta sevilmeyecek kadın karakterlerin hem kurban hem de kaderlerini ellerine alan kahraman olarak merkezde durduğu romanlar…”

 

(Yazının tamamı için tıklayınız.)

 

Dosya yazısından

Aysu Önen

2015’in en çok satan kitaplarından biri hakkında konuşmamız gerek. Paula Hawkins’in yazdığıTrendeki Kız, kitap satışlarını ölçen Nielsen BookScan’in değerlendirmesine göre, aralıksız 20 hafta listelerde kalarak bütün zamanların en uzun süre çoksatan romanı oldu. Amazon, Trendeki Kız’ı en çok sattığı kitap olarak açıkladı. Yayımlanışının ilk üç ayında, rekor bir hızla, ABD ve Britanya’da dijital ve basılı formatlarının satış toplamı 2 milyona ulaştı. Bugün, 30 civarı baskısıyla 3 milyonu zorluyor. Sinemaya uyarlanmasıyla birlikte daha da çok satacağı öngörülüyor.

Doğrudur, çoksatarlar bize edebiyat endüstrisinin nereye gittiğini gösterecektir. Aynı zamanda, bir dönemin kültürel kalıntılarına dönüşme değerleri vardır. Edebi olmaktan çok sosyal bir fenomendir çoksatar. Bir anlamda, edebiyat eleştirisinin otoriter seçiciliğine, nitelikli edebiyat bekçiliğine başkaldırıdır. Son derece yalnız, kişisel, biraz da mahrem olan “okuma” eyleminin hangi sayfalar arasında yapıldığını ifşa ediverir. İfşa edilen, okurun kaşımak, kanatmak istediği ruh damarlarıdır. En şefkat isteyen yerleri. Bize benzeyen ve hiç benzemeyen. Çoksatarı bir toplumsal endişe yönetimi olarak düşünürsek, geleceği etkileme ve değiştirme gücü hep olasılık dahilindedir. Bu haliyle beğensek de beğenmesek de, kültürel iklimin büyük bir parçasıdır.

(…)

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.