Sarsakların Üzüntüsü

Ne acınasıdır anlayışı, önünü görmezce isteği,
Ne korkunç, ne karanlık bir gece içinde
Geçip gidiyor şu kısa yaşam. Bilinmez mi
Doğanın gövdesel acılardan uzak, tininse
Korkulardan, kuşkulardan sıyrılmış sevinç
İçinde yaşamayı istediği? Anlıyoruz,
Buna göre, gövdemizin yapısına uygun, tüm
Acılardan uzak kalmak gibi, pek az bir duruş

Gerekmekte, genellikle yaşam süresinde.
İstenebilir, yine de, tatlı günler geçirmek.
Bir eğilim duymaz doğa büyük konakları
Altın yontularla çevirmeye, ışık saçan
Işıldakları göz kamaştıran, şölenlerde
Bol aydınlık sağlamak için ellerinde tutan,
Yukarı kaldıran delikanlılara, içinde ne varsa
Gümüşle, altınla donatılmış geniş sofalarda uzanıp
Yankıyan altın kitar seslerini dinlemeye.
Oysa tadı çıkar yaşamın daha sevecen,
Uygun tutumla, gerekmez aşırılık, göklere
Yükselen ağaçların gölgesinde, ırmak kıyısında,
Gür çayırlarda, göklerin güldüğünde, yeşiller
İçinde baharda, renk renk çiçekler arasında.

Bırakmaz ateşli sıtmalar, yoksul döşeğinde
Olduğu gibi, sırmalı yataklarda yatsan bile.
Ne soy üstünlüğü, ne varsıllık, ne görev, ne ün,
Ne görkem mutluluk verir gövdeye, tinlere,
Savaş alanında sanırsın kendini bir de, olursun
Görür gibi, yapmacık, acıklı bir boğuşmayı, güçlü
Bir donanmanın korunmasında, hepsinin pusatlara
Büründüğünü, özdeş duygularla coştuğunu yığınla
Kalabalığın. İçinden gideceğini sanırsın
Dinlerden gelen korkuların, yüreğini ezmeyeceğini
Ölüm ürpertilerinin, sıkıntılardan kurtulacağını
Sanır mısın? Görürsek ne gülünç, ne saçma bir oyun
Olduğunu bunların, bu kişileri titreten korkuların,
Üzen, sıkan durumların, savaş araçlarından,
Vuruşlardan kaçmayacağını; kralların, komutanların,
Altının, yüksek erguvan boyalı giysilerin, parlak
Görünümleri önünde eğilmediğini: Yalnız usun bize
Güç sağladığından kuşku duyar mısın? Didinir
Durur yine karanlıklar içinde kişinin yaşamı,
Ne denli titrerse gecenin karanlığında korkudan
Çocuklar, sararırsa, öyle korkarız biz de
Gündüzün ışığında korkulmayacak nesnelerden.

Çocukların korkudan karanlıkta günü bekledikleri
Gibi. Bu karanlığı, bu içsel korkuyu gideremez
Günün, güneşin aydınlığı, doğanın derinliğine
Bir inceleme giderebilir.

Lucretius

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikSonsuzluk
Sonraki İçerikÖğelerin Devinmesi

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Ölüm

Anlatılanlara göre; Hristiyan bir misyoner, dine davet etmek üzere İngiltere’de Saxon kralının sarayına gitmiş ve konuşmaya başlamış. Konuşurken sıra tam da ölüme ve ahirete gelip dayanınca nasıl anlatabileceği endişesiyle bocaladığı sırada, gecenin dışarıdaki karanlığından açık bir pencere bulan bir kuş, salona dalmış. Huzurdakilerin şaşkın bakışları arasında salonda...

Felsefenin Simyası

Evet, başlıktan da anlaşılacağı üzere, Simya ile Felsefeyi artık aynı planda idrak etmenin vakti gelmiştir. Peki, bunu neden istiyoruz? Çünkü felsefe, tüm kavramların birbirine çarptırılarak, yepyeni bir değerler düzlemi (Vicdan) yaratmayı hedefler. Bu aşamada simyanın elementlere ve maddeye yaptığının aynısını, kavramlar ve değerler tarafında da felsefeden beklemeliyiz....

Davet

Hazır değilsin, tutkuya Onu basite indirgeyen Bir ortamın şaşkınısın. Arzu ile Kamber Tahir ile Zühre...Bile... Bunlar olağan kalır Korkarsın. Bu, evrendeki en büyük patlamanın Gücüne eşit değilse/ Ne? (belki ben de korkarım) Böyle bir olguyu, duyu- düşüncende Tartmayı dene. Hiç yaşamamış olmayı, korkudan, Yeğ tutarsın. Ama evrenler boyu Ve zamanlar boyu Uçabiliriz seninle. Korkudan usanmanın başlangıcıdır, bu. Gerçek bir aşk olur, çünkü Yakaladığımız an, bu oluşum...

Hiç Sorunsalı

Hiç'i Düşünememek Nietzsche: “Olmama'yı tasavvur edemiyorum.”(1) Tam da özneyi kökünden yakalamak için hiçbir fırsat kaçırmayan bir düşünür söylüyor bunu. Çünkü Hiç'ten Varlık'a dönüş ya da geçiş için bir garantiye gereksinimi var. Neyin garantisi? Nihilizmi aşma istemi üzerinden varoluşa geri dönüş. Ardında da “değerlerin yeniden değerlendirilmesini” önerecektir. Babası...

Hasret

Kalbimi hoplatan da ne? Nedir beni dışarı çeken? Çevirip de sıkarak Evden itip yuvadan eden? Aynı ta oradaki bulut Kayalardan sıvışır gibi! Göç etmek istiyorum Varmak ve kalmak bengi! Aha salkıyor kargalar Dostane uçuşlarıyla; Karışıyorum aralarına Ve takılıyorum alaya. Ve dağları taşları Beraber kanatlıyoruz. Oysa aşağıda bulunuyor, Arıyorum onu sonsuz. Şimdi gelirken değiştiriyor; Bense acele etmekteyim, Kuş gibi öterken, Çalımsı ormana ermeliyim. O bekledi ve dinledi Ve gülümsedi...

Kaos Yolunda Bir Işık‏

Dei El, Dei Agnus... Varolanların bir başlangıcı ve sonu olmayabilir. Bu Bilgelik ve Deliliğe herhangi bir kanıt vardır. Ama delilikle varolan bilgeliği anlamayanlar zamanın boşluğu yutmasıyla varolanlardır. Suların altını boş zannedenler yanılanlardır, orada sonsuz isimlere sahip sonsuzluğa uzanan bağırsaklarıyla yaşayan Demogorgon mevcuttur. Kim onları sadece karanlıkta biliyorsa yanılıyordur,...

Tüm Sözlerin Bittiği Yerdeyim

Minik bir göçmen kuşun çığlığında yakaladım sabahı. Ne gece ne sabahtı zaman... Sonsuzluğun gri örtüsünü yırtmak üzereydi güneşin ilk ışıkları. Öylesine bir günü kucaklamak üzereyken aydınlık, evrenin sonsuzluğunda bir nokta gibiydim. Başımı pencereye çevirince, göz göze geldik denizle ve denizin eşsiz mavisi ile... Henüz uyanmamıştı martılar, gemiler, balıkçı...

İnsanın Kararsızlığı

İnsanların davranışları üzerinde düşünce yürütmek isteyenler, bu davranışları birbirine uydurmakta, hepsini bir kalıba sokmakta çektikleri zorluğu hiçbir yerde çekmezler çünkü bu davranışlar çok zaman birbirine öyle aykırıdır ki aynı tezgahtan bu kadar çeşitli kumaş çıkması insana olanaksız gelir. Acımazlığın simgesi olan Neron'a; sarayın geleceği üzerine bir idam...

Bir Adadan Ayrılmak

Evin kadını Tavukları salıyor. Kümes yaptıkları yerdeki Alabora teknede hapsolmuş hava Çıplak gözle görülüyor. Aklınan geçeni biliyorum Dantel giysinin içinde senin. Kuşluk yemeği. Evin kadını, Tam şunu söylemek için, Hiç ipucu bırakmadık. Ferdinand, Miranda, Katıksız ve basitti. Teşekkürler, teşekkürler. Deniz yosunu yemeği için. Her şey için. Bacaklarının arasında okuyorum Ve anlıyorum ki dünyayı Ağzına alan sen, şişelerdeki Gemileri öğrettin bana, Kabuklardaki denizi. New Weather, 1973 Paul Muldoon