Selim İleri’den Yeni Öyküler

Uzun bir sessizliğin ardından Selim İleri’den yepyeni öyküler…

Beş yıl aradan sonra ilk kez yeni öykülerini okuyucusuna sunan Selim İleri’nin yeni öykü kitabı Everest Yayınları’ndan çıktı.

Öykücülüğümüzün dönemeçlerinden birini oluşturan Selim İleri, Yağmur Akşamları adlı yeni öykü kitabıyla bir kez daha okurlarına kendi yazı evreninin kapılarını aralıyor. Tüm yaşamların içinde biriken tortuların, tozun, toprağın, ağırlığın arasından, bizleri hayata hapseden her şeyin içinden sıyrılıp gelen öyküler bunlar…

Yıllardır bir kenara bırakılan, iz bırakmadığı sanılıp unutulmuş hesapların apansız birer baskını… Doğu’nun ve Batı’nın alet edildiği karanlık siyasetler arasında yolunu arayan yapayalnız bireyler… Yürek burkan hesaplaşmalar: Yağmur Akşamları.

Günün, gündelik değerlerin değil, tüm günlerin yazarı Selim İleri’den gerçek edebiyat tutkunları için…

HÜRRİYET

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikPicasso’nun 35 Milyonluk Tablosu
Sonraki İçerikBen-Erkek!

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Yalnızlığa Düşkünlük

Akşam yemeği yiyorum biraz, aydınlık pencerede. Oda kararmış gökyüzü görünüyor. Dışarı çıkınca geniş kırlığa götürür dingin yollar az sonra. Göğe bakıyor ve yiyorum -kimbilir şimdi kaç kadın yemek yiyordur- gövdem dingin; sersemleştiriyor gövdemi iş ve her kadın. Dışarıda akşam yemeğinden sonra, yıldızlar gelip geniş ovanın toprağına dokuncaklar. Yıldızlar canlı, değersiz ama bu bir başına yediğim...

Sevginin Enerjetik Alanı

"Sevgiyi, doğası gereği her yerde aynı olan ama frekans ve yoğunluğuna göre farklı hareketler gösteren bir enerji yayılımına ya da değişik dalga boylarında yayın yapan kozmik bir üretece benzetmek mümkün müdür?" Bu soruya "Hayır" cevabı vermeliyiz çünkü sevgi enerjisini anlatmak için maddesel örnekler verdiğimizde, bunu materyalize etmek...

Küpe Korkusu

Herkesin bir korkusu vardır herkesin kaçtığı bir şey. Kimi iğneden, kimi yükseklikten, kimi düşmekten, kimi karanlıktan kimisi de uçaktan korkar. Hayat korkusu olanlarda vardır. Hayattan çekinenlerde. Neyin nerede bizi bulacağını bilmeyiz. Nerede bir soru işareti bırakacağımızı da. Aşağı doğru her düştüğünde insan bir rüya oluyor bu düşmeler...

Sahipsiz Sayfalar

hissiz kimsesiz bir sohbetti geceler, gündüzlere hasret. müsveddelerinden uzak özü insandı yarını düş, dünü kırıntılarıyla… çocukluk ellerinde kirleri hasret henüz çok uzakta. tanışmak için geç kalınmış aynalar yıllardır göremediğin bakışlarda. … bedensiz bir yansımanın yaşadığı bedenimsin! … yolsuz, ıssız bir konaklamaydı kervanlar, dostlara muhtaç. öyle çok ağlamaktı ki; dinmedi sızısı. şimdi tanımadığım bir gün hayalimde her şeyden biraz önce… ve anladım ki; Ahmet Selçuk İLKAN...

Pubhuman: Bilginin Peşinde

“Hayat: Bir bilgisayar oyunu gibidir. Çeşitli oyun biçimleri ve roller var. Peki ya Tanrı? Tanrı da bu oyunu kuran şeydir işte. Ya insan? İnsan da oyuncudur, biyolojik robot gibi bir şey.” Bu veya buna benzer cümleleri okumuş veya duymuşsunuzdur. Sorgulayan, akıl yürüten veya hakikati arayan insanlar için bu...

Daha Sonra‏

Sigaraların birini söndürüp diğerini yakınca, zamanın çoğaldığı, uzadığı filan yok. Yazmam gereken makaleyi yazmak için sahip olduğum zamandan daha fazlası gerek bana. İçtiğim sigaranın ve kahvenin yaptığım işe hiçbir faydası yok. Biliyorum. Lüzumsuz insanlar, lüzumsuz sinir bozuklukları, lüzumsuz işler derken, belli oldu. Bu gece de sabah kendiliğinden, ben...

Yasak Bilgi’nin İzinde: İnsan Ruhunun Tehlikeli Seyri

İnsanlık tarihi, bir nevi bilginin −daha doğrusu ‘hakikat’ arayışının− tarihidir. Bu hem zafer hem de hezimetlerle dolu bir olaylar manzumesidir. Bu arayışın altında −incelemeler yaptığınızda− karşınıza bir ‘kavram’  ve bu ‘kavram’ın etrafında organize olmuş çok sayıda insan içgüdüsü çıkar. Peki, nedir bu içgüdüler? Yasak Bilgi’nin peşinde oradan...

Fahişelerin Islak Ölümü

serserilerin bir kavanozdan çektiği sakız kıvamındaki tırnak boyası kadar kırmızı bir yok oluştur kader çelimsiz ve içten pazarlıklı öldürecek veya yaşatacaktır seni sakin bir karının sıcacık koynunda şarapçı aylak dillenmeden kaçmalı sakallı bitli bir torbacı çocuk bıkmadan seni izler yavaş yavaş yatağına sokar ve sorar adamlığı annenden mi öğrendin bitirim kancık sulanan hangi organın tekrar sorar asılır...

Sen Felsefesi

Kocaman cüssesine çok hafif geliyordu kalbi."Benden çaldığı kalbimi de koysun kalbinin üzerine, o zaman cüssesine uygun bir kalbi olur" dedim, kendi kendime. Zaten onun hakkındaki her şeyi kendi kendime yapıyordum. Kendi kendime emir veriyor, kendi kendime hayal kuruyordum... Onunsa kendisinden başka kimsesi yoktu.. Benim kendiliğimle onunkisi çok...