dostum…
uzun zamandır dostum.
zaten dost uzun zamanlı olur.
sessiz de olsa, bir ‘es’ verdik diyelim
ses veremesek de dostluğa.
sessizliğimin gürültülü bir anlamı vardı oysa.
sesini sadece benim duyduğum bir gürültü.
benim içimi acıtan, usulca kulağımı çınlatan.
dostum ama ben yine.
melankolik bir durum.
aşkın coşkusu yerine sıkıntısını arar bir durum.
çölün en güneşli zamanı yola düşmek,
dağın en kayalık yerini delmeye çalışmak gibi.
anlatanı dinlemeden anlamadığına yanmak gibi.
adanıp dağılmamak gibi.
yarattığını beğenmemek ama yok edememek gibi…
olsun.
böyle oldukça
şarap içleniyor, kızıyor, kızarıyor
şarabın gazabını seviyorum.
gül kokulu şizofrenik masamda gül rengi şarabıma kırmızı hayaller kurdurmayı seviyorum.
utanıp daha da kızarması keyif veriyor geceme.
konuşuyorum onunla, heceler dökülüyor sanki şişeden bardağa
kalabalık yalnızlığımı,
yazarak paylaşabilmeyi seviyorum…
paylaştığını sanmak,
dostum.
şizofreni sanrılarının somutlaşmasına yazarak şahitlik etmek…
yaşamak
kendini bir şey sanarak.
yazarak,
sandığımdan korkmadan…
dostum,
sandığıma girmeden.
dostum.

Sıfır Noktası

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.