On the eve of their deaths
they are baptized in the unholy waters of Bodom
With no hint of the torture
awaiting to greet them at the break of dawn

İstanbul’dan Children of Bodom Geçti!

8 Mart’ta piyasaya sürülen son albümleri “Relentless, Reckless Forever” için “The Ugly World Tour 2011” adını verdikleri konser turnesine çıkmışlardı. Turnenin bir ayağı İstanbul Maçka Küçükçiftlik Park’ta idi. Bu konser Children of Bodom’un Türkiye’de verdiği ilk konserdi. Fakat gelin görün ki artık iyice Türkiye’deki (olmayan) “konser kültüründen” soğudum. Bu konuya geleceğim sonradan ama önce günü özetleyelim.

Saat 19 gibi girdim alana. Hafif yağmur var açık havada. Sahnede ismini ilk kez duyduğum, ilk defa orda dinlediğim, bir daha da dinlemeyeceğim Machine Supremacy. Onlar yaklaşık 40 dakika sahnede kaldılar. İnce yağmur devam ediyor, o ara etrafıma baktım kimler var diye. Ne kadar lisede iki Bodom şarkısı dinleyip gözlerinin altına kalem çekmiş son zamanlarda “ergen” diye hitap edilen kitle varsa ordaydı. Neyse dedim içimden, sahnedeki hareketlilik durmuştu, bana gecenin en büyük kazanımı sahneye çıkmıştı: Ensiferum… İlk kez dinledim bu grubu, ama tam anlamıyla müthiş bir performanstı. Keza seyircilerin gruba ve şarkılarına verdiği tepkiler de benim düşüncemi destekler nitelikteydi. Zannedersem ilk fırsatta diskografilerini ele geçirip iyice dinlemeye başlayacağım. Onlar da Finlandiya’dan. Folk metal tarzında müzik yaptıklarını söylüyorlar, ama bana sorsanız melodik death metal ve power metal öğeleri ağırlıkta şarkılarında. (Bu arada ayrıca, futbol maçında sakatlanmasına rağmen yerinden hareket etmeden gitar çalmaya devam eden bas gitariste geçmiş olsun)

macka-felsefehayat-min

Gelelim o akşam orada olmamızın asıl sebebi olan Children of Bodom’a. Bu turneye çıkmadan önce internette dürüstçe açıklama yaptılar “Bu albümü turneye çıkabilmek için yaptık.” diye. Gerçekten de dürüstler, konser ağırlıklı olarak eski albümlerden klasikleşmiş şarkılardan (Follow the reaper, Children of Bodom, Hate me!, Hate Crew Deathroll, Everytime I Die…) oluştu. Ki benim için çok iyi, keza yeni albümü hiç mi hiç beğenmedim (veya birçok albümde aynı sound ve riffleri kullandıkları için artık bana farklı gelmiyor albümleri). Ses sistemi bozuktu, Ensiferum’daki mükemmel ses sistemi gitmişti. Hafif de olsa yağmurlu bir gece, ama insanı konserden en fazla tiksindiren ise dinleyici kitlesi. İki tane şarkıya eşlik edemeyen, Hate Crew Deathroll şarkısında bile yeterince coşmamış, konser boyunca “Are You Dead Yet?” diye bağırıp durmuş olan kitle. Sanki Children of Bodom diye bir grubu ilk kez duymuşlar, yolda gelmeden önce iki tane şarkısını dinleyip kendini konser alanına atmış kişilerdi. Kısacası, Türkiye’de ilk konserini veren Children of Bodom gibi bir gruba hiç yakışmayan bir kitlesi… Belki biraz konunun dışına çıkacağım ama şu bir gerçek ki Türkiye’de bir konser kültürü yok. “Alexi gelmiş, hadi görmeye gidelim.” modunda bir konsere gidilmez, tabi gittiğiniz konser bir metal konseriyse… Hele ki, gelen grubun lideri aynı anda scream vokal ve solo gitarın hakkını veren en iyi adamlardansa… Grup hak ettiği enerjiyi alamadı, seyirci ise bence hak etmediği ölçüde iyi bir konser aldı, her ne kadar ses sisteminde aksaklık olsa da. Grup konser hakkında ne düşünür bilinmez ama ben yerlerinde olsam bu zamana kadar gelmemelerinin, yerinde bir karar olduğunu düşünürdüm.

Gecenin kazanımlarına bakacak olursak, Bodom ilk kez Türkiye’deydi ve ben de ordaydım. Konser bazında düşündüğümüzde belki de dünyanın en iyi frontmenlerinden birini görme fırsatım oldu, Beğenmediğim son albüm şarkılarını değil de klasikleşmiş şarkıları dinledim. Ensiferum diye şahane yeni bir grup tanıdım.

Son söyleyeceklerim ise biraz mekân ve insanlarla alakalı. Öncelikle, Iron Maiden o mekânda konser verirse ciddi çok büyük hata yapar. Maiden’a yakışmayacak bir konser yeri ve bence kapasite Maiden için yeterli değil. Keza Bodom konserinde kolonların konser sonuna doğru bozulduğunu göz önüne alırsak, gerisini siz düşünün. Konser insanlarına gelince, ukalalık gibi algılanmasın ama yurtdışında konserlere koşarak, sıralarda saatlerce bekleyerek giderdim. Türkiye’de ise kaliteden yoksun, yapmacık metal dinleyicisi beni gittikçe bu müzikten soğutuyor. Konserlere gidiyorum ama ayaklarım geri geri gitmiyor değil. Ne zaman şöyle bilinçli bir metal müzik dinleyici kitlesi Türkiye’de oluşur bilemem, fakat gördüğüm şu ki son derece yapmacık ve genişleyen bir metal dinleyicisi (!) var Türkiye’de.

Ercan Yaman
İstanbul (18.04.2011)

Paylaş
Ercan Yaman… Aslında çok bir şey beklememek lazım ne de olsa sadece iki kelime. Ama okumak isteyenler için de birkaç bir şey karalayayım. Eylül 1989 Samsun doğumluyum. Hava olsun diye değil, kendimi keşfetmeme elverişli ortam sağladığı ve kendimi borçlu hissettiğim için gururla söylüyorum: ODTÜ mezunuyum. Parası ile kimisi kıyafet alır, kimi ev alıp yatırım yapar, kimi gece hayatına harcar vb. Ben ise kazandığım parayı yeni yerler keşfetmek ve çok sevdiğim metal müzik uğruna harcarım. Başka da bir şey yok. Eleştiri ve sorularınıza ise her daim açığım, herhangi bir iletişim adresimi kullanabilirsiniz.

CEVAP VER