Tim Burton, ‘Karanlık Gölgeler’de tanıdık sinema evreninin içine ‘Vampir’ ve ‘Cadı’nın temsil ettiği iki sermayedarı koyuyor ve ‘Nerde o eski kapitalistler’ demeye getiriyor.

dark-shadows-filmi-izle

KARANLIK GÖLGELER
Orijinal Adı: Dark Shadows
Yönetmen: Tim Burton
Oyuncular: Johnny Depp , Michelle Pfeiffer, Eva Green, Helena Bonham Carter, Jackie Earle Haley
Süre: 113 dk.

Tim Burton evreni, ‘öteki dünyalar’ ile sıkı bir bağlantı içinde. ‘Batman’, ‘ Batman Dönüyor’, ‘Çılgın Marslılar!’, ‘ Maymunlar Cehennemi ’, ‘Charlie’nin Çikolata Fabrikası’, ‘Ölü Gelin’ ve ‘Alice Harikalar Diyarında’ gibi ilk akla gelen filmlerini düşündüğümüzde pek de ‘normal’ olmayan karakterlerle ve bu karakterlerin içine oturtulduğu ‘gotik’ dünyalarla karşılaşıyoruz.
Bugün gösterime giren ‘Karanlık Gölgeler/Dark Shadows’ da öyle. Üstelik, hem gotik hem retro. Gotik çünkü Tim Burton bundan vazgeçmiyor. Retro çünkü hikâyenin büyük bir bölümü 1972 yılı atmosferinde geçiyor.

ABC kanalının dizisi bütün sakilliğine rağmen büyük bir hayran kitlesi yaratmıştı. Ama Tim Burton (tabii ki) dizinin ruhunu ve karakterlerini almakla birlikte, kendi yorumunu yapmaktan geri durmuyor. Dizinin ilk yıllarında olmayan ama daha sonra heyecan katması için 210. bölümde hikâyeye dahil olan Barnabas Collins’i merkeze yerleştiriyor.

Barnabas, 1750 yılında annesi ve babasıyla birlikte yeni bir hayat kurmak üzere Amerika’ya geliyor. ‘Amerikan Rüyası’nın cisimleşmiş hali olarak baba Joshua Collins, küçük bir kasabada Colinsport adlı şirket imparatorluğu kurar. Bu sırada Barnabas serpilmiş genç bir playboy olmuştur. Ne var ki evlerinde hizmetli olarak çalışan ama aslında bir cadı olan Angelique’in kalbini kırınca cezalandırılır. Vampire dönüşen Barnabas, 200 yıl boyunca bir tabutta kalmaya mahkûm edilir.

O eski halinden eser yok şimdi

Bu açılıştan sonra kahramanımız 1972 yılında bir tesadüf sonucu tabuttan kurtuluyor ve Collinwood Malikânesi’nin yolunu tutuyor. Barnabas’ın gerçek kimliğini söyleyebilecek kadar güvendiği tek kişi ailenin annesi Elizabeth Collins Stoddard’dır. Harabeye dönmüş bu malikânede, Elizabeth’in kızı Carolyn, Kardeşi Roger, Roger’in oğlu David, aile doktoru Julie ve iki hizmetli yaşamaktadır. David ile ilgilenmek için malikânede çalışmaya başlayan ve Barnabas’ın geçmişi ile bağlantı noktası olan Victoria da bu aileye dahil oluyor. Ama Colins ailesinin kasabadaki eski görkemli günlerinden eser kalmamıştır.

Aileyi canlandırıp eski günlerine kavuşturma hayalleri kuran vampir kahramanımız bir yandan ‘kan ihtiyacını’ karşılamak için uğraşırken, öte yandan da kasabayı ele geçiren yeni tarz bir şirketin patroniçesiyle uğraşmak zorunda kalır. Bu patroniçe eski bir tanıdıktır.

‘Karanlık Gölgeler’ için iki farklı yorum yapabiliriz. İlki ‘Tim Burton’ evreninde nerede durduğu konusunda. Oyunculuğu, yeteneği ve Tim Burton ile yaşadığı uyumun başarısı gibi olumlu taraflar bir yana, yine Johnny Depp’i görmek (sekizinci kez birlikteler) biraz uzun yıllar aynı takımda oynayan futbolcu durumuna benziyor. Yani hak ettiği için orada ama insan yeni sezonda yeni yüzler arıyor! Öte yandan özellikle Collinswood’un gotik, kasabanın retro tasarımlarının etkileyici olduğunu, dijital efektler yerine gerçek setlerle çekimler gerçekleştirildiğini hatırlatalım. Vampir ve cadının sevişme sahnesinin ‘Hepsini Vur’daki Monica Bellucci-Clive Owen sahnesini fazlasıyla andırdığını da ekleyelim. Bir de Barnabas’ın tabuttan çıkıp evini ararken kentte dolaştığı ve 200 yıllık değişimi anlamaya çalıştığı anlar filmin en eğlenceli bölümü. Ötesi; Tim Burton filmi işte.

Şeytan McDonald’s

İkinci yorumu Burton’un ‘kapitalizm’ üzerine söyledikleri için yapabiliriz. Barnabas, tabuta gömülmeden önce dini metinler ve mitoloji üzerine derin araştırmalar yapıyor ve Mefistofeles’i ‘M’ harfiyle özdeşleştiriyor. Tabuttan ilk çıktığı anda gördüğü şey ise McDonald’s’ın M’si oluyor ve ‘Şeytan’ diye söyleniyor.

Bu aslında filmin bundan sonraki akışının rotasını da belirlemiş oluyor bir bakıma. Çünkü her ne kadar vampir olsa da Barnabas ‘Amerikan Rüyası’na yani kapitalist ruhun yarattığı ülkeye inanıyor. Oysa babasının şirketini yok edip yeni bir imparatorluk kuran eski tanıdık patroniçe açgözlü, çalışanları ve çevresini sömürmekten, onları yoksulluğa mahkûm etmekten başka bir şey düşünmeyen bir zamane kapitalisti. Filmin Tim Burton trükleriyle akan hikâyesi bir yanda, vampir ile cadının mücadelesi de Tim Burton’un ‘hangi kapitalizm’ sorusunun cevabını aradığını düşündürtüyor insana. Bu filmin ABD’nin büyük bir kriz yaşadığı ‘zamane kapitalistleri’nin hedefe konulduğu ve ‘güler yüzlü’ kapitalizmin yeniden gündeme geldiği bir döneme denk gelmesi anlamlı. Burton, Angelique ile Barnabas’ın aralarındaki ‘şiddetli’ çekime rağmen bir arada ve aynı şey olamayacaklarını da anlatıyor bizlere ve tercihini bir bakıma ‘güler yüzlü’ kapitalizmden yana kullanıyor.

Dizinin hayranı olduğu için Tim Burton’u arayarak rol isteyen Michelle Pfeiffer; zaten vazgeçilmez Helena Bonham Carter, ‘Little Children’ ve ‘Watchmen’den tanıdık Jackie Earle Haley ve ikinci filminde usta bir yönetmenle çalışma fırsatını yakalayan genç oyuncu Bella Heathcote iyiler. Christopher Lee ve Alice Cooper şöyle bir uğruyorlar. Ama Eva Green’in kötü kalpli ve ‘vahşi kapitalist’ cadı rolünde filme ayrı bir renk kattığıın ekleyelim.

Toparlarsak ‘Karanlık Gölgeler’, tipik bir Tim Burton filminin özelliklerini fazlasıyla barındırsa da bir adım öteye geçemiyor. Yani ‘sinema’ için yeni bir şey söylediğini söylemek zor. Peki ‘siyaseten’ yeni bir şey söylüyor mu? ‘Güler yüzlü’ kapitalizmi henüz gören yok. Peki gerçekleşme ihtimali var mı? Yaşadığınız hayata bakıp siz karar verin!

RADİKAL

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.