Masanın ortasındaki bir vazoya, izleyenlerin, koklayanların karşısında can çekişmekten utanan, utancından kıpkırmızı kızarmış güller yerleştirilmiş.
Güllerin can çekiştiğinin farkında bile olmayan hararetle tartışanlar doldurmuş mekanı…

Ve mekandakileri farketmeden gözlerine bakarken kendini bakışlarında kaybeden adam…
Ellerini tuttuğunda çölün sınırlarına ulaştığını sanıp susuzluğunu farketmeyen mecnun gibi içi titreyen zavallı aşık…
Bir benzeri daha yaşanmamış bir aşkı yaşamak kendinden geçirmiş onu.
Ellerini sıkıca tutmuş aşkının, sarılmış ona, alnından öpüyor…
Ellerinden, dudaklarından öpüyor.
İçkisinden bir yudum daha içip, eve gidip, sarmaş dolaş olmak istiyordu…
Son yudumunu da çekti bardaktan ve sevgilisin elinden tutup incecik beline sarılarak bir daha öptü.
Mekandakilerin bakışlarını farketmeden defalarca öptü sevgilisini…
Ve yine aşkına sıkıca tutunarak, ellerinin acıdığını farketmeden can çekişen güllerin bakışları altında mekandan ‘tek başına’ ayrıldı.

Sıfır Noktası

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.