varlığımı eriten boğan modern, materyalist kentlerden gizlendiğim bu kasabada
bir parça sükun istemek suçum!
kendi içimdeki çatışmalar, yangınlar bitmezken..
daha sessiz uçlara, şehrin daha dışına, daha kuytulara yöneliyorum.
bu yönelişlerde darbeler yemiş zihnim
katlanamıyor gürültülere…
bu yönelişlerde duruyor global dünya ve onun empozeleri..
moderniteyi durdurmak ve daha ilkel varoluşa dönmek?

sükunet öyle büyülü bir derinliğe ve tada sahip ki,
doğanın sessizliğine aşık oluyorum ilerledikçe, tutkuyla bağlanıyorum..
sükunetin içine girmek ve bir daha modern hayata dönmemek..

bu derinlikli sükut ve doğa yaşam gücü veriyor.
ve nefis doğayı seyretmekten ve dinlemekten müthiş haz duyuyorum.
tek tek her yaprağı her böceği..
ben onlarla varoluyorum rüzgarla salınan yemyeşil yaprakların sunduğu umutla
mega kentlerle ve yozlaşmış insanla değil!

Özlem Özmen

4 YORUMLAR

  1. Hastaliklar sariyor ve donup bakinca begendim siirsel yazimi..En cok da yozlasmis insan vurgusunu..Biraz da dogaseverligin nedenleri ve asosyallik ilintisini yazmak lazim.Tesekkurler..

  2. Teşekkür ederim Ümit Hn. Bu algı da sizin asaletiniz..
    Gerçi aşırı indigo-hippi ve modernite ve gürültüyü reddeden
    ütopik bir yazı olmuş ama bu karmaşada doğaya olan aşkım bu düzeyde yoğun.

  3. bu yazınızı facebook sayfamda şu şiir ile birlikte paylaştım:”insanların sözlerine inandım /bağışlayın beni otlar böcekler/ sessizlik açan taşlar/ sende hiç yaşlanmayan yağmur/ geç öğrendim büyüklüğünüzü” şükrü erbaşın bu şiiriyle çok paralellik buldum ve çok beğendim yazınızı ,elinize sağlık….

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.