Tarantino ve Şiddet

Tarantino ve Şiddet

Quentin Tarantino’nun filmlerinde şiddetin tezahürü

Quentin Tarantino’nun filmlerinde şiddetin tezahürüyle ilgili senelerdir alıp yürüyen tartışma, genellikle şiddetin bir amaç mı araç mı olduğu çıkmazının üzerinden konuşulur durur. Tüm bu derinlemesine tartışmanın ardında ise aslında büsbütün çocuk ruhlu ve bütün bunların bir eğlenceden ibaret olduğunu savunan bir yönetmen vardır. Öyle ki Tarantino, kendisine mevzubahis konuyla ilintili gelen soruları sinirlenerek geri çevirir; sinemanın birkaç saatlik bir yanılsamadan ibaret olduğunu savunur ve konu hakkındaki tavizsizliği konuşturur. Kendisine sanki dünyanın en ciddi işlerinden birini yapıyormuş gibi yaklaşılmasından hiç hoşlanmaz.

Kesilen kulaklar, uçurulan kafatasları, çıkarılan gözler, kafası patlatılanlar, karnından bıçaklanarak can çekişmeye terk edilenler… Tarantino’nun filmlerindeki abartılı tüm şiddet duraklarının hepsi aslında tür sinemasında ucuz bir b-filmine yaraşır türdendir. Ancak Tarantino güçlü hikâye anlatma becerisi sayesinde bunların hepsini ‘mantıklı’ olmasa da şık bir görsellik içerisinde estetize etmeyi başarır. Zaten asıl tepki ve tartışma da her daim bu ‘şık’ çerçevenin yansımasından doğmaktadır. Zira kimse küçük bir parayla çekilen z-sınıfı bir filme inanmayacaktır; ancak Tarantino o kafaları o kadar güzel bir biçimde patlatmaktadır ki, bundan keyif alıyor olmak seyircinin vicdanına tuhaf bir rahatsızlık bahşetmektedir.

pulp-fiction
Pulp Fiction – 1994

Tarantino referansları

Tarantino referanslarla dolu sinemasında neredeyse her kişisel elementini başka bir ustanın referansı üzerine kurmuştur. Bu nedenle filmlerindeki şiddet de kökeninde kişisel beğenilerinin, kendi karakterini oluşturan sinemanın ve alışkanlıklarının mahsulüdür. Bu nedenle tarihi bükerek Adolf Hitler’i erkenden mevta etmeye kalkan bir filmin şiddeti, en fazla tarihsel gerçekçiliği kadar dürüst olmalıdır. Zaten Tarantino’nun bir aslında bir savunmaya dahi ihtiyaç duymaması da tam olarak bundan ileri geliyor. Tarantino’nun gelini üzerine saldıran yüzlerce adamı kesip biçerken bundan ‘suçlu bir keyif’ alıyor olmak sahnenin gerçeklik potansiyeline inanmak değildir de nedir? Kısa filmografisinin başından sonuna kadar Quentin Tarantino’nun tüm bu şiddeti temelde ‘karton’ bir görsellik üzerine kurduğunu da eklemek gerekiyor. Zira kendisi, karakterlerinin derinleştirirken mevzusunu derinleştirmiyor ve şiddeti neredeyse bir çizgi-film bakışıyla süslüyor. Bir ‘arcade’ oyun gibi ‘boss-fight’larıyla nihayetine erdirdiği ve belli bir çizgiselliğe taşıdığı filmleri en az kendisinin kullandığı kadar kana –mutlak suretle- ihtiyaç duyuyorlar.

Bütün bunların ışığında Tarantino sinemasını tanımlayan unsurlardan biri olan estetik şiddetin temelde bir amaçtan ziyade bir araç olduğunu da belirtmek gerekiyor. Zira Tarantino’nun yarattığı bu şık sinema evrenine giden yol, kendine ait referanslarından geçiyor. Zaten kendisinin bizlere sunduğu tek şiddet de kanın, kılıcın, silahın şiddeti değil. Zira filmlerinin mizahi boyutuna katkıda bulunan ağız dolusu küfürleri de onun kendine özgü sinemasını şekillendiriyor ve bir tür metinsel şiddet takdim ediyorlar.

Yer Tutucu / Kaan Karsan

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Ruhun Amentüsü

Karanlığa ermek, onu keşfetmek değildir, ona dahil olup, içinde erimektir. Bu meçhul yolculuk, ruhu eksiklere göre değildir, orada hiç kapanmayan bir göz vardır ve görünmeyenler dokunduğu her şeyi mahveder, bu şey, yani gerçek ateş asla yakmaz, o yeniden doğurur ve hiçlikle özdeştir. Ruhun sana ait değil, o artık...

İnsan Hakkında

Claude-Adrien Helvetius (1715-71), bir vergi tahsildarı olarak topladığı büyük servetini filozofları himaye etmek için kullanmış, Paris’te seçkin bir salon açmıştır. İki başyapıtı, Zihin Hakkında (De l’esprit,1758) veİnsan Hakkında (De l’homme, 1772) ölümünden sonra yayınlanmış olduklarından, Helvetius, Paris parlamenterlerinin ve Katolik otoritelerinin hışmından kurtulmuş sayılır. Yazarın eşitliğe olan...

Karanlığın Geceyle Sevişmesi

Gecenin bir yarısı belasını arayan bir şeytanla tanıştım. İrkilmiştim önceleri. Benliğimi teslim aldı. Sonrasını zaten biliyorsunuz. Ama yine de anlatayım. ... Bu ilk değildi. Son da olmayacaktı. Tüm insanlık uykusunda sayıklarken, ben sadece hayaletlerime sarılıyordum. Çünkü onlar beni hiçbir zaman terk etmemişti. Hiçbir zaman yalan söylemediler. Terk etmeyi bilmeyenler...

Meyvelerin En Güzeline

Bugün dördüncü günümüz bitanem Artık eskisi gibi güzel de korkmuyorsun Sarılıyorum sana konuşuyorum yine de Duyduğunu umuyorum Yarım kalmış öyküler biriktiriyorum Tütünden sararmış parmaklarımla Dokunuyorum eskimiş şiirlerine Yakıştıramıyorum soluk bedeni sana İrkiliyoruz kırılan kapının sesiyle Kovuyorum hepsini Meyvelerin en güzelidir diyorum Bahçelerden düşüyoruz yine Kirli eller tutuyor ikimizi de Anlatamıyorum eskimiş şiirlerini Bırakın diyorum öykülerimiz var Kalmasınlar eksik Varlık E.  

Felsefe Yapmanın Engelleri

Tayyip Erdoğan Türkiye’de felsefe yapılmamasının (demek ki, kaydadeğer bir şey yapılmadığını kabul ediyor) sorumluluğunu, “Osmanlıca”nın terkedilmesine bağlıyor. Dün bu konuda kısaca bir şeyler yazmıştım. Bugün yeniden oralara girmeden çok daha temel bir konuya dikkat çekeyim. Onun için, en temel sorudan başlayalım: felsefe yapmak, yapamamak gibi konulardan söz...

Hoşgeldin İntiharım

Gereksiz kıskandırma çabalarının elinden tutup parka götürdüm bugün. Çok iyi anlaşıyoruz. Onlar olmasa üzülürdüm. Ah be koca çocuk. Elimi bırakıp başkalarına koşan sensin. Senin için cehennemin en dibinde çadır kurdum, gelir misin? Geliyorsan, oraya 'ateşten gömlek' bıraktım, giy öyle gel. Şşşt ! Yavaş ol, kadınların uyuyor. Hatırlamıyor musun? Onları...

Aziz Öfke

Doğruluğu istedim, acıyı verdiler ellerime, Kabul ettim ve yürüdüm… Umudu istedim, yalnızlığı koydular yanıma, Beni bensiz göndererek... Kabul ettim ve yürüdüm… Rüzgar olmak istedim yağmurda ıslanan, Bana esareti sundular güneşi doğurmaksızın. Özğürlüğü arzuladım her nefes alışımda, Gökyüzünde maviler fethetmek istedim, Kutsadım kendimi öfke ile, Yalnızlığın büyüsü ile kuşattım benliğimi, Şehvetin olmadığı yeri! Yeniden doğurdum Aziz Öfke yi şafak ile, Fırtınalar...

Hayyam Rubaileri -V-

81. Ramazan ayı bu yıl da geldi yine; Vurdu bukağıyı aklın bileğine; Tanrım bu halka bir gaflet ver de bari Ramazanı Şevval sansınlar bu sene. 82. Ey doğru yolun yolcusu, çaresiz kalma; Çıkma kendinden dışarı, serseri olma; Kendi içine sefer et erenler gibi: Sen görenlerdensin, dünya seyrine dalma. 83. Duru sudan daha temizdir benim sevgim; Sevgiyle bu oynayış da...

Dünyanın Bize Göreliği

Her varlık için en değerli, en yüksek varlık kendininkidir. Başka varlıkların değerlerini kendi varlığını temel alarak ölçer, ona göre yargılar verir. Bu temel ve ölçü olmadıkça hayal gücümüz iş göremez. Başka bir çıkış noktası da yaratamaz. Kendimizin dışına, ötesine gidemeyiz. Bu yüzden insanlar şöyle düşünmüşler: Varlıkların en...