Türk Edebiyatında Yeni Bir Açılım: Yusuf Atılgan

Ölüm yıldönümünün yer aldığı Ekim ayında, “Ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: gerçek sevgiyi…” diyen Yusuf Atılgan’ı, az ama öz yazan bu edebiyat ustasını TESAK’ta anıyoruz.

Çağdaşlarının özellikle toplumsal eserler yazdığı bir dönemde, “birey” ve “bireyin toplumla çatışması” temasını eserlerinde incelikle işleyen Yusuf Atılgan, modern bireyin açmazlarını, yani uyumsuzluğunu, alışkanlıklara olan isyanını, tutamak arayışını, bulamayışını, yalnızlığını, yabancılaşmasını, kaçışını, aşırı duyarsızlık ya da duyarlığını, yaşamının anlamsızlığını anlatır, artık kültleşmiş olan kitaplarında. Beylik olan her şeyi sorgulayan samimi ve yalın üslubuyla hem kent, hem kasaba, hem de köy edebiyatımızda, psikanaliz ve varoluşçu yaklaşımı temel alarak yansıtabilmiş nadide bir edebiyatçıdır.

TESAK Konferans Salonu, 120 kişilik yer sayısıyla sınırlıdır.

Ücretsiz giriş kartları, etkinlik tarihinden bir hafta öncesi itibariyle TESAK Danışma’dan temin edilebilir.

Konuşmacılar: Yrd. Doç. Dr. Hilmi Tezgör, Ekrem Işın
Tarih: 22 Ekim 2016
Saat: 14:00
Mekan: Tarih, Edebiyat ve Sanat Kütüphanesi
Konferans Salonu

Kaynak: kultursanat.kadikoy.bel.tr

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

“Ben”siz Bir Bilinç: Krishnamurti

Batı dünyası, Freud ve diğerleri aracılığıyla bilinci, bilinç ve bilinçaltı olarak ikiye ayırmıştır. Hiç öyle olmayabilir de. Freud’u, Jung’u atın bir kenara ve başlayın. O zaman keşfedecekleriniz ikinci el değil, özgün olacak. Krishnamurti, insanlığa özgü sorunların çözümünü kelimelerde ya da felsefî kavramlarda aramaz. Tam tersine ona göre, dünyada...

“Eşeysiz” Biricik

Stirner, BvM'nde etik olgusunu sorgularken, etik kapsamında var edilen cinselliği dönemin hoşgörülü liberalleri bile provoke edecek kadar rahatca eleştirir. Törenin cinsellik üzerindeki baskısını eleştiren o dönemin liberallerini de hedefleyerek gerçek cinsellik kapsamına giren monogaminin kutsallaştırılmasını ve örneğin çok ilişkili bir cinselliği sürdürenlerin cezalandırılmasını sabit düşünceye bağlar. Stirner'e göre...

Bir Damla Günah

Şafak sökülüyordu yeni güneşin doğuşu gerçekleşirken o bir daha karanlığın toz dumanına sarıldı… Sonsuzluğun sahrasında doğan çocuğun ellerindeki ızdıraplı yolların izleri, ruhunda yalnızlığın işareti olan belirsizlik ateşi... Şimdi çok uzaklarda insanlığı terketmişti, yalnızlığını, doğuşuyla getiren güneş insanlığın utanç verici halinden doğmayan vicdanla hesaplaşmalıydı. Perdeler kapanmıştı, gözlerindeki cansızlık gökyüzünün günahkar meleklerine...

Nasıl Sarhoş Olunuyor?

İlk yudumla birlikte, alkol ağız ve yemek borusu ile temas ettikten sonra, ciddi miktarda kana karıştığı ilk durak olan mideye gelir. Ancak alkolün kana karışması en çok ince bağırsaklarda olur. Büyük bir kısmı ince bağırsaklarda kana geçen alkol, derhal merkezi sinir sistemimizi etkilemeye başlar. Birkaç dakika sonra beyne...

Üzülme Bubulinam, Tanrı Var!

Kaburga mirastır der Peygamber Elma yasak! Tanrı kuralcı! Şeytan kadın! Aden görünmez olur ufukta, Anneciğim bak bu su, bu toprak, bu insan Öyle korkma hemen, öyle teslim olma çabuk! Bağ bahçe feodallerin ellerinde ve ıslak ve sessiz ve yetim ve gece Avuçlarının arasına sıkıştırdığı kemikten istavroz ile bağırıyor İsa; “EY HAVARİLERİM DİNLE BENİ, BENİ...

Paranoyanın Haklılaştırılması

Paranoya, Yunanca'da aklını kaçırmayla (παράνοια) eşdeğer, şüphenin bilinçaltında sürekli canlı tutulduğu ve tazelendiği hastalığın adı. -wiki Ama bana göre paranoya, tecrübelerin ayakta tuttuğu sağlam bir psikolojik durumu ifade ediyor. Sağlamdır, çünkü yolunuza tecrübeler ışık tutar. Her insan tehlikedir, her karanlık belirsizdir, her çığlık ölümü çağırır. İşte benim gözümde...

Kumarbaz Ruhumun Tövbesi

dünya bazen ağlamaklı dürttü beni makyajı akmış bir fahişeyi uykusundan uyandırır gibi akıttı üzerime biriktirdiği nefreti hayat her seferinde aklımı çelip gitti soluksuz bir adamın son isteğini terk etti ceketsiz dolaşan üşütük serseri acı benim adımı göklerden sildi çünkü her organım asiydi iç güdülerim coşuyordu hoyrat bir nehir misali sorgusuz celladım ipimi çekti tereyağından kıl çeker gibi can...

Karanlıktaki Saklı Işık

Kimse yok.... Hiçbir şey yok.... Yokluk bile terketti beni... Kadehimdeki şarap her gün damarlarımda dolaşan kanla rengini değişerek yeniden damarlarıma hapsoluyor. Elimdeki sigaramı ateşe vermeden acılarımın sessizliğinden yanarak kül oluyor. Geceleri gördüğüm kabuslar uyandığımda ruhumda yeni bir gerçek için mimarlık yapıyor. Soframda yığılıp kalan nimetlerden tiksinerek midem bir...

Eskidendi

Hani erken inerdi karanlık Hani yağmur yağardı inceden Hani okuldan, işten dönerken Işıklar yanardı evlerde Hani ay herkese gülümserken Mevsimler kimseyi dinlemezken Hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken Hani herkes arkadaş Hani oyunlar sürerken Hani çerçeveler boş Hani körkütük sarhoş gençliğimizden Hani şarkılar bizi henüz bu kadar incitmezken Eskidendi, eskidendi, çok eskiden Şimdi ay usul, yıldızlar eski Hatıralar gökyüzü gibi Gitmiyor üzerimizden Geçen...