Türkiye ABD’ den Zeugma Mozaiğinin Kayıp Parçalarını İstedi

Bowling Green Devlet Üniversitesi, mozaiklerin yurtdışına yasadışı olarak çıkarıldığını ispatlayan doküman sunulmasını istedi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Zeugma Mozaik Müzesi’nin bin 800 yıllık gözdesi ‘Çingene Kızı’nın kayıp parçaları için harekete geçti.

Habertürk’ten Aykut Yılmaz‘ın haberine göre, Gaziantep’ki dünyanın en büyük ikinci mozaik müzesi olan Zeugma’nın en nadide parçası olan ve Milat’tan sonra 2’nci yüzyılın sonuna tarihlenen Maenad Mozaiği’nin (Çingene Kızı) kenar bordürleri 2012’de ABD’den çıktı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, eserlerin Ohio Eyaleti’ndeki Bowling Green Devlet Üniversitesi’nin Wolfe Sanat Merkezi’nde sergilendiğini belirledi.

“Yeterli görmedi”

Bu tespit üzerine üniversite yönetimiyle iletişime geçen bakanlık, mozaiklerin Türkiye kökenli olduğunu ispatlayan bilimsel raporlar gönderdi.

Ancak üniversite, bakanlığın raporunu ‘yeterli’ görmedi ve mozaiklerin yurtdışına yasadışı olarak çıkarıldığını ispatlayan doküman sunulmasını istedi.

Bakanlık, 4 yıldır üniversite yönetimiyle yapılan görüşmelerden bir netice alınamaması üzerine eserlerin iadesi için konunun UNESCO nezdinde gündeme getirilmesi amacıyla Dışişleri Bakanlığı’ndan talepte bulundu.

Kaçakçılar çaldı

Çingene Kızı mozaiği, Maenad Villası’nın yemek odasının dikdörtgen tabanına ait taban mozaiğinin kaçakçılardan geriye kalan parçaları arasında bulundu.  Boyu 78, eni 52 cm olan mozaikte kadın figürü sağına doğru bakıyor.

Kabarık saçları ortadan ikiye ayrılmış ve ensesinden bir eşarpla bağlanmış kadının kulaklarında iç içe geçmiş iri halka küpe bulunuyor.

Bu nedenle ilk bulunduğunda Çingene Kızı olarak adlandırılan kadın tasvirinin yer aldığı dikdörtgen paneldeki mozaik taban, büyük ölçüde tahribata uğramış, figürlerin çoğu eski eser kaçakçıları tarafından çalınmış.

t24.com.tr

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Bir Hiçi Becerdim!

bir hiçi becerdim kırmızı çizgili bir kazağı vardı öylece yatıyordu patates çuvalı gibi ayakları kirliydi gözleri kapaksız iniltisiz ve acısız bir sevişmeydi sadece altımda yatıyordu bir hiçi becerdim sarı saçları mavi gözleri ilk günkü kadar saftı bir hiçi becerdim yoktandı iç çamaşırları Can Murat Demir

Martının Çığlığı‏

Ölüm her zamanki gibi çığlıklarıyla yaklaşmaktaydı, Attığı her adımda martının gözlerinden, Bir damla daha yaş akmaktaydı. Martı sustu, gökyüzü sustu, zaman durdu. Bense hala, Savaşın ortasında... Umudumu kaybetmeden, Geleceğim yok olmuştu. Martı sustu, ben sustum, gökyüzü sustu, Konuşmaya başladı. Kulak delen sesleriyle, Tanklar, silahlar... Onlar konuştukça martı sustu, ben sustum.... Yaklaştı ölüm... Acımasız... Ve kaldı bir adım aramızda, Ve en sonunda... Martı öldü. Bense...

Dilenci

Sen, her gün köşebaşlarında yırtık urbanla kirli ellerinle avuç açan, sefil insan. İnan yok farkımız birbirimizden. Sen belki tüm yaşamınca dilenecek; Beklediğin beş kuruşu biri vermezse, ötekinden isteyeceksin. Ama ben, tüm yaşamım boyunca tek bir kez dilendim, Bir acımasız kalbin sevdası ile alevlendim. Öylesine boş öylesine açık kaldıki elim, Yemin ettim bir daha dilenmeyeceğim. Victor...

Marx’ın Bir Çift Sözü Var…

Marx'ın Birinci Sözü De te fabula narratur, senin hikâyeni anlatıyorlar... Alman işçilerine İngiltere'de kapitalizmin gelişme sürecinin kanlı canlı bir anlatısını haber veren bu Latinizm, Marx'ın ele alacağımız birinci sözü... "Ama eğer Alman okur, İngiliz sanayi ve tarım işçilerinin durumuna omuz silker, ya da iyimser bir biçimde Almanya'da işlerin...

Hapishaneler Boşalsın, Ordu Lağvedilsin

La Revolution surréaliste dergisinin Ocak 1925 tarihli 2. sayısında yayınlanan bu ünlü bildiri, sürrealistlerin toplumsal ve siyasi meseleler karşısında doğrudan tavır almaktan çekinmediklerini gösterir. Ordu ile hapishane –dolayısıyla, silahlı kuvvetler ile “suç”– arasında kurulan koşutluk, sürrealizmin temel dertlerinden biri olan özgürlükle ilgilidir ve metin, sürrealist hareketin ilk...

Neden?

Daha çabuk ölüyorsun, sessizce yaşamın kıyısında durduğunda. Sessizce unutuluyorsun. Sesin içine hapsoluyor rüzgârın. Uzaklardan çok uzaklardan bir ninni bölüyor uykunu ve bir hüzün ve bir şarkı ve sonrası meçhul anıların. Sonrası kayıp sözcüklerinden hüzünler. İçinde boğulduğun hayatın izi kalıyor ellerinde. Ne kalır ki senden geriye daha. Yalnızlığından geriye, Hayallerinden... Bu sokakların karanlıklarında boğuluyorum. Bu...

Senden Boğuluyordum

Yoksulluğumun sesiydi. Solunda gelen ses, benimdi. Bazen çırpınışımdı belki, bazen egoydu biraz. Hep yoktun ama, hiç olamamıştın ya da. Eksik bir şeyler vardı hep, ellerin miydi sahi? Ya o ara sokaklar, onlar da sana hasret mi? Bu koku sana mı ait? Peki bu aşk kimin? Gelmemişsin hiç, gelsen hatırlardım. Kimin teninde bırakıyorsun nefesini? Müzik, sahi...

Evet, Yazıyorum!

Pembe püsküllü avizenin, pembemsi ve mayhoş ışığında ne düşünebilir insan? Yaşadığı güzel şeyleri mi? Çektiği acıları mı? Peki ya Yann Tiersen dinlerken ne düşünebilirsin? Sıradan fakat yaradanlaşmış parmaklarıyla çaldığı piyanonun o sanat kokan tuşlarını mı? Sokakta olan gençlerin yaktığı ateşin verdiği sıcaklık bize kadar uzanır aslında.. Bir...

Neden Gece Oldu Anne?

Kapatmalısın gözlerini ve karanlığın perdesi olmalı gördüğün. Karanlığı görebilmelisin ey çocuk! Önce Karanlığı keşfetmeli, onunla görebilmelisin gerçeği, kendi gerçeğini... Yarın kadar büyüdün, yarınlar için anlamalısın. Evren, tüm varlıklarıyla sıraya girer yenilenmek, tazelenmek için... Basmaktan korktuğun karıncalar, koparamadığın çiçekler, bakışlarına sığamadığın hayvan suretinde bedenler... Önce gün uyur, sonra gece... Biz...