Ben, hiç anneler gününü kutlamadım diyebilirim; babalar gününü de… İlla kutlanacaksa, o an benim doğduğum gündür. Çünkü asıl o zaman bu duyguyu tatmışlardır diye düşünürüm.

Değer verilen kişilere yalnızca bir günü atfetmek bana göre pek doğru değil. Bu kanıya daha çok küçükken, annemin anneler gününü kutlayacağım zaman, onun elini öpüp hediyesini vereceği bir annesinin, aynı şekilde babamın da babasının olmadığını fark ettiğimde varmıştım. İşte o lahzada, kutlama benim için farklı bir tanıma bürünmüştü; yalnızca sevinci kutlayabilirdik, acının bayramı olur muydu hiç?

Çocuklar için yılda bir gün olarak kutlanan, onlar için ise her gün buruk bir şekilde geçiyordu. Ve yıllar önce annem, “en çok ağrıma giden gün” diye tasvir etmişti, söz gelimi kendi gününü. Bu cümleyi duyunca, can evinden vurulmuşa dönmüştüm. Hislerim beni, annemin kılığına sokarak bir şiir yazmaya sevk etmişti:

Gözlerini hayata kapadığın an,
Yaşam durdu adeta, geçmedi zaman.
Can gitti! Buna nasıl dayansın canan?
Yokluğun içimde kor oldu anne!

Dünya bir yanaydı, sen bir yanaydın.
Hayattaki en sadık arkadaşımdın.
Sohbetin, muhabbetin, o munis tavrın,
Anılara karıştı senle beraber yok oldu anne!
Bir çığlık, bir haykırıştı ardında bıraktığın,
Katre katre gözyaşlarıydı zamanla beraber akan.
Kocaman bir boşluk açtın yüreğimde,
Açtığın bu yara kapanmıyor anne!
Yaşam devam etse de gönül yaralı,
Tadı kaçtı cihanın sensiz kalalı,
Yaş kırk olsa da şu yürek dağlı
Hakk’ın emridir dedik sabrettik anne!

2010, Mayıs

Babamdan böyle sözler işitmemiştim; ama bu durum onda da farksız sayılmazdı. Nasıl sayılmasın ki? Aynı türden yaşanan müşterek bir yokluk… Kolay değildi elbet. En zoru da bu yokluğu sürekli hatırlatan uyaranların, reklamların her yerde kendisini duyurması olmalıydı. Nitekim mağazaların bu günlere özel indirimlerini yakalamak isteyenlerin mutluluğu, maalesef ki olmayanlara acı çektirmekten başka pirim vermiyordu.

“Hayattalarken kutlayalım” nidalarına cevaben, pek tabii bu durumdan mutlu olan çok insan da var. Hatta “neden benim anneler günümü kutlamadın” diye gönül koyanlar da. Haklı olabilirler; ama her şeyi ve herkesi düşünüp aşırıya kaçmaktan sakınarak kendi içlerinde birbirlerini sevindirebilirler. Empati kurmak bu kadar zor olmamalı.

Betül Uludoğan

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.