Vatikan’ın Gizli İlişkileri

Vatikan’ın ve Papalığın tarihi sayısız cinayet, entrika ve skandalla doludur. Vatikan’da gece sapasağlam yatıp sabaha ceset o/arak kaldırılmak su içmek kadar olağan bir durumdur.

Amerikalı Kardinal Joseph Bernardin, Amerikalıların Papa adayıydı. 1995’de ABD’deki Yahudi Merkezi’nde yaptığı konuşmada Katolik Kilisesi’ni eleştirdi ve “Anti-semitizm incil’den kaynaklanıyor” demek cesaretini gösterdi. Nedir ki bu açıklamasından bir süre sonra esrarengiz bir şekilde hastalandı ve öldü!”

1000 kişiyi geçmeden Vatikan bürokrasisi, 2500 işçisiyle dünyanın en kalabalık dinsel topluluğunu (yaklaşık 900 milyon) hiçbir aksama o/madan yönetmektedir. Bu gerçeği yeni öğrenen bir Amerikalı zencin kendini tutamamış ve “AMAN Tanrım! Meğer dünyanın en kârlı şirketi Vatikan’mış” deyivermişti.

Vatikan ‘kirli’ iş/erinde daima taşeron kullanan devlettir. Bu pis işleri temizlemek mafyanın görevidir.

Bugüne kadar gelip geçmiş 263 Papadan kaçının eceliyle, kaçının cinayete kurban giderek ö/düğü belli değildir. En yakın örnek, bugünkü Papadan önce Papa seçilen ve sadece 33 gün Papalık yapabilen l. John Paul’dur. Vatikan uzmanı araştırmacı David Yallop’un belgeleriyle açıkladığına göre bu Papa, Vatikan’ın içindeki bir “Konspirasyon=Fesat Örgütü” ile “P2Mason Locası”nın ortak girişimiyle öldürülmüştür.

Vatikan’daki iktidar kavgasında önemli yer tutan Cizvitler en hızlı misyoner örgütüdür. Engizisyon Mahkemeleri’ni kurarak milyonlarca insanı yaktıran Dominikenler kadar acımasız olan Cizvitler, Türkiye’de ilk misyoner okulunu açan gruptur. 18 Kasım 1583’te Cizvitler tarafından açılmış o/an bu okul Karaköy’de-ki Saint-Benoit Lisesi olup bugün de faaliyetlerini sürdürmektedir.

Vatikan’ın özellikle 2. Dünya savaşı sırasında güçlendirdiği müthiş bir istihbarat ağı vardır. Vatikan’ın içinden çeşitli ulusların istihbarat örgütleriyle birlikte çalışan Kardinaller çıkmıştır. Bunlardan bazıları daha sonra Papa yapılmışlardır, örneğin Papa 6. Paul, gizli istihbarat örgütleriyle içli dışlı olmuş bir Kardinal olarak tanınıyordu.

Vatikan’ın servetinin tam olarak ne kadar olduğu hiçbir zaman açıklanmayan bir sırdır. Yıllık gelirleri bazı kalemlerde açıklanır, yaptığı açıklamalar biraz da abartılarak gösterilir ancak mal varlığı tam olarak asla açıklanmaz. Vatikan tam bir “Bezirgan” gibidir; daima gelirlerinin azlığından yakınır ama ilginçtir ki her geçen yıl biraz daha zenginleşir, biraz daha fazla para kazanır. Vatikan maliyesi yılda iki kez incelenir. Mali komisyonda kardinaller vardır ve başkan da (Prefektür denir) Amerikalı Kardinal Edmund Szoka’dır.

Aytunç Altındal
Vatikan ve Tapınak Şövalyeleri

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Yaralarım Benden Önce de Vardı…

Ernst Jünger, Mermer Yalıyar, çeviren Ersel Kayaoğlu (İstanbul: Can Yayınları, 1996), 128 s. Metafiziği altetmek, demişti Heidegger, imkânsız! O, basit bir felsefi eğitim yöntemi değildir. Sanki birilerinin fikrini, kanaatini reddediyormuş gibi onu silip atamazsınız. Nietzsche'nin "hakikat sorunu" konusunda vurguladığı gibi, Dünya'nın Batısında yaşayan bir insan türü "metafizik" olmadan değil...

İyi Amaç Uğruna Kötü Yollar

Doğanın yapıtlarındaki evrensel düzende şaşılası bir bağlaşma ve uyuşma var: Belli ki oluruna bırakılmış ve değişik başların yönettiği bir düzen değil bu. Bedenlerimizin hastalıkları, nitelikleri, devletlerde, hükümetler de de görülüyor. Krallıklar, cumhuriyetler bizim gibi doğuyor, gelişip parlıyor ve yaşlanıp ölüyorlar. Bedenlerimizin gereksiz ve zararlı akıtlarla dolduğu oluyor:...

Şiir Nasıl Doğar?

Bazılarının sandığı gibi mısralar duyguların değil, yaşanmış deneylerin sonucudur. Tek bir mısra yazmak için birçok şehirleri, insanları ve nesneleri görmüş olmak, hayvanları tanımak, kuşların nasıl uçtuğunu duymak ve sabahları çiçeklerin açılırken “nasıl titrediğini öğrenmek gerekir. Bilinmez yerlerdeki yolları, beklenilmeyen rastlamaları ve uzun zamandır yaklaştığını sezdiğimi ayrılışları, esrarı...

Bir Cinnetin Filozofu: Artaud

Artaud, özgün ve estetik bir cinnetin ürünüdür. Felsefe yapmaz ama düşünceleri bir filozofunkinden tehlikelidir. Saldırganlığı ete ve bedene olan düşkünlüğünden kaynaklanır. Beden karşısında akıttığı onto-erotik salyalarını sanatçı görünümlü Tanrıdan başkası silemez. Nihai -ürün olması onu oluşum sürecinin dışında tutamamıştır. Sesi ve tavrı ölümcül bir melodramın içinde yankılanır. Bu...

Hayyam Rubaileri -XIV-

261. Ben şarap içiyorum, doğrudur; Aklı olan da beni haklı bulur: İçeceğimi biliyordu Tanrı, İçmezsem Tanrı yanılmış olur. 262. Dünya hangi gülü bitirdiyse yerden Kırıp atmış, toprağa gömmüş yeniden. Su yerine toprağı çekseydi bulut Sevgili kanları yağardı göklerden. 263. Gerçeği bilemeyiz madem, ne yapsak boş; Ömür boyu kuşku içinde kalmak mı hoş? Aklın varsa kadehi bırakma elden Bu karanlıkta ha ayık...

Süleymaniye Camii ‘nin Harcı

İstanbul'un Haliç yamaçlarının üzerinde ve üçüncü tepesinde yer alan muhteşem bir külliyedir Süleymaniye Camii. Boğaziçi girişinden bakıldığında, caminin sadece eşsiz silueti bile insanı büyülemeye yeter. Süleymaniye'nin yapım aşaması bütünüyle görkemli bir efsanedir. Bunlardan en ilginç olanını aktarıyoruz. Mimar Sinan, Süleymaniye Külliyesi'nin temelini attıktan sonra, bu temelin oturması...

Ender Bir Hastalık

Hastalıklı uzuvların kesilmesi ve atılması gereklidir. Çünkü hastalık iyice yayıldığında çok geç olabilir. İlk önce ruha bulaşan bu illet yavaş yavaş tüm iradeyi ve bedeni hatta var oluşu ele geçirir. Bunu yaparken en büyük silahı da sizi kendi saflarına katıp, kendisine zorla benzetmektir. Bu kaçınılmaz sondur. Bu yüzden...

Yokluğundaki Kadın-lar

Eskisi gibi olmaz her zaman her şey. Eskisinden daha iyi olduğunu düşünürsün. Adamın ağzına sıçar, terkedersin. Pişman olursun geri dönersin. Aşık adam kabul eder, eder ama senden sonraki geçmişiyle. Eskiden attığın kazıkların pişmanlığını çekmiş bir şekilde doğru dürüst ilerlersin. Aynı hatalar değil, hiç bir hata yapmamak için çabalarsın.. Hata yapmamak için, Üzmemek için, Seni daha...

Tek Sesli Şiirden Çok Sesli Şiire

Mısra işlevini yitirdi; şiiri yapan bir birim olarak yürürlükten kalktı. Eski rahatlığını, o sessiz, kıpırtısız düzenindeki rahatlığını boşuna aranıyor şimdi. Öfkelerin, bunlukların, başkaldırmaların dışında kendini yineliyor daha çok. Ne denli güçlü görünürse görünsün, duygularımızı, gerilimlerimizi, düşünce coşkularımızı başlatıcı bir öğe, bir ölçü olmaktan çoktan çıktı. İnsanı, insanla...