ilya_villa_moda_tn

Villa Moda’yı okuma serüvenim kitap hakkında çok iyi düşünceler duydum diye değil bir Ceyda Kılınç kitabı olduğu için başladı.

Kitap, özellikle bayanların vazgeçilmez klasikleri arasına girebilir. Kısacası, içinde ne ararsanız var. Özellikle de bahsi geçen aşk serüvenleri birbirleri ile yarışıyor diyebilirim.

İlk başlarda kahramanlar kim, o kimdi, bu kimdi gibi soruları fazlasıyla sordum kendime. Sanıyorum ki yazar da bunların olabileceğinin farkına varmış ve ilk sayfaya tek tek kahramanların kimler olduğunu yazmış, özellikle bu yönünü çok beğendim.

Kitap adını bir villadan alıyor, bir modacı yıllarca çalışarak kendisine güzel bir villa yaptırıyor, çıkan aksilikler sonucu 3 evlilik yapıyor. Daha sonra villayı, 3 evliliğinden de 1’er çocuğu olan Hümeyra hanıma satıyor ve Hümeyra Hanım da villanın adını değiştirmeden yaşamına devam ediyor.

Hümeyra Hanım’ın çocuklarını sıralayacak olursak; ilk evliliğinden olan Bağdagül. Yazarın betimlemesi; iri yarı, erkeksi yüz ve vücut hatları olan birisi. İkincisi; Rus bir iş adamının oğlu Vladimir ama herkes ona Demir diye hitap ediyor ve de çok çok yakışıklıymış kendisi. Sonuncusuna gelecek olursak; Berrak. Berrak da adı gibi temiz bir kız ve astım hastası olmasının yanı sıra güzelliğini görenin unutması imkânsız. Hümeyra hanımın çocuklarının arasında Bağdagül’ün yerinde olmak istemezdim açıkçası. Kardeşlerine bir bakan bir daha bakarken, Bağdagül’e parası için bile zor bakıyorlar, ne kötü bir durum.

Kitaptaki karakterler genelde meraklı insanlar… Meraklı komşular, meraklı aile fertleri, meraklı çalışanlar vs… Tabi ki en büyük merak, ilişkiler ve evlilikler konusunda. Özellikle Bağdagül ve Jale arasında ki dedikodular kitabın vazgeçilmezleri arasında ve bence bunlardan en çok etkilenenler Jale’nin zavallı kocası Altan Bey ve evin küçük kızı Berrak. Çünkü kitabın sonunda büyük sürprizler karşılıyor bizi. Sürpriz diyorum gerçekten öyle, kitabı okursanız ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Demir ve Bağdagül, babaları yanlarında olmadan geçirilebilecek en güzel hayatları yaşıyorlar. Berrak hariç hepsi hayatından öyle memnun ki.

Berrak’tan bahsetmek isterim. Astım hastası ve diğerlerine göre babasına oldukça düşkün bir kız. Kim ne der acaba diye düşünmeden edemiyor. Kalbini yerinden oynatan büyük aşkı ile arasına da aşılamayacak engeller koyan da kendisi. En çok Berrak’ta gördüm gerçeği, mutsuzluğu… Ama o da bir gün, “Artık yeter!” diyerek aşkıyla gizli bir yola giriyor. Gizli buluşmalar, gizli evler, gizli konuşmalar… Herkesten saklıyor olan biteni. Aslında herkes bir şeyler olduğunun farkında ama gelin görün ki Berrak, “Nuh diyor peygamber demiyor.” Berrak’ın sevgilisinin kim olduğunu öğrenmek için kitabı bir çırpıda okudum, öğlen okula gitmek için otobüse bindiğimde okumaya başladım, ertesi gün yine okula gitmek için bindiğim otobüste bitirdim kitabı.

Kitabın sonlarına doğru, ev içinden eve geçme olayı (gizli geçit) beni benden alan olaydı “Keşke benimde öyle bir evim olsa!” dedim. Büyük sürprizi sizlerle paylaşmayacağım, Berrakın sevgilisi kimmiş sizde okuyup görün. Keyifli bir kitap olacağına eminim.

Çılgın gençler, sıradışı komşular, meraklı dostlar, gizemli aşklar ve tehlikeli ilişkiler herkesin hayatında bir parça da olsa vardır. Kitapta en az bir cümlede kendinizi bulacaksınız.

Sezen Aksu

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.